Çözüm ve Çözülme

48

Türkiye çözüme mi gidiyor; yoksa  çözülmeye mi götürülüyor?  sorusu sık sık soruluyor. Silah bırakma şartına bağlı olarak terör örgütünün isteklerinin yerine getirilmesi ne bir açılım olabilir; ne de demokratikleşme diye takdim edilebilir. Türkiye çözülmeye götürülmektedir. İnsanlar birbirlerine ötekileştirilmekte, bize yabancı olan tahrikler dışarıdan ve içeriden sürdürülmektedir. İnsanların çatışması ve kan akması beklenmektedir. Terör örgütlerinin saldırıları ve cinayetleri bile provokasyon olarak takdim edilerek onlar aklanmaya çalışılmaktadır.

AKAM (Avrasya Kamuoyu Araştırmaları) isimli  kuruluşun 11 ilde yaptığı araştırma sonuçları  doğruyu bir defa daha ortaya çıkarıyor. Araştırmaya katılanların %83.5’i AKP’nin açılım sürecini doğru yönetemediğine inanıyor. %78.6’sı Türklerle Kürtlerin birbirine uzaklaştırıldığına inanıyor. Açılım sonucunda terörün biteceğine inanmayanlar %70.3’ü buluyor. Araştırmada farklılıkları öne çıkaran ırkçılığın arttığı görülüyor. Araştırmaya katılanların %73.1’i TSK’yı demokratikleşmenin önünde bir engel olarak görmüyor. Araştırmaya katılanların %72.2’si TSK’nın sürekli darbe planları yaptığına inanmıyor.  Mevcut iktidar döneminde kendini laik olarak tanımlayanlara karşı mahalle baskısının arttığını ifade edenlerin oranı ise %47.1’dir. Deneklerin %68.8’i AKP’nin ekonomi politikasını başarılı bulmuyor. Aslında bu ve benzer sonuçlar herkes tarafından görülen ve bilinenlerin ortaya çıkarılmasıdır.

Bu ülkeyi yönetenler, kendilerine göre Kürt sorunu, bize göre Kürtçülük sorununun bir demokrasi sorunu olmadığını halen fark etmiş değiller. Eski Milli Eğitim Bakanı Türkiye’de asimilasyon yapıldığından bahsediyor. Keşke yapabilseydik. En az bazı Batı Avrupa ülkeleri kadar. O zaman Sayın Çelik bunları söylemeye fırsat bile bulamazdı. Bu ülkede ırkçılık oldu diyen Sayın Çelik acaba ırkçılığın ne olduğunu biliyor mu? Ben Batı Dünyasını dolaştıkça ırkçılığın ne olduğunu anladım. Bildiğim diğer bilgiler ise çok teorik kaldı. Türkçe’si eritme olan asimilasyon, farklı kültürlere sahip topluluklardan birinin diğerini zora dayalı olarak kendisine benzetme sürecidir. Kültürel fark sadece dil farkı değildir; ama yaşama tarzı farkıdır. Nikâhın birbirine açık, iç göç hareketlerinin yoğun, mabet ve kabristanın farklı olmadığı bir sosyal gerçekte zaten asimilasyona uygun bir ortam yoktur. Kim kimi ne yönde ve nasıl eritecektir?

Eritme ile bütünleşme hatta kültürleştirme (acculturation) sürekli birbirine karıştırılmaktadır. Kültürleştirme ve bütünleştirme egemenlik haklarını kullanan her ciddi devletin en tabii görevidir. Vatandaşlarına sahip çıkışıdır. Ama ne gariptir ki; marjinal ve mesnetsiz görüşleri ifade etmeyi hüner sayanlar bu ülkede milli eğitim bakanlığı yapabilmiştir. Sayın Eski Bakan çok sayıda ırklardan bahsediyor;  herhalde bir başka dersinde de bu ırkları açıklayacaktır.

Kürtçülük sorunu, demokrasiden uzak bir ırkçılık sorunu ve terör yapma özgürlüğü talebidir. Bundan dolayı DTP sözde yasal bir parti olmasına rağmen, dağa çıkmaktan ve bölgedeki petrole sahip çıkmaktan bahsediyor. Mahalli özerklik, federasyon ve yer adlarının, Anayasanın değişmesini istiyor. Açıkça ırkçılık yapıyor. Mevcut açılımı bile kabul etmiyor. Terör örgütü ve terörist başı ile kendini özdeşleştiriyor. Türkiye eğer bir hukuk devleti ise; bu partiye ne yapılacağını Anayasa Mahkemesi tayin edecektir. Batasuna Partisi kapatılmadı mı? O’na terörü ve terör örgütünü destekleme özgürlüğü tanındı mı? Demokrasilerde parti kapatılamaz balonu çoktan patlamıştır. Demokrasi ile terör ve teröre özgürlük bağdaşmaz.

Fransa’da yüzyıl uğraşıp yok edilen Korsika dilinin Korsika’da seçmeli ders olarak okutulması yönünde hazırlanan tasarıya Fransız Anayasa Mahkemesinin verdiği cevap: “Fransa’da yaşayan herkes Fransızdır. Fransa’nın etnik ve azınlık grupları yoktur. Bu dil seçmeli ders olarak okutulamaz.” şeklinde değil mi?  Bu ülkede Fransız Milletini ve kimliğini reddedenlerle oturup açılım pazarlığı hiç yapıldı mı?

İpini koparan Cumhuriyeti taşlamakla meşgul. Cumhuriyet tek millet ve tek kimlik yaratmış diye suçlayanlar Kürtçülük sorununun 1787’lere, Vatikan’a ve Protestan misyonerlerine kadar dayandığını bilmiyorlar mı?

O tarihlerde Cumhuriyet mi vardı?

 

 

Önceki İçerik“Sosyal Dönüşüm Projesi”
Sonraki İçerikAynadaki Adam
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)