Dede Korkut Hikâyeleri

88

Dede Korkut Hikâyeleri, bilinmeyen tarihlerden itibâren gelişen
sözlü edebiyatımızın ürünüdür. Gerek
ifâde gücü gerekse okuyucuya ve dolayısıyla insanlara – insanlığa verdiği bilgi
itibâriyle Türk dil ve edebiyâtının şaheserlerindendir. Bir veya bilinen birkaç
kişinin eseri değildir. Türk milletinin kolektif değeridir. Masal ile destan
arasında bir üslûpla söylenegelen halk hikâyeleri, adı ve kimliği belli olmayan
bir Türk tarafından yazıya geçirilmiştir. Kitabın asıl adı: ‘Kitâb-ı Dede Korkud Âlâ Lisân-ı Tâife-i Oğuzan
/ Oğuzların Dili ile Dede Korkut Kitabı
’dır.

Hikâyelerde yer yer masal ve
destan unsurları görülür. Anlatımda nazım ve nesir karışıktır. Yakın zamanlarda
yazıya geçirildiği için masal ve destan unsurları (olağanüstü ve tabiat dışı
varlıklar, olaylar) kaybolmaya yüz tutmuş, destan hikâyeleşmiştir; akla,
tabiata ve gerçeğe daha uygun hâle gelmiştir. Ancak destan özellikleri de
büsbütün kaybolmamıştır. Dede Korkut,  ‘ön
söz’de kişiliğinden bahsedilen, hikâyelerin sonunda ortaya çıkıp duâ ve
temennilerde bulunan yaşlı bir şahsiyettir. Bu hikâyeleri anlatan, bu destanı
tertip eden kişi gibi görünür, Fakat yazar veyâ şâir olarak bu isimde gerçek
bir şahıs tanınmıyor, bilinmiyor. Zâten önsözde anlatılan, hikâyelerde görünen kişiliği
ile de Dede Korkut efsânevi bir şahıstır. Oğuz Türklerinin Bayat Boyu’ndandır. Resûl
aleyhisselâm / Hz. Muhammed zamânına yakın bir zamanda doğmuş ve masallarda,
destanlarda görülebilecek şekilde çok uzun yaşamıştır. Bilge bir kişidir.
Oğuzların akıl hocasıdır. O dönemde bilinmeyen veya adı konulmamış fütüroloji
ilminin ölçüleri içerisinde gelecekteki zamanda olabilecek hâdiseler hakkında
da mâlûmat verir. Anlatan veya günümüze intikal eden metni yazan şahıs, inançlı
bir Müslüman olmalı ki, Gâipten, yâni gelecekten ve görünmez şeylerden haber
verirken; ‘Allah’tan gönlüne ilham
geldiğini
’ belirtir. Çünkü İslâmî anlayışta, ‘gayb’ denilen gelecekteki hâdiseleri ancak Cenâb-ı Allah bilir.
O’nun seçtiği kişilerin gönlüne ilham gönderebileceği, Cin Suresi, 26 ve 27.
Âyetlerde yer almaktadır. Bu âyetleri yorumlayan Buhârî ve Müslim gibi İslâm
âlimleri söz konusu kişilerin, peygamberler olduğunu, seçilmiş kişiler de
olabileceğini belirtmişlerdir. Buradan, Dede Korkut’un, ‘seçilmiş kişi’ olduğu kanaatine varılmaktadır.  

Dede Korkut; ozanların pîrîdir.
Çocuklara isim koyar. Büyüklere öğüt verir. İslâmiyet’ten önceki Şamanlara ve İslâmiyet’ten
sonraki evliyalara benzer, din büyüklerinden biridir. Dede Korkut Hikâyeleri,
Doğu Anadolu ve Azerbaycan’da yaşayan Türklerin (Müslüman Oğuz boylarının)
yaşayışlarını, törelerini, âdet ve geleneklerini, iç mücâdelelerini ve
özellikle komşuları olan Hıristiyan Kafkas kavimleri ile Trabzon Rumlarına
karşı giriştikleri savaşları anlatır. Tepegöz ve Deli Dumrul hikâyelerinde olduğu
gibi, bâzan da tabiatüstü güçlere karşı savaşları nakledilir.

Dede Korkut hikâyelerinin çok temiz,
güzel ve zengin bir Türkçesi vardır. Anlatım açık, yalın ve kesindir. Yusuf Has
Hâcib’in Kutadgu Bilig isimli eserinde ısrarla belirttiği gibi düşünceler az ve
öz kelimelerle ifâde edilir.  Hikâyelerde
kahramanlık en büyük meziyet ve fazilet olarak işlenir. Âileye, çoğalmaya,
çocuğa ve çocuk terbiyesine, kadına büyük değer verilir. Bütün hikâyelerde
samîmi bir dindarlık havası hâkimdir. Kahramanlar Allah ve Peygamber sevgisi
için dövüşürler. Doğruluk, adâlet ve güzellik, yüceltilen değerlerdir. Ön plâna
çıkartılan diğer hasletler; Misâfirperverlik, cömertlik, tabiat sevgisi,
büyüklere saygı – küçüklere sevgi ve şefkat ile aile yapısında sağlamlık…
olarak belirtilebilir.

Ali Oğuzhan Cengiz; hazırlamış olduğu 13,5 X 21 santim
ölçülerindeki 256 sayfalık eserinde günümüz Türkçesindeki kelimeleri
kullanmakla birlikte, hikâyelerin aslındaki üslûba sâdık kalmıştır. Ayrıca son
yıllarda bulunduğu bilinen 13’üncü hikâyeyi de kitaba dâhil etmiştir. Bu
hikâyede Salur Kazan’ın Yedi Başlı
Ejderhayı Öldürmesi
anlatılmaktadır.

Salur Kazan’ın Yedi Başlı Erderha
ile mücâdelesi çok çetin geçmiş ve uzun sürmüştür. Hikâyenin son bölümü, ‘Onlar erdi muradına, biz çıkalım krevetine
mâhiyetindedir:

………………..

Sadağında bulunan okları çıkardı, seksen
oku önüne döküp, birbiri ardınca ejderhaya attı. Oklanan ejderhada daha
sömürecek hal kalmadı, can çekişmeye başladı. Kazan, kara çelik sağlam kılıcını
eline alıp, kılıcıyla ejderhanın üstüne yürüdü ve yedi başını da boynundan
kılıçla kesip, yere düşürdü. Ejderhanın ağusu yere dökülünce, yeryüzüne alevler
saçılıp, her yeri ateş sardı. Kazan, ejderhaya hançerini sapladı, kılıcını
sapladı, bıçağını sapladı ve ejderhanın üstüne bağdaş kurup oturdu.

Lala Kılbaş yerlere saçılan alevleri
görünce sandı ki ejderha Kazanı yuttu. ‘Ak
ekmeğini çok yediğim beyim! Ah beyim
!’ diyerek, elinde kılıçla ejderhanın
yakınına geldi. Yakına gelince ne görsün; ejderhanın yedi başını kara yerde
yatar gördü, Salur Kazan’ı ejderhanın sırtında bağdaş kurmuş oturur gördü.

Lala dedi: ‘Barekallah ağam Kazan! Erliğine, yiğitliğine aferin Kazan!’

Kazan dedi: ‘Canım Lala! Ejderhayı ben öldürmedim. Senin bana verdiğin cesâret ve
güç öldürdü. Hemen en iyi ustaları bul getir, bu ejderhanın derisini yüzdür
.’
dedi.

Lala en iyi ustaları getirtip ejderhanın
derisini yüzdürdü. Kazan, ejderhanın derisinden, korkusuz bedenine elbise
diktirdi; akça tozlu katı yayına kiriş gerdirdi, üç yelekli sahar oklarına
sadak diktirdi; kara çelik sağlam kılıcına kın yaptırdı, altı dilimli kubbe
şeklinde gürzüne kılıf diktirdi; ala budak sürcidasna sap yaptırdı, kurt tokalı
Konur atının eyerine örtü diktirdi; gölgeliğinin yelkenlerini ejderha
derisinden yaptırdı. Ejderhanın yedi başını hiç israf etmeden yüzdürüp,
ejderhanın iki kafa derisini Kazan kendi başına giydi. Atının örtüsü ile
kendisi de ejderha donuna girdikten sonra Padişah Bayındır’ı görmek için yola
çıktı.

Bayındır Padişaha haber geldi ki, ‘Kazan ejderha olup, gelir.’ Oğuz ile
Türk temiz ve saf bir inanca sâhiptir ki, ‘İnsan
nasıl ejderha olur
?’ demezler. Sağda, solda herkes konuşmaya başlayıp: ‘Kazan insan iken biz O’nun emrinden
çıkmazdık. O şimdi ejderha olmuştur, bizim hepimizi yutar. Bir tepeye çıkalım,
yoldan geçerken onu ok yağmuruna tutalım
.’

Bayındır Padişah söylenenleri dinledi ve
söze başladı: ‘Benim vekilim Kazan er
yiğittir, iyi yiğittir. Belki ejderhaya rast geldi ve ola ki onu öldürdü. Ola
ki ejderhanın donuna girdi. Ola ki Kazan ejderha olmuştur ne kavim ne kardeş
tanır
.’

Kara Budak dedi; ‘Padişahım, bana izin verin, gidip Kazan’ın karşısına durayım. Eğer
ejderha olduysa, evvela beni yutsun
.’

Kara Budak at oynattı, Kazanın karşısına
gitti. Sesi duyulacak yerde durdu. Sadağından sahar bir ok çıkartıp, yayıra
taktı ve amcasına: ‘Senin ejderha
olduğunu söylüyorlar. Olmadıysan benimle gümbür gümbür söyleş. Söyleşmezsen
sahar okun temreniyle öldürürüm Kazan seni. Kara çelik kılıcımın keskin
tarafıyla doğrarım Kazan seni. Eğer ejderha öldürdüysen, gazan mübârek olsun.
Avından bir parça delili bana ver
.’ dedi.

Kazan atından indi. Kılıcını Kara Budak’ın
beline bağladı. Kara Budak ki kılıcına pehlivan, orda durdu durmadı, hemen
Bayındır Padişaha varıp: ‘Kazan ejderha
öldürmüştür
.’ diye haber verdi.

İç Oğuz’u Dış Oğuz’u çağırıp, Kazanı
karşıladılar. Kazan meydana varınca atından indi, yetmiş adım yürüdü, Bayındır
Padişahın ayağına kapandı. Ejderha derisinden yapılmış gölgeliği dikti.
Bayındır Padişah gölgeliğin altında bağdaş kurup oturdu. Yedi gün, yedi gece
burada Padişahı konuk etti.

BİLGEOĞUZ YAYINLARI:

 Alemdar Mahallesi Molla Fenarî Sokağı Nu:
35/B Cağaloğlu, İstanbul. Tel: 0.212-527 33 65 Belgegeçer: 0.212-527 33 64
Whatsapp hattı: 0.553-129 86 86 E-posta:
bilgekitap@gmail.com   WEB: www.bilgeoguz.com 

 

 

 

OĞUZHAN CENGİZ

19
Mayıs 1959 tarihinde İstanbul’da doğdu. Gençlik yıllarında, 12 Eylül 1980
Darbesi öncesi, siyâsî mücâdelelerde aktif olarak yer aldı; 1980 öncesinde İstanbul Ülkü Ocakları Yönetim Kurulu
üyeliklerinde bulundu, bölge başkanlıkları yaptı. 1978 yılında girdiği
hapisten 1990’da çıktı. Sağmalcılar,
Maltepe Askerî Cezâevi, Paşa kapısı, Edirne, Malatya
ve Sakarya‘da toplamda 12 yıl hapis
yattı. 2000 yılında, gazeteci Arslan Tekin’le haftalık Türk Haber gazetesini çıkardı. 25. sayısından itibâren gazetenin
genel yayın müdürlüğünü üstlendi. 56. sayıda gazete kapandıktan sonra Bilgeoğuz Yayınlarını kurdu.

Bilgeoğuz Yayınları’nın sâhibi olan Oğuzhan
Cengiz evli ve 3 çocuk (Oğuzalp, Bilge ve Erdem) babasıdır. 2020 yılına kadar
1000’den fazla kitap yayımladı ve halen yayınevinin genel yayın müdürlüğü
görevine devam etmektedir. 

ESERLERİ:
1-Yanık Kale(1999-2015), 2-Kapıaltı (2000- 2018), 3-Sürgündeki Derviş (Özbekistan Erk
Partisi lideri Muhammed Sâlih hakkında, 2005), 4-Bir Yıldız Kaydı (12 Eylül öncesi olaylarında öldürülen kardeşi
Erhan Cengiz hakkında, 2005), 5-Teşkilat
Ercan
(Ülkücü İşçiler Derneği İstanbul Şube Başkanı Ercan Poyraz hakkında
2006), 6-Okul ve Aile Etkinlikleri
(2008-2012), 7-Gün Sazak  (2008).
8-Başkan Recep Haşatlı (MHP İstanbul İl Başkanı Recep Haşatlı hakkında,
2009), 9-Bir Türk Münevverinin Seyir
Defteri (
2012), 10-Prof.Dr.
Ekmelettin İhsanoğlu
(2014), 11-Türkmen
Beyi Devlet Bahçeli
(2014), 12-Ertuğrul
Gazi Kuruluş
(2015), 13- Alparslan
Türkeş
(2015), 14-Attila (2016),
15-Timur (2016), 16-Cengizhan (2016), 17-Metehan (2016), 18-İz Bıraktılar Şehit Erhan Cengiz
(2017), 19-Zindan Okumaları (2018),
20-Türk Milliyetçiliği ve Ülkücülük (2018-2019),
21-Eski Türklerde Kadın (2020),
22-Alparslan Türkeş Başbuğ (2020), 23-Harezmşahlar ve Celaleddin Harezmşah
(2020), 24-Dede Korkut Hikâyeleri (2020), Sorup Dinlediklerim (2020).

 

 

KUŞBAKIŞI

Geçmişten Geleceğe Hoca Ahmed Yesevî
Milletlerarası Sempozyum Bildiri Özetleri

Uluslararası Türk Akademisi, Kazakistan
Abay Üniversitesi, İstanbul Üniversitesi, Türk Ocakları İstanbul Şubesi, Türk
İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı, Turkcell ve Üsküdar Belediyesi
tarafından tertip edilen Bilgi Şöleni, 2016 yılında İstanbul’da ve
Kazakisitan’ın Başşehri Almatı’da dinleyicilere sunuldu.

Bilgi Şöleni; Şeref Kurulu üyesi olarak 8,
Düzenleme Kurulu 7, Yürütme Kurulu 21, Sekreterya hizmetlerinde 6, Bilim
Kurulu’nda 53 olmak üzere 95 akademisyenin görev aldığı geniş bir kadro
tarafından hazırlandı.  Türkiye’den 91,
Azerbaycan’dan 7, Kazakistan’dan 6, Özbekistan’dan 4, Kırgızistan’dan 3, Türkmenistan’dan
2, Rusya’dan 2, İran’dan 1, Çin’den, Ukrayna’dan 1, Kuzey Kıbrıs Türk
Cumhuriyeti’nden 1 ve ülkesi belirtilmeyen Prof. Dr. Mukhtar Kozha olmak üzere
120 akademisyen ve araştırmacı-yazar tarafından tebliğ sunuldu.

Tebliğlerin özetleri de 13,5 X 21 santim
ölçülerinde, kuşe kâğıda basılı 144 sayfalık kitap hâlinde okuyucuya sunuldu.

Tebliğlerin birkaçından tadımlık cümleler: *Altın Orda Hanlığı, diğer Cengiz Ulusları
içerisinde Türkleşme ve İslâmlaşma süreci bakımından ayrı bir yol tâkip
etmiştir. Özellikle 13. Yüzyılın ikinci yarısında hanlığın târihine damgasını
vuran Berke Han ve Emir Nogay, Altın Orda sâhasında Türk tasavvufuna ve Yesevîlik
anlayışına dayalı İslamlaşma ve Türkleşmenin önemli temsilcileri oldular.

Prof. Dr. Abdullah Gündoğdu. *Sûfiler,
İslâm’ın halk kütleleri tarafından sevilmesinde ve benimsenmesinde önemli rol
oynamışlardı
r. Dr. Aynur Gazanferkızı. *Türk-İslâm
düşüncesinde ebediyet felsefesi, Türk İslâm düşüncesinde sistem sâhibi büyük
filozoflarda ve büyük mutasavvıflarda Tanrı-evren-insan ilişkisindeki
‘ölümsüzlük’ şeklinde ele alınıyordu
.’ Prof. Dr. İsmail Yakıt. ‘Türk-İslâm dünyasının önemli bir şahsiyeti
olan Hoca Ahmed Yesevî, onbinlerce mürit/derviş yetiştirerek onları, Türkistan
merkezli olarak doğu-batı, kuzey-güney hattında irşat ile görevlendirmiştir
.’
Dr. Öğretim Görevlisi Kadir Sancak.   

Konu ile ilgilenenler için bu çok faydalı
kitabın basım yılı ve tedârik edilebileceğ adres belirtilmemiştir. Giriş
paragrafında belirtilen tertip eden kuruluşlardan veya Yesevî Vakfı / Erdoğan
Aslıyüce’den sorulabilir. (Telefon: 0.212-638 50 12  // 
e.asliyuce@yahoo.com  //  yesevidergisi@gmail.com    

 

Darwin’in Hayâletleri
İlk Evrimcilerin İzinde

Charles Robert Darwin (1809-1882) İngiliz
tabiat araştırmacısıdır. ‘Darwinizm
olarak anılan nazariyesinde; ‘Hayat ve canlı varlıklar, tesâdüfen meydana
gelen, önce inorganik (cansız) maddelerden, onlardan da organikler (canlılar)
meydana gelmiştir. Daha sonra da bu organik varlıklar böcek, solucan, yılan ve
maymun gibi biyolojik varlıklara dönüşmüştür. İlk canlılardan biri de
maymundur. Darwin’e göre maymunlar tekâmül ederek insanlar oluşmuştur. Böylece Âdem
aleyhisselâmın Kur’ân-ı Kerîm’de bildirildiği gibi topraktan yaratıldığı inkâr
edilmiştir. Bu safsataya materyalistler ve ateistler, mal bulmuş Mağribî gibi sarılmış,
uzun yıllar süren çabaları ile Darwîn safsatasını aklını kullanamayan kişilere
kabul ettirmeye çalışmışlardır.

İslâmiyet Darwinizm’i reddeder. Ancak İslâm
âlimlerinden bâzıları tevil yoluyla Darwinizm’in ciddiye alınması gerektiğini
iddia ederler.

İngiliz yazar 1964 doğumlu Rebecca Stott, geniş kapsamlı eserinde
tekâmül nazariyesinin Darwin’den önce de var olduğunu, hatta MÖ 384 – 322
yıllarında yaşayan Aristoteles’e kadar indiğini ileri sürüyor.    

Darwin’in
Hayâletleri
,
tabiatın işleyişini konu edinen ve bu fikirleri yayımlamanın hem siyâsî hem de
dinî açıdan çok riskli olduğu bir dönemde bunu yapma cesâreti gösterenlerin
hikâyesidir.  

13,5 X 21 santim ölçülerinde 584 sayfalık
eser Kasım 2020’de yayınlandı.

PANAMA YAYINCILIK:

 Yüksel Caddesi Nu: 7-A/7 Kızılay Ankara.
Telefon ve Belgegeçer: 0.312-432 14 80

e-posta:
info@panamayayincilik.com  internet: www.panamayayincilik.comm

 

SELENGE

Prof. Dr. Saadettin Yağmur Gömeç’in eserine isim olan Selenge, târihte Türk yurdu olan, günümüzde Moğolistan Cumhuriyeti
sınırları içerisinde bulunan topraklardan doğan, Sibirya’da Baykal Gölüne
dökülen ırmağın adıdır.

Eserde, Selenge Irmağı çevresinde kurulan
Kök Türk Cihan Devleti’nin, Köktürk Hânedânı’nın yan kolu olan  Uygur Kağanlığı tarafından yıkılmasını ve
sonrasını anlatır. Uygurlar her ne kadar Kök Türklerin zengin mirasının üzerine
oturmuş ise de, bu serveti iyi bir şekilde koruyamadı. Kardeş kavgaları
sebebiyle güç kaybettiler. 745 yılında kurulan Uygur Devleti 95 yıl târih
sahnesinde kaldıktan sonra 840 yılında Kırgızların darbesi ile târih
sahnesinden değilse de bulundukları topraklardan çekilmek mecburiyetinde kaldı.
Günümüzde Çin işgali altında bulunan Doğu Türkistan’a yerleşip mütevâzı
sınırlar içerisinde devletlerini devam ettirdiler. Fakat diğer Türk boylarını
idâreleri altına almayı başaramadılar. Önce Moğol asıllı Karahitaylara, 1209
yılında Cengiz Han’a tâbi oldular. 1260 yılında ise Uygur Devleti târihe
karıştı.

Selenge isimli târihî roman
tarzındaki kitapta, daha kuruluş aşamasındayken, Uygur Türkleri arasında
yaşanan iktidar mücâdelesi edebî bir dille anlatılıyor.

14 X 21 santim
ölçülerinde 166 sayfalık eser, Kasım 2020’de yayınlandı. 

BERİKAN YAYINEVİ:

Kültür
Mahallesi, Kızılırmak Caddesi Nu: 61 Gonca Apartmanı Daire: 6 Kızılay, Çankaya,
Ankara. Telefon: 0.312-232 62 18 Belgegeçer: 0.312-232 14 99 e-posta:
berikan@berikanyayinevi.com  www.berikanyayinevi.com 

 

KISA
KISA… KISA KISA…

1-OĞUZ TEPEGÖZLÜ: Henrich Friedrech
Von Diez – Hasan Güneş / Ötüken Neşriyat.

 2–YÖNTEM
ÜZERİNE KONUŞMA:
Rene Descartes – Murat Erşen / İş Bankası Kültür
Yayınları.

3-DAMSIZ DİSİPLİN: Tina Payne Bryson
+Daniel J Siegel – Bulut Yazıcı / Pegasus Yayınları.

4-HAYATINI
DEĞİŞTİRMELİSİN:
Rachel
Corbett – Kerime Dalyan / Yapı Kredi Kültür Sanat Yayıncılık.

5-İSTANBUL UFKU: Necati Birinci /
Boğaziçi Yayınları.

Önceki İçerikTürkiye’nin Bağışıklık Sistemi Zayıf
Sonraki İçerikSoykırım Yalanı Karşısında Biz
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.