“Attan İnmeyesüz” ve İllâ Sorgulayasuz

47

Murat Hüdâvendigâr’a atfedilir ve “Sakın attan inmeyesüz!” şeklinde de ifade
edilir. Savaşın uzmanı ve diplomasinin acemisiyiz yada harp ustasıyız ama masa fukarasıyız
diye tefsir edebiliriz.

            Sahada kazanıp da masada kaybetmenin örnekleriyle doludur
tarihimiz. Prut Savaşı’ndan son İdlip Anlaşması’na kadar bkz. Tarih gişeleri.

            Yerleşik hayata geçtikten sonra at üstünde fazla
durmaktan yorulur olduk. 2 haftadır Karabağ’da
zafer yürüyüşündeydik; iş yavaş gidince sıkıldık, Moskova’ya yollandık belki masada hallederiz diye. Hâlbuki otuz yıldır özlemle beklediğimiz göz
yaşartıcı sahnedeydik.

            Dünyadaki nüfus kesâfetimize ve bağımsız, yarı bağımsız
devlet adedimize yakışmayan diplomatik
etkisizliğimiz
sözkonusu. Ve daha çok söylenmek, şikâyet etmek üzerine;
hemi de muhataplarımıza değil birbirimize..

            Oysa terazinin öbür kefesindeki Ermeniler midyum tek bir
devlete
sahip ve nüfusça da Türklerin zekât nisap miktarına
denkler. Yunanlılarsa yekpâre olmasa
da 1,5 devlete ve nüfusça da
Türklerin ancak 20’de birine
sahipler. Demek ki mesele nicelik/kemmiyet değil nitelik/keyfiyet.

            Attan indiniz, bari ince
hesapları
ve diplomatik adımları
sorgulamayı bırakmayın. Hatayı-yanlışı mecburen kabul etseniz bile milleti de
hatayı-yanlışı kabule ikna etmeye çalışmayın, yarın dışta ve içte kıvırmaya payınız kalsın.

            Hatayı savunma
alışkanlıklarımızla da
tek millet, iki devlet” olduğumuz Azerbaycan’a yani özüme soracaklarım var. Afrasya
Birliği
haricinde Türk Federasyonu
projesiyle yıllardır Türkiye & Azerbaycan & Türkmeneli & Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti
üzerinden somut öneriler simule eden biri olarak..

            Konyalı Celâleddin’in Rükneddin Kılıçarslan’a yazdığı “Demedim mi?” şiirindeki temaya benzer
bir akibetten Mevlâ esirgesin diyerek ve mevzu daha iyi
anlaşılsın deyu senli-benli sorayım:  

·       
Her
çağrıldığın yere niçin gidiyorsun?

·       
Seni vuranla
aynı masada niye oturursun?

·       
Masaya oturmak
işgalciyi ve zalimi meşru görmek anlamına gelmiyor mu?

·       
Ateşkes’i
neden kabul ettin; madem haklısın?

·       
Hadi madem
imzaladın, bari 12 yada 24 saatlik savaş ölülerini toplama gibi rutin bir işlem
tesisine niçin girişmedin?

·       
Arkası açık,
sonraki süreci belirsizliklerle dolu basit bir metnin imzasına ne gerek vardı?
Ermeniler bu metin doğrultusunda mı işgal ettikleri topraklardan çekilecek?

·       
Haydi hepsini
anladım; son maddeyle Türkiye’nin ipini niye çektin?

·       
Ermenistan
‘Ateşkes’i bozuyor, sen niye devam ettiriyorsun veya ettiriyor gibisin?

·       
Sorunu masada
dondurmaya çalışıyorlar; farketmiyor musun?

·       
Hep sızlanma ve
şikâyet diplomasisi mi işletilecek?

Türklük kaderdir.”
Kim demiş, niye demiş?