Daima Düşün!

49

– Niçin fırından ekmek almadan geldin?

       Fırıncının giyinişini beğenmediğim için, almadım!

     – Niçin o kitabı okumadın?

       Yazarını beğenmediğim için!

     – Kişilere bakarak hüküm verme!

       Bir şeyi kaynağından, bizzat kendin öğren.

       Söyleyenin de nasıl biri olduğunu anlarsın.

     – Bilerek reddet, bilerek kabul eyle.

       Hemen ne reddet, ne de kabul et.

       Bir süre oku ve araştır.

       Bir müddet öğrendiğini dinlendir.

       Sonra müspet veya menfi olarak kararını ver.

       Çünkü tahkikî biliş, taklidî bilişe nazar etmez.

     – Kaldı ki, gerçek bir; yanlış sayısız.

       Doğruyu bilenin, yanlışı bilmeye ihtiyacı yok.

       Çünkü yanlışla karşılaşan, ona aldırış etmez.

       Yanlışlarla düşüp kalkan;

       Doğru sanarak, yanlışın birine sarılabilir!

                                     x

     – Daima düşün dur.

       Gerçeğe götüren yol budur.

       Hakk’a götürür hakikatler;

       Görür kılar seni dikkatler.

       Dikkate de dikkat et.

       Dikkat de ister gayret.

                                     x

     – Dereden tepeden,

       Lâfın gelişi derken,

       Öteden biri karıştı lâfa.

       Konuşana tutarak kafa.

       Dediklerin olsun sadre şifa.

       Yoksa düşer size hayattan istifa!

       İnsan deyip de geçme birader;

       Kıymetçe kâinata değer.

       Hz. Allah dedi, tâ ezelde:

       Kendim için, seçtim insanı güzelce.

                                     x                                 

     – Hz. Muhammed insanlara; ne olduklarını değil,

       Nasıl olmaları gerektiğini söyleyip durdu.

       Çünkü kimse demez: “Ayranım ekşi!”

       Neyse ne? Artık sonrası önemli;

       Bunun için de, müspet hareket etmeli.

       İnsanın menfiyatta, dün ne olduğu değil;

       Artık bugün, nasıl olması gerektiği önemli.

       Karanlığa bağırıp çağırmaktansa, seslenmeli aydınlığa.

       Bunu en güzel şekilde yapmanın, yolunu aramalı.

   – “Müjdeleyin, nefret ettirmeyin, kolaylaştırın, zorlaştırmayın.”

       Diyor Hz. Peygamber.

       İşte budur en güzel haber.

Önceki İçerikTanrının Yaramaz Çocukları
Sonraki İçerikEmekli Din Görevlisi Ayhan Derinkuyu ile İslâmî Kavramlar Hakkında Konuştuk.
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.