Ders Kitapları ve Lisan Meselesi

31

Değerli
Cumhurbaşkanımız
, 18 yıl gecikmeyle de olsa, 20 Ocak 2021 tarihli
beyanatlarında lisan ile alakalı olarak ezcümle:

– “Diline sahip çıkmayan milletler tıpkı
kökleri kuruyan ağaçlar gibi esen rüzgârlar karşısında devrilmeye mahkûmdur.”

            – “Maalesef kültürümüzün taşıyıcısı
olan dilimizi ihmal ettik”

            – “Dilde sadeleştirme niyetiyle
çıkılan yolda Türkçemiz tarihin en büyük katliamına maruz bırakılmıştır”

            – “Şayet millet olarak bizim bir
kültür davamız varsa, öncelikle Türkçeden başlamamız gerekiyor”

            – “Kültür ve sanat adamlarımız başta
olmak üzere, bütün kalem ve kelam erbabından dilimize sahip çıkmalarını
istiyorum” demek suretiyle, harika tespitlerde bulunmuşlardır.

            Ancak muhterem Başkanımızın lisanımıza
bu kadar ehemmiyet veren konuşmasına mukabil, halen vazife yapmakta bulunan
Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk ise, 14 Eylül 2019 tarihli gazetelerde
yayımlanan beyanatında aynen, şu cümle yer almaktadır. Bu konuşmasında “60 bin özel gereksinimli bir bireyin hizmet
aldığından” bahsetmektedir
. Öğretmelerin amiri Milli Eğitim Bakanı olduğuna
göre, öğretmenler haliyle ve hiç şüphesiz, Milli Eğitim Bakanının dediğini
yapacaklar ve onun yolundan gideceklerdir.

            Ayrıca muhterem Cumhurbaşkanımız
daha önce Trump Tower’in açılış merasiminde; AVM’ler, mağazalar,
işyerleri, markalar ve lüks sitelerdeki yabancı isimlerden rahatsız olduğunu da
açıkça söylemişlerdi. Ancak buna rağmen, bu güne kadar bir tek AVM’ de, tek bir
sitede isim değişikliği olmadığını görmek bizi ziyadesiyle üzmektedir.

****

Ak Parti İktidarında Yerli ve Milli Olmayan Eğitim

AK PARTİ 19 yıldır iktidarda olduğu halde,Müslüman
Anadolu halkının kimyasına uymayan fen kitaplarının hemen her sayfasında, materyalist
ve ateist fikirlerin empoze edildiği görülmektedir. 2019 – 2020 eğitim öğretim
döneminde okutulan 3, 4 ve 5. sınıf fen kitaplarında, canlı varlıkların
yaratıcı olmaksızın kendiliğinden olduğu
, yaratıcı dememek için akıl ve
mantığı hiçe sayan ifadelere yer verildiği görülmektedir.

İlim adamlarının tanıtıldığı Fen 4. sınıf
kitabında,Türk-İslam alimlerinin hayatlarının olmadığı,
Mimar Sinan gibi
bir dehanın dahi yer almadığı tespit edilmiş bulunmaktadır.

Millî
Eğitim Bakanlığı ders kitaplarındaki materyalist bakış açısına son vermelidir.

Bir mühim mesele de şudur ki, okullarda
okutulan ders kitaplarında halen yaşam
koşullarından”
bahsedilmektedir. Bugün artık yaşam, amaç, neden, yanıt,
kanıt, tanık, olanak, olasılık, anımsamak,
önlem
gibi nesebi gayri
sahih kelimeler her tarafı işgal etmiş bulunmaktadır.

Bu ve buna benzer kelimelerin
yaygınlaşmasında maalesef devlet kurumu olan TRT ve okullarda öğretmenler
başı çekmektedir. 18 yıldır bu kurumlar, AK PARTİ Hükümetinin tayin ettiği
idareciler tarafından yönetilmektedir.
TRT kurumu ile ders kitaplarına
sahip çıkmak suretiyle, meseleyi esastan halletme imkânı yok mudur? Bu
kurumların düzelmesi için hangi partinin iktidara gelmesi beklenecektir?

Bu gün, devlet ricalinden çok azı hariç, sebep kelimesini kullanan neredeyse
kalmadı. Ağzını açan konuşmasına o
nedenle
diye başlamaktadır.  Ayrıca çok
calibi dikkattir ki, hâkimlerin yazdığı mahkeme kararları da aşırı derecede uydurma
olarak tabir edilen kelimeler ile yazılmaktadır.

****

Okullarda En Temel Dini Bilgiler Neden Öğretilemiyor?

Bir mesele daha var ki, yürekler acısı bir
durum arz etmektedir. O da şudur: Bundan birkaç gün önce internette bir sokak
röportajı seyrettim.  Röportajı yapan
karşısındaki muhatabına soruyor, Müslüman mısınız? Bu soruya muhatap olan ve en
az 25 – 30 yaşlarında olduğu tahmin edilen vatandaş, hiç tereddüt etmeden evet
Müslümanım diyor.  Verilen bu cevap
üzerine,“peki Öğle Namazı kaç rekâttır?” diye sorulduğunda ise alınan cevap 4 rekâttır
oluyor, Arkasından “gusül aptesti almayı biliyor musunuz?” sorusuna da “bilmediğini
ve bu güne kadar hiç gusül aptesti almadığını” söylüyor. Bu vatandaş muhtemelen
evli ve çoluk çocuk sahibi birisi olabilir. Hatta öyle ki, bazıları da bu arada
ateist olduklarını, hiçbir dini inançlarının olmadığını söylüyordu.

Bildiğim
kadarıyla Orta Öğretimde talebelere Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Dersleri
mecburi ders olarak okutulmaktadır. Mecburi olarak okutulan bu dersler, bir
talebeye temel bilgi olarak, Öğle Namazının kaç rekât olduğunu ve gusül abdestinin
nasıl alındığını öğretemiyorsa, başka hangi bilgileri öğretiyor, doğrusu çok merak
ediyorum.

****

 Netice itibariyle, lisanımızın yapısına uymayan
uydurma kelimeler güzel Türkçemizin ahengini bozmakta ve aynı zamanda da dede
ile torunu birbirini anlayamaz hale getirmektedir. Hâlbuki, Türkçemiz dünyanın
en güzel ve ahenkli lisanlarının başında gelmektedir. Üzülerek ifade edeyim ki,
Türkçe ’de yapılan lisan katliamı dünyanın başka hiçbir ülkesinde yapılmamıştır.

Değerli
Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın ifade ettikleri gibi, başta kültür ve
sanat adamlarımız olmak üzere, bütün kalem ve kelâm erbabının lisanımıza sahip
çıkması icap etmektedir.