Ey İman Edenler! İman Ediniz! (7)

37

 

     “Ey Resulüm! Sen,
her ne kadar onlar iman etmiyorlar diye kendini helak edecek kadar üzsen de,
Allah’ın izni olmadıkça, hiçbir kimse iman etmez.

     “Bu halleri devam
ettikçe onlara hidayet kapıları kapalı kalacak. Çünkü;

     “O, akıllarını iyi
kullanmayanların önyargılı, kötü niyetli insanların; kalpleri üzerine hakikati
görme  kabiliyetini körelten, akıllarını
kullanma özelliğini yok eden; manevî pislikler, mutsuzluklar yağdırır da, bir
türlü doğru yolu bulamazlar.

     “Sürekli sıkıntı
ve felâketlerden de kurtulamazlar. Allah onları rezillik içinde bırakır. Kısaca
Allah, Aklını değerlendirmeyenler de, düşünsel pislikler meydana getirir!”
(Yunus: 100)

X

     “Şüphesiz, Allah
katında yeryüzündeki canlıların en kötüsü (gül resmiyle, onu yapan ressam
arasında bağlantı kuran, ama canlı büyüyen, kokan gülün bizzat kendisi ile onu
yaratan yaratıcı arasında bağlantı kurmak için) AKILLARINI KULLANMIYAN
(insanlardır. Bu insanlar bütün insanların bir araya gelse benzerini yaratmada
aciz kaldığı varlıkların yaratılışını tabiata, sebeplere verme gibi bir
cehaleti, bilinçli olarak tercih ediyorlar. İşte bu insanlar hakikat karşısında
manen) sağır ve dilsiz kimselerdir.” (Enfal: 22, “Kur’an Bana ne Diyor?” Veli
Tahir Erdoğan) 

X

     “Hâlâ
akıllanmazlar mı? Aklı işletmiyorlar mı?” (Yasin: 68)

     “Kur’an’ı gereği
gibi düşünmeyecekler mi?” (Nisa: 82)

     “Hiç düşünmüyor
musunuz?” (En’am: 50)

     “Belki onlar
düşünürler.” (A’raf: 176)

     “Düşünmediler mi?”
(Rum; 8)

X

     Gibi kudsî
havaleler / göndermeler; aklı istişhad ediyor (şahit olarak gösteriyor) ve ikaz
ediyor / uyarıyor ve akla havale ediyor / bırakıyor, tahkike / araştırmaya sevk
ediyor. Aklı azletmiyor / uzaklaştırmıyor. Ehl-i tefekkürü / düşünürleri
susturmuyor, körü körüne taklit istemiyor.

X

     Aklı bu şekilde
nazara verirken, şu hususu da unutmamak gerekiyor ki, yanlışa düşmeyelim:

     Takarrür etmiş /
yerleşmiş metot ve usûldendir: Akıl ve nakil tearuz ettikleri / çatıştıkları
zaman, akıl asıl itibar olunur. Nakil te’vîl olunur / başka bir anlam verilir.
Fakat o akıl, akıl olsa gerektir.

X

     Çünkü, insandan;
bürhana / delile tabi / bağlı olarak akıl, fikir ve kalble iman hakikatlerine
girmesi isteniyor.

     Çünkü, insana;
akıl, ilim ve fennin hükmettiği günümüzde; aklî bürhana / delile istinat eden /
dayanan ve  bütün hükümlerini akla tespit
ettiren Kur’an’ın hükmedeceği hatırlatılıyor.

     Çünkü, insan; akıl
ve fikir sahibidir. Hayvanın aksine olarak, hazır zamanla beraber geçmiş ve
gelecek zamanlarla da fıtraten / yaratılış bakımından alâkadar ve ilgilidir.

     Çünkü, insan;
bütün künuz-u esma-İlahiye’nin / İlahî isimler hazinesinin miftahı / anahtarı
ve kâinatın / evrenin hakaikinin / hakikatlerinin keşşafı / keşf edicisi
hükmünde, bir cevher-i âli / yüksek bir cevher olan AKL’a sahip kılınmıştır.

     Çünkü, insana;
bürhan / delil ve kanıt üzerine gitmesi gereken AKIL verilmiştir.

     Çünkü, insana;
dimağda / beyinde olan bir AKIL verilmiştir.

     Çünkü, insana;
hâssalarında bir inkişafa / gelişmeye, bir tafsile / açılıma, bir vüs’ata  / genişliğe yol açabileceği bir AKIL
verilmiştir.

     Çünkü, insana;
bütün mahlûkatın / yaratılanların üstüne çıkaran ve onu arz’a / yeryüzüne
halife kılan bir AKIL verilmiştir.

     Çünkü, insan; zâhiren / görünüşte bir
zerre / nokta hükmünde iken, taşıdığı ruh, kalbine konan istidat ve
kabiliyetleri ve özellikle kafasına takılan AKIL sayesinde halife-yi ruy-i
zemin / arz’a halife olmakla taltif edilmiş / lütuflandırılmıştır

Önceki İçerikMeleklerin Cinsiyetini Tartışmayı Bırakın
Sonraki İçerikTürk Polis Teşkilatımız
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.