Fikir Damlaları (10)

282

    -Gaflet, ünsiyetsizlik doğurur. Mevcudatın hakiki vechesini; yani kulluklarını, lisanı hâlleriyle yaptıkları ibadetleri göstermez. Kullukta hangi mertebede olduğumuz gizlenir. Bu da mahlûkata ünsiyetimize perde çeker. Birbirimize karşı vahşileşiriz! Yabancılaşırız! “Bir göz hatırı için, çok gözler sevilir.” anlayışından uzak düşeriz. Aksi ise bizi, ibadete sevkeder; âbid âbidi sever iktizasınca, mevcudat arasında muhabbete vesile olur. “Yaratılmışı severiz, yaratandan ötürü.” hükmü nümâyan olur. Tembel tembelle, çalışkan çalışkanla, âbid âbidle ünsiyet eder mânâsı doğar.

    -İlimden hikmete, bakıştan görüşe ve ibret almaya, yani basîrete yol bulamaz, eserden ustaya, fiilden fâile, nizamdan nâzıma, yapılandan yapana geçemez isek; bakış tesadüf, görüş tevafuk, biliş malûmattan ibaret kalır. Çünkü ilim idraki, maksat hikmeti intaç etmeli. Zira:

     Bakmak değil görmek,

     Duymak değil işitmek,

     Bilmek değil, anlamak asıl olmalı.

     Resme bakınca ressamı,

     Nakışı görünce, nakkaşı akla gelmeli.

   -Kâinat büyük bir insan,

     İnsan küçük bir kâinat.

     Kâinatta ne varsa insanda var.

     Maddesinde kâinat, mânâsında;

     Gayb âlemleri ve maneviyat özetlenmiş.

     Boşuna denmemiş: “Ne ararsan insanda ara, insanda bul.”

     “Nefsini bilen Rabbini bilir.”

     “Sen seni bil sen seni; yoksa patlatırlar enseni!”

     Velhâsıl, içinde bulunduğumuz her yer; kâinattan bir parça.

     Bizler ise, insanlık âleminden bir fert.

     Bu durumda gerçek nedir? Pozisyonumuz, neyin ifadesi?

     Dünyada bulunuş keyfiyetimiz neyin nesi?

     Ve hayatın asıl ve hakiki gayesi nedir?

    -”Kıymet, niyete vâbestedir: Her amelî mes’elede bir akaid yönü bulunmaktadır. Meselâ bir adamın temizlik niyetiyle abdest alması hâlinde abdest (almış) sayılmayacağı, seyahat niyetiyle hacca gidenin, hac farizasını yerine getirmiş olamıyacağı açıktır. O halde, her amelî hükmün beraberinde bir akîde vardır ve olmalıdır.” (Deccal, s.140)

     -“Doktora gitti, gözlük verdi. Ama yine de okuyamadı! Çünkü okuma yazması yoktu…”

(Saadet Yalım)

     -“Gafile kelâm, nafile kelâm.”

     -Gübreyi görmekten başını kaldıramayanlar; gülü görmeye fırsat bulamazlar.

     -“Güzel gören güzel düşünür. Güzel düşünen hayattan lezzet alır.”

     -“Vusulsüzlüğümüz usulsüzlüğümüzdendir.

       Hedefe varamayışımız, usulüne uygun hareket etmeyişimizdendir.

       Usul bilgileri, binanın temeline veya ağaçların köklerine benzer.

       Temel sağlam olmazsa, bina çöker.

       Ağacın kökü sağlam değilse, meyveleri ya hiç olmaz veya cılız olur.”

     -“Öfkelenme, kötü şeyler söyleme, acele etme, bekle!”

     -“14 asırlık uzun zaman dilimi içinde İslâm elması üzerinde bir takım hurafeler, vehimler ve hayaller bir toz gibi birikmiştir.”

      -“Medrese ilimleriyle meşgul olan zatlar, bazen ‘lâfızperestlik, âlet ilimlerini asıl ilimlere tercih etmek’ gibi bazı hastalıklara yakalanabilmektedir.”

      -“İyi bir Tefsir Usûlü bilgisine sahip olmadan, âyetleri sağlıklı bir şekilde değerlendirmek mümkün değildir.”

Önceki İçerikKar taneleri ne güzel anlatıyor, birbirlerine zarar vermeden de yol almanın mümkün olduğunu.
Sonraki İçerikDiyanet İşleri Başkanının Kızı Haklı
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.