Düzlüğe Çıkış Yolu mu?

158

Ana konuya girmeden öncelikle belirtelim ki, dine dayalı bir devlet düzeni bizzat dine zarar veriyor. Bundan tek yarar sağlayanlar diktatörler, krallar ve İslam’ı kendi siyasi çıkarları için kullanan partiler ve parti liderleri oluyor. Kaybeden ise halk oluyor.

*

Türk Milleti; gerçekleri görmek, anlamak, uyanmak ve bu nedenle engin tarihinin süzgecinden geçmek zorundadır. Kendimiz olabilirsek, kendimize güvenle köklerimize dönebilirsek, şahsi çıkarlardan uzak yüksek karakterli düşünebilirsek ve bu anlayışla yönetimlerimizi oluşturabilirsek, süper güçlere karşı milli saygınlığımızı, milli çıkarlarımızı koruyabiliriz.

*

Unutmayalım, bu ülkeyi kuran ve gençliğine teslim eden iradeden daha akıllı değiliz. O kurucu iradeye karşı daha şeytan olanlarımız vardır ama şeytandır. Bu bağlamda, hukukun üstünlüğüne dayanan demokratik parlamenter rejim aynı zamanda şeytanlara fırsat tanımayan ve gerektiğinde yargılayan rejimdir, vazgeçilemezdir.

*

Bilim, düşünce ve sanat insanları doğruları söylemekten korkmaz ve bildiklerini sonuna kadar savunabilme cesareti gösterirlerse;

Hâkimi, savcısı, avukatı; siyasete eklemlenmeden sadece ve sadece adalet üzere olurlarsa;

Kamu kaynaklarını kullananlar, haktan- hukuktan ayrılmaksızın, tercihlerini milletten yana kullanırlarsa;

Seçilmişler her attıkları adımda, seçmen benden hesap sorar anlayışıyla hareket ederse;

Okumak, öğrenmek bir ibadet haline gelmişse;

İnsanlar birbirlerinin yaşam tercihlerini sorgulamak yerine, kendileriyle meşgul oluyorlarsa;

Şekilci anlayışın yerini, ahlak ve bilgi temelli bir duruş almışsa;

İşte oradadır huzur… Oradadır başarı… Oradadır insanlık… Oradadır düzgün inanç…

*

Bunlar yoksa

Küçük çocuklara dahi tecavüz edilir; sokakta, çarşıda, evde kadınlar da öldürülür;

Farklı yaşayan, farklı giyinen, farklı konuşan öteki ilan edilir; olmadı tekfir edilir.

*

Böylece, ilim ve irfanın yerini örümcek tutmuş beyinlerin tekrarladıkları teraneler alır ve ortaya garabet çıkar.

Bakın cehenneme dönmüş coğrafyalara, nerede insanlık?

Diyor ya Mehmet Akif:

‘’Ey koca şark! Ey ebedi meskenet!

Sen de kımıldamaya bir niyet et,

Korkuyorum, Garbın elinde yarın,

Kalmayacak çekmediğin melanet.’’

Gel de gör şarkın halini koca Şair…

*

Şairin serdedişi bu netameli günleri görürcesine Türk milletine bir uyarı; yıllardır bağımsız cumhuriyetimize yapılan ihanetleri, dökülen kanları, verilen şehitleri milletçe yaşıyoruz.

Millet olarak bu netameli ve yaşlı coğrafyada güçlü kalmanın, ebedi kalmanın reçetesi, bir bilgenin ifadesiyle ‘’Birleyerek Oluşalım’’ ifadesinde billurlaşır, gerçek yerini alır.

Bu reçete,’’Türk Ulusal Kimliğinin’’ reçetesidir.

*

Akla, bilime, irfana, kurumsallaşmaya, uygarlığa, demokrasiye, çoğulculuğa, özgürlüklere, en temel insan haklarına; kısaca insan gibi yaşamaya’’ talip miyiz, değimliyiz? Sorusu yanıtını arıyor cennet vatanımızda!