Farklılıkların Zenginlik Olabilmesi

53

Bize yabancı olan etnik fitnenin adeta zihinlere zorla sokulmaya çalışıldığı bir dönemden geçiyoruz. Üstelik bu son derece yanlış ve tehlikeli politika, resmi kanal tarafından kullanılmaktadır. Ondan sonra da insanları birbirine ötekileştiren ve kamplaştıran bu çarpık anlayış ihanet olarak suçlandığında; bazıları rahatsız olmaktadır. Bu rahatsızlığı anlamak mümkün değildir. Hangi ciddi bir devlette milli kimlik örtülmek istenir; vatandaşlar arasında eşitlik prensibi bir tarafa atılarak bazı vatandaşlara ayrıcalık tanınabilir? Böyle bir uygulama Anayasanın 10. Maddesine uyuyor mu?

Sorunu kaynağında çözemedik. Sorunun çözümünün kaynağı Irak’ın kuzeyidir. Belki de bize çözdürmediler. Bir taraftan Irak’ın toprak bütünlüğünden bahsettik; diğer taraftan Irak’ın kuzeyindeki yönetimi tanımaya dönük ilişkiler kurduk. Böyle bir çelişki anlaşılabilir değildir. Kürt olarak bilinen vatandaşlarımızı sanki onların temsilcisiymiş gibi PKK ve DTP’ye doğru yönlendirdik. Yanlış beyan ve politikalarla böyle bir yolu açtık. Eğitim ve öğretimi karıştırdığımız gibi; bölüm ve araştırma merkezini birbirine karıştırarak YÖK tarafından Kürt Dili ve Edebiyatı Enstitülerinin kurulması istendi. Genlerine kadar sömürgecilik işlemiş olan yabancıları bile tahrik ederek üstümüze gelmelerine sebep olduk. Uluslararası Azınlık Hakları grubunca küstahça hazırlanan ve ırkçılık kokan Rapor, bunun son örneğidir.

Gurur, haysiyet ve itibar kırıcı örneklerle sık sık karşı karşıya getiriliyoruz. Irkçı ve insan haklarını ayaklar altına almış bazı Batılı çevrelerden dini azınlıklarımız konusunda öğreneceğimiz hiçbir şey olmadığını iktidar mensupları dile getirmekten bile çekinmediler. Malum Raporda Milli Eğitimin Temel İlkelerine, Atatürk‘e, “Milli And” ve Anayasamızın 3. Maddesine saldırılmakta; yeni azınlıklar yaratmamız istenmektedir. Bu çirkin ve üzücü gelişmelerden sorumlu olması gerekenler, bunlara gerekli tepkiyi zamanında göstermeyen ve dün Anadolu’dan kovduğumuz işgalcileri cesaretlendiren yöneticilerimizdir. Ülkesini dışarıda yabancılara şikâyet eden bazı bakanlardan da utanır ve tiksinir hale geldik.

Bir ülkede farklılıkların zenginlik olabilmesi ve zenginliğe yol açabilmesi için; o ülkede etnik taassub ve ırkçılığın yapılmaması, milli kimliğin reddedilmemesi, hâkim kültürün gözardı edilmemesi gerekir. “Ne Mutlu Türküm Diyene” ifadesinin bile bazı neseb-i gayri sahih çevrelerce kabullenilemediği bir ortamda, farklılıklar zenginlik değil; ancak çatışma kaynağı olabilir. Cumhurbaşkanının sık sık farklılıkların zenginlik yaratacağı ifadesi ülkemizdeki gelişmeler bakımından hiçbir anlam taşımamaktadır.

Zihinlere etnik ayrımcılığın aşılanması Türkiye’yi çok önemli sorunlarla karşı karşıya bırakır. Kardeşlikler, arkadaşlıklar, meslektaşlıklar, komşuluk ilişkileri, birbirine açık olan kız alıp vermeler, ticaret hayatı bundan büyük zarar görecektir. Bugüne kadar etnik mülahazalar kendini Türk olarak hissedenler tarafından hesaba katılmamış hususlardır. Özellikle kız alıp vermelerde bu görülmektedir. Ancak, bu herhalde uygun görülmemektedir ki; etnik taassub hortlatılmaktadır. Bu ülkeye kastı olanlar, Cumhuriyetten ve milli devletten öç almak peşinde olanlar, hüsrana uğrayacaklardır.

Bir konu var ki; oldukça düşündürücüdür. Bazı aklı evvellere göre; “Efendim bazıları Türk değilim; ben Kürdüm diyor. Bu durumda açılım yapmak gerek.” gibi safsatalar ortada dolaşmaktadır. Almanya, Fransa gibi birçok ülkede ben başkayım, Alman değilim; Fransız değilim diyebilecek olanlarla bu ülkeler süper gücün hakemliğinde açılım pazarlığı mı yapmaktadırlar?

Devletin görevi, yeni azınlıklar ve yeni resmi diller mi yaratmaktır? İktidarların görevi, egemenliği paylaşmak ve birilerine devretmek için etnisite arayışlarına çıkmak mıdır? İktidarlara birlik ve bütünlüğü korumasınlar diye mi rey veriliyor? Bir ülkenin bölünmesi önce zihinlerde, farklılıkların taassub haline getirilmesi yobazlığı ile olur.

Bölünmeyi sadece siyasi haritalarda arayanlar, gaflet ve delalet içinde olanlardır.

Açılım açılım diye tepinenler, halk ve vatandaş değil; Kürtleri kullanıp onların üzerinden servet sahibi olan bazı siyasiler, bazı belediye başkanları ve göbeği dışarıya bağlı olanlardır. Maalesef, ülkeyi yönetenler, yanlış ve defolu fikir dönmesi danışmanların elinde oyuncak haline gelmektedirler. İşin üzücü tarafı, tek başına iktidar olmuş bir iktidarın koalisyon dönemlerini mumla aratır hale gelmesidir.

Önceki İçerikDeğer Bilmezlik
Sonraki İçerikErmeni Açılımı: Bir İnceleme ve İrdeleme
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)