Demokratız ama Cumhuriyet Fakat

37

Bugün herhalde tembelliğime geldi, köşemi başkalarına
yazdıracağım. O kadar ki, sonda soracağım soru hâriç, kendi yorumlarımı
asgaride tutacağım. Konumuz Cumhuriyet, demokrasi, hürriyetler ve yasaklar.

 

Birincisi, Amerika’dan Tümgeneral Robert Spalding’in Görünmez
Savaş kitabından.  Başlığı ve aşağıdaki
parçayı ben çevirdim. Kitabın aslı, Stealth War: How China Took Over While
America’s Elite Slept, Portfolio yayınları2019. Çin hakkında dört ayrı
müellifin kitaplarını Millî Düşünce-Misak sitesinde yedi makaleyle
özetlemiştim. https://bit.ly/3pkB3jn

 

Demokrasi ve Hürriyet, Çin’in altını oyar

Spalding, ABD ve Batı temelden yanlış bir ekonomi teorisinin
kurbanıdır diyor: “Gizli el, kapitalist sihir inancı“. Bu inanca göre demokrasi
zenginlik getirir ve bunun tersi de doğrudur. Zenginlik demokrasi getirir.
Bunun için Çin zenginleştikçe daha hürriyetçi, daha demokrat olacak diye
beklemişler. Spalding, bu garipliğin, bir ülkede McDonald açılırsa demokrasi ve
barış gelir tezine kadar uzandığını söylüyor. (Daron Acemoğlu’nun fikirleriyle
karşılaştırınız.) Spalding devam ediyor:

 

“Hâlbuki Çin Komünist Partisi (ÇKP) bu konuda çok net ve
kararlıdır. ABD ve Batı’nın kurucu kavramları ÇKP’nin gözünde yaşamsal
tehditlerdir. O kadar ki 2013’te parti, bu düşüncesini yazıya döktü. “Doküman
9” adlı bir politika belgesinde, ÇKP şöyle diyor, “Evrensel değerler denilen
Batı tipi hürriyet, demokrasi ve insan haklarının evrensel ve ebedi olduğu
inancı ÇKP’nin temellerine saldırıdır… Batı tipi anayasaya dayanan demokrasiyi
yüceltme hatasına düşülmemelidir. Bu, mevcut liderliğin ve Çin karakterli
sosyalist yönetim sisteminin altını oyma teşebbüsüdür.”

 

İktidarı ve Çin’i desteklemek serbest                                                      

ÇKP’nin görüşlerinin hemen arkasından Doğu Perinçek’in 2
Temmuz 2020’da bir beyanından alıntı yapayım. Bunun haberi Aydınlık
Gazetesi’nde 2 Temmuz 2020’de yayımlandı. İnternet’ten de ulaşabilirsiniz:
https://bit.ly/3orIdRL Perinçek, Sayın Cumhurbaşkanımızın sosyal medyayı zaptu
rapt altına alma kararlarını desteklediğini söylüyor: “Vatana ihanet etmek,
terörü desteklemek gibi bir özgürlük yok. Amerika’nın uşağı, piyonu olmak gibi
özgürlükleri kesinlikle kabul etmiyoruz. Buna karşı milli devletin diktatörlük
uygulaması gerekir.” Neyin vatana ihanet, neyin terör olduğuna da her halde
diktatörlük karar verecektir. Anlaşılıyor ki bu dava hukukla aşılamayacakl.
Neyse durum vahim değil. ABD dışında bizi uşak veya piyon yapmak isteyen devlet
yok. Çin masum, Rusya masum, tıpkı bir zamanlar – Çin’le yollar ayrılana
kadar–  SSCB’nin masumiyeti gibi.

 

Sıra, RTÜK’ün Halk TV davasında mahkemeye gönderdiği
savunmaya geldi:

 

 “Medyanın iktidarın yıkılmasına sebep olabilecek, ekonomik
kararlara hükmedebilecek, daha açık ifade ile, istediğini başa getirebilecek
istediğini alaşağı edebilecek derecede önem arz ettiği bir durumda, her program
konuğunun medya kanalı ile istediğini söyleme özgürlüğünden bahsetmek asla
mümkün olmayacaktır.” https://bit.ly/2MnexYs

 

Siz, muhalefetin görevinin iktidarı alaşağı edip onun yerine
iktidara gelmek olduğunu mu sanıyordunuz? Anlaşılan, RTÜK’e göre, istediğini
söylemek, iktidarı alaşağı etmek isteyenlerin değil, sadece iktidarı yüceltmek
isteyenlerin hakkı. Birincilerde kanaat hürriyetinden bahsedilemez. Öyle ise,
muhalefet partilerine de, muhalif kanallara da izin vermemek gerek. Aslında
bunlar yok edilmeli. İktidarı yücelten muhalefet ve kanallar serbesttir.

 

Demokrasi, Cumhuriyet haram

Sırada Hizbüttahrir sitesinden Abdulkadim Zellum’dan iki
alıntı var. (Sayın Zellum şeyh imiş ve vefat etmiş. Kaddes Allahu sırrahu.
Fakat hükümleri duruyor.)

 

Yazının başlığı, “Demokrasi Küfür Nizamıdır- Onu Almak,
Tatbik Etmek ve Ona Davet Etmek Haramdır” Şu parça ana fikri özetliyor:

 

 “Kâfir Batının müslüman beldelerine götürüp pazarladığı
demokrasi bir küfür sistemidir ki onun uzaktan veya yakından İslâm’la bir
alâkası yoktur. Aynı anda İslâm ahkâmıyla küllî ve kısmî hususlarında tamamen
çelişir. Yine demokrasi, kendisinin geldiği kaynak, kendisinden fışkırdığı
akide, üzerine konduğu esas, getirdiği fikirler ve nizamlar bakımından da İslâm
ahkâmı ile çelişir.

 

“Bu nedenle demokrasiyi almak veya uygulamak veya ona
çağırmak, müslümanlara kesinlikle haramdır.” https://bit.ly/36fwMpP

 

Bu demokrasiydi. Peki, Şeyh Hazretleri Cumhuriyet hakkında
ne düşünürler? El cevap:

 

“İslâm’da Yönetim Nizamı- İslam’da Yönetim Şekli Cumhuriyet
Değildir

 

“İslâm’da yönetim nizamı kesinlikle cumhuriyet değildir.
Zira Cumhuriyet düzeninde sistem, egemenliğin halka ait olduğu demokrasi fikri
üzerine kurulmuştur. Buna göre, halkın bizzat kendisi yasama ve yönetim
hakkının sahibidir. Halk, yöneticiyi seçme, azletme, anayasa ve kanun yapma ya
da mevcut anayasa ve kanunları değiştirip kaldırma hakkına sahiptir.

 

 “Hâlbuki İslâmi yönetim nizamında İslâm akidesi ve şer’i
hükümler nizamın temelini oluştururlar. Bu nedenle İslâmi yönetim sisteminde
egemenlik halkın değil, şeriatındır.” https://bit.ly/3cbanO9

 

Kendi hikâyemizi yazma zamanı geldi

Son sözü bir devlet yetkilimiz söylesin. Sayın İbrahim
Kalın’ın, 30 Temmuz 2020 tarihli Tweet’i şöyle:

 

“Biz masalları olan bir coğrafyanın çocuklarıyız. Bize yüz
elli yıldır modernleşme adı altında başkalarının hikâyeleri anlatıldı.

 

“Artık kendi hikâyemizi yazma zamanıdır.”

 

Tembel bir günümde, belki de bir biriyle pek ilgisi olmayan
alıntıları alt alta sıraladım. Sonda soracağım dediğim soru da şu: Sizce
yukarıda verdiğim alıntılar gerçekten bir biriyle ilgisiz mi, yoksa aralarında
bir uyum var mı?