Covit-19 Salgın Hastalığı ve Korkusu

30

    Ortaya koyduğu
şartlar sebebi ile halen covid-19 pandemisi (büyük salgını) ciddi bir sağlık
sorunu olmaya devam etmektedir. Bu sorun, konu ile ilgili kesinleşmemiş değişik
bilgiler sebebi ile insanlarımızda endişe yaratmakta ve halkımızda bir de koronafobi
diyebileceğimiz duruma sebep olmaktadır. Gerek salgın hastalığının
kendisi gerekse bu korku duygusu, konu hakkında farklı, birbiri ile ilişkisiz,
hangisi doğru, neresi yanlış anlaşılamayan bilgilerin ve haberlerin, muhtelif
kanallar üzerinden insanlarımız tarafından öğrenilmesi sebebiyle konu daha da
karmaşık hale gelmektedir.

 

    Covid-19 u
daha öncede, o günün bilinenleri ışığında beş ayrı makalem ile
değerlendirmiştim. Şu anda salgın tüm dünyada etkisini sürdürmektedir. Bu
günlerde Brezilya, Hindistan ve A.B.D de çok daha ciddi bir sağlık sorunu
olarak yaşanmaktadır. Ülkemizde ise Mayıs 2020 sonuna doğru, vaka sayılarındaki
azalmalar, yoğun bakım hasta sayısı ve ölüm vakalarının durumu, ciddi bir
kontrolün sağlandığını göstermişti. Bu sebeple Mart 2020’de uygulamaya konulan
yoğun koruyucu tedbirler kaldırılmış ve Haziran başından itibaren ise yeni
normalleşme adı altında salgın takip ve kontrol edilmeye çalışılmaktadır.
Hastalığın yoğun olduğu bu dönemde şehrimiz Kacaeli ve İstanbul, çok ciddi
sağlık sorunlarının yaşandığı iki aylık bir dönem geçirmişti.

    Haziranda
başlayan yeni normalleşmenin getirdiği şartlar ile insanlarımız, yaz tatilinin
de getirdiği imkân ile Anadolu’nun tüm şehirlerine gittiler. Gidilen bu
yerlerdeki düğün, cenaze, asker uğurlaması gibi topluluklar halinde yapılan
etkinlikler ve tedbirlerin gerekli hassasiyetle uygulanmaması bulaş zincirini
canlandırmıştır. Bu  ise salgın
hastalığın buralarda  artmasına ve ciddi bir
sağlık sorunu haline gelmesine sebep olmuştur. Bu günlerde başta Ankara olmak
üzere, Konya, Kayseri, Diyarbakır gibi birçok şehrimizde covit 19 salgın
hastalığı öncelikli sağlık sorunu haline gelmiştir. Bu durum Nisan-Mayıs ayında
bu salgının sıkıntılarını yaşayan şehrimizde ve tüm ülke insanında yeni bir
korku ve endişeye sebep olmuştur.

     Ne
yapmalıyız? Bir kere bulaş zinciri olmamalı, bulaş zincirini kıran tedbirlerin
en lüzumlu korunma yolu olduğu unutulmamalıyız. Bunu ise kalabalıklar yapmayarak,
kalabalık ortamlarda mümkün mertebe bulunmayarak, diğer insanlarla olan
temaslarımızda maskeli olmak ve belli bir fiziki mesafeyi sağlayarak
yapabiliriz. Ayrıca yaşanılan ortamların iyi havalandırılması, ortak kullanılan
mekânların daha dikkatli temizlenmesi önemli tedbirlerdendir. Tabii ki kişisel
temizlik şartlarında daha dikkatli olunması unutulmamalıdır. Şüpheli
temaslardan sonra ellerin ve gerektiğinde yüzün dikkatlice yıkanması, kirlenme
ihtimali olan yer  ile
eşyaların(1/10-1/100)oranlı çamaşır suyu 
veya bir dezenfektanla temizlenmesi bulaş zincirini kırmaya, hastalık
yapıcı virüslerin bu özelliğini yok etmeye yeterlidir.

    Bu ve benzeri
hastalıkların bulaşma ihtimalinin olduğu durumlarda ne yapmalıyız? İlk 3-5
gün
kuluçka süresidir. Hiçbir şikayet yoktur
ve laboratuvar bulgusu da bulunmaz. Bu günlerden sonra ateş, boğaz ağrısı kuru
öksürük, adale ağrıları gibi muhtelif şikâyetler görülebilir. Bu gibi
gelişmelerde önce enfeksiyon şüpheli durumlarda yapılan genel tetkikleri
yapmalıyız. Kanda sedimantasyon, tam kan sayımı, CRP,  LDH 
v.s. gibi tetkikler yapılmalıdır. Bunlardaki değişimler bir enfeksiyonun
olup olmadığını, enfeksiyon varsa virüslere veya bakterilere bağlı olup
olmadığı hakkında bilgi verirler.(bakınız Nezle mi? Grip mi? başlıklı makalemiz)

  Gerekli
durumlarda geniz sürüntüsünden antijen dediğimiz virüsün kendisini tespit eden
tetkik yapılır. Bu pcr metodu ile daha güvenli yapılmaktadır. PCR Covit-19
antijen testinin genel tarama amaçlı yapılmasının bir gereği yoktur.
Riskli
temaslardan belirli bir süre sonra yapılması anlamlıdır. Özel risk altındaki
gruplara veya stratejik özellikli durumdaki insanlarda tarama amaçlı
yapılabilir. Bu maksatla yapılan başka tetkik 
yolları da vardır. Geçmeyen öksürük var ise Akciğer röntgeni, burada
şüpheli görüntü mevcut ise tomografi çektirilerek ileri bir sağlık sorunu var
mı araştırılmalıdır. Bütün bunlar bir hekimin uygun görmesi ile istenmeli ve
değerlendirme yine hekimce yapılmalıdır. Şüpheli temaslardan 10-12 gün sonra
kanda antikor dediğimiz koruyucu unsurlara bakılabilir. Önce M antikorları
adını verdiğimiz enfeksiyonun yakın tarihte geçirildiğini gösteren antikorlar,
daha sonra bağışıklığın geliştiğini gösteren G antikorları oluşmaktadır.

  Burada anlatmak
istediğim salgın hastalık korkusunu yenmenin yolunun gerekli tedbirlerin
alınması olduğudur. Şüpheli temas durumlarında ise paniklemek yerine aile
hekimimize veya bir sağlık kuruluşuna başvurarak durumumuzu tıbbın ışığında
değerlendirmek, tedbir-takip ve gerekiyorsa tedavimizi yaptırmaktır. Bu genel
bilgiler ışığında konuya yaklaştığımız oranda doğru hareket etmiş oluruz. Bilginin
olduğu yerde panik olmaz, yersiz korku olmaz. Gerekli uygun hizmetler yapılarak
doğru davranışlar yakalanır ve yaşanır.

    Öncelikle
covit 19 salgınında bu hastalığa yakalanmamamızı, sonra  bulaşıcı hastalıklarda en önemli korunmayı
sağlayacak aşının  ve daha güvenilen
tedavi unsurlarının bulunmasını,  yakalananların
ise şifa ile atlatması dileklerimle sağlıklı günler dilerim.