Covid 19 Salgınında 4. Dalga Korkusu!

61

      Tarih boyunca
insanoğlu önemli olaylar yaşamış ve bundan gerekli dersler-bilgiler alarak
geleceğini daha yaşanabilir kılmıştır. Tabii felaketler ve savaşlar bunların
önemlileridir. Şu günlerde de bir salgın hastalıkla karşı karşıyayız ve bununla
baş etmek için uğraşmaktayız.
 

 

        Bu,
2020 Mart ayında DSÖ tarafından 
pandemi (büyük
salgın) kabul edilen ve 
covid 19
adı verilen bir virüs hastalığıdır. 
Coronalar, insanlar ve hayvanlarda çoğunlukla sessiz duran, zaman zaman
çoğunlukla basit hastalıklara sebep olan virüslerdir. 
Covit 19 ise ilk önce Çin’in Wuhan kentinin bir hayvan pazarından gelen insanlardaki solunum yolu
enfeksiyonu etkeni olarak Aralık 2019’da teşhis ve tespit 
edilmiştir . Yarasalarda bulunan fakat bir mutasyon geçirerek bulaşıcılık
ve insanlarda önemli solunum yolu enfeksiyonu yapma özelliği kazandığı
öğrenilen bu virüs 
covit 19
adı ile tanımlanmıştır. Hastalık kısa sürede yayılarak büyük salgın vasfını
kazanmış, bugüne kadar dünyada iki yüz milyon kadar insana bulaşmış ve dört
milyon insanın ölümüne sebep olmuştur. Ülkemizde ise ilk vaka Mart 2020’de
görülmüş Haziran 2020’ye kadar süren birinci dalgasında bir milyon insanımız
hastalanmış ve beş bini ölümle sonuçlanmıştır. Mart 2020 de uygulanmaya 
başlanan 
karantina
 tedbirleri
ile vaka sayıları azalmış, Haziran 2020’de kısmi normalleşmeye geçilmişti.
Sağlık ordusunun olağanüstü gayreti ve halkımızın tedbirlere riayeti ve yaz
mevsiminin etkisi ile salgın kontrol edilebilir hale gelmişti.
 

 

         
Tedbirlerdeki gevşeme ve sonbaharın etkisi ile 
Eylül 2020 de vaka sayıları yeniden artmaya başlamış, Ekim 2020’dehalkın sağlığını tehdit eder
hale gelmişti. Bu sebeple yeniden karantina tedbirleri (okulların açılmaması,
lokanta, kahve, sinema salonlarının, stadyumların kapatılması, sokağa çıkma
kısıtlanmaları, düğün-cenaze merasimleri dâhil toplu yapılan etkinliklerin
kısıtlanması) uygulanmaya başlanmıştı. Karantina tedbirlerinin yanında
insanlarımızın maske, mesafe ve temizlik konusunda hassasiyet göstermeleri
konusunda da daha kontrollü bir dönem yaşanmıştı. Ocak 2021’e kadar süren bu
ikinci dalgada da iki milyon insanımız hastalanmış ve maalesef yirmi beş bini
ölüm ile sonuçlanmıştır. Bu iki dalgada sağlık çalışanlarımızın neredeyse %
50’si  bu hastalığa yakalanmış, beş yüze yakın hekim
dâhil sağlık çalışanımız vefat etmiştir.
 

 

           
Salgın hastalıklarına karşı insanoğlunun en önemli tedbiri bulaşma zincirini
kırarak hastalığın yayılmasını önlemektir. İkinci ve daha önemli bir tedbir ise
AŞI’ 
dır. Salgın yapan ve bulaşıcı olan hastalıklara
karşı bulunan aşılar insanlığı bu hastalıklardan kurtarmıştır. Aşıların
bulunması, uygulanır hale gelmesi zor 
ve  uzun bir süreç ister. Covid 19 virüsüne karşı 
etkili
 bir
ilacımız olmadığı gibi aşısı da yoktu. Neyse ki ilim adamlarımızın yoğun
çalışması 2021 başında sonuç aldırıcı seviyeye gelmiş ve uygulanabilir birkaç
aşıyı insanlığa kazandırmıştır. Bu 
sayede 
şubat
 2021 den  itibaren önce sağlık çalışanlarına aşı uygulanarak bağışıklanma sağlanmıştır. Hastalığın ağır yaşandığı ve
ölüm oranı yüksek risk gruplarına da öncelik tanıyarak yapılan aşılanma
çalışmaları peyderpey diğer 
kesimleri 
de
 kapsayacak
şekilde uygulanarak toplumsal bağışıklık elde edilmeye çalışılmaktadır. 
 

 

             Covid 19 salgını ülkemizde üçüncü dalgasını Nisan- Mayıs 2021’de
yapmıştır. Bu dönemde de iki buçuk milyona yakın insanımız hastalanmış yirmi
bine yakını ölümle sonuçlanmıştır. Bu üçüncü dalgada öncelikle aşılanan sağlık
çalışanları ve altmış beş yaş üstü grupta hastalanma ve hastalananların ölüm
oranında ciddi bir azalma görülmüştür. Bu 
dalgada 
sağlık
 ordusunun
yoğun gayreti ve halkın tedbirlere uyumunun sağlanması ile vaka sayısının
günlük beş bine kadar düşmesiyle Haziran 2021’de yeniden normalleşmeye geçilmişti.
 

 

                 
Ağustos 2021’e girdiğimiz bu günlerde maalesef günlük vaka sayılarımız yeniden
yirmi binleri geçmektedir. 
Covid 19’un
dördüncü dalga tehlikesine işaret eden bu durumun önlenmesi gerekir. Bunun
yeniden karantina tedbirlerine başvurulacak bir boyuta dönmemesi gerekir. Bunun
için de insanlarımızın günlük hayatında bulaşma zincirini kıran tedbirlere
dikkatle uymasına ihtiyaç vardır. Kalabalıklar oluşturmamak, topluluk
durumlarında maskeyi dikkatle kullanmak, insanlarla ilişkilerimizde temizlik
şartlarına dikkat ve mesafe konusuna riayet bulaş zincirini kıran önemli
tedbirler olup mutlaka uyulmalıdır. Tabii ki en önemlisi aşı olmak. Hastalığa
karşı bizi koruyacak bu 
imkan asla ihmal edilmemeli, kuralına uygun
olarak aşılarımızı yaptırmalıyız. Aşıyla ilgili yalan yanlış bilimsel hiçbir
yanı olmayan söylentilere kulak asmamalıyız.
 

 

                             
Salgının bittiği daha sağlıklı günler dileği ile…