Bosna-Hersek Gezisi Notları – 3

34

Üçüncü gün… devam.

Alperenler Tekkesi’ne arkamızda bırakarak Mostar’a doğru gitmekteyiz. İnsanlığın işlediği cinayetlerin buralarda da devam ettiğini görüyoruz. Hunharca katlettikleri müslümanlarla beraber müslümanlara ait tüm bağ ve bahçeleri de yakıp yıkmışlar. Etrafımızda yakılan bağların yerine yeniden dikimi yapılan üzüm ve meyve bahçelerini görüyoruz.

Hırvatlar, savaştan galip geleceklerine o kadar inanmışlar ki Hırvatistan’dan 300 kişilik bir komando ile son vuruşu yapmak üzere birlik çıkarmışlar. Bunu haber alan müslümanlar Allah’ın lütfu ile 300 kişinin tamamını Mostar’a yakın bir bölgede yok etmişler şu anda onların maşatlığının yanından geçiyoruz. Maşatlıktaki ve diğer gördüğümüz yerlerdeki hıristiyan mezar taşları siyah mermerden yapılmış. Sanki bu dünyamızı kararttık, ahiretimiz de kara anlamında. Onlar her şeyin vahşet ve zulümle yok edileceğini sanmışlar. müslümanların imanını hiç hesaba katmamışlar ki o müslümanlar Osmanlı’nın Avrupa’da serhat şehirlerinde bayraktarlığını yapmış İslamla şereflenmiş kişiler. Mostar şehrine girdik camiinin avlusundan ufak bir kapıdan geçtik ve dallarından sükunet ve huzur akan ağaçlarla dolu bir avluya girdik: Koski Mehmet Paşa Camii. Cami solumuzda kalacak şekilde şadırvanın yanından ilerledik ve köşeyi dönünce birden meşhur köprüyle göz göze geldik! Mostar Köprüsü’ne bakmaktayız. Önce uzaktan temaşa ediyoruz, bir taraftan fotoğraf makinelerinin flaşları çakmakta herkes kendine göre en güzel görüntüleri alma yarışında. İki kule arasında hilal şeklinde taş bir yapı, yolda gelirken 1500 lü yıllarda, yapımı esnasında kullanılan taşların çıkarıldığı taş ocakların gördük. Yıkılışından sonra bir kısım taşlar yine aynı ocaktan çıkarılarak kullanılmış. Mostar Çarşısı’nın müslüman mahallesi kısmından geçerek Mostar Köprüsü’ne ulaşıyoruz.

Kanuni Sultan Süleyman, mimarı Koca Sinan’a ” Ey koca mimar! Batıda gittiğimiz uç ilimiz Mostar’da öyle bir köprü yaptırasın ki, bu güne kadar eşi benzeri görülmeye; bakan gözü, gönlü fethede; Türk’ün adını hatırlata, yaşata” diyerek Mostar Köprüsü’nün yapılma emrini veriyor.

Mostar Köprüsü:

Neretva Nehri’nden (Yeşil Nehir) 24 metre yüksekte 30 metre uzunluğunda, 4 metre genişliğinde olan Mostar Köprüsü, dönemine göre gelişmiş bir teknolojiyle inşa edildi. Mostar şehrinden geçen, Neretva Nehri üzerinde Mimar Sinan’ın öğrencisi Mimar Hayrettin tarafından 1566 yılında inşa edilen köprüdür. Mimar Hayruddin, köprü için 456 kalıp taş kullanmış. Çevresindeki kente adını da veren köprü güzelliğinden ve nehir üzerinde oluşturduğu siluetinden dolayı “Taş kesilmiş ay” diye anılırmış zamanında. Köprünün iki tarafındaki kulelerden sol taraftakine (Herceguşa) tara, sağ taraftakine Helebiya (Zindan ) denilmekte. Mostar Köprüsü, cesur sporcular tarafından yıllarca bir atlama platformu olarak kullanılmış. Geleneğe göre şehrin erkekleri, nişanlılarına cesaretlerini ispatlamak için düğün öncesinde köprüden atlarlarmış.

İç savaş sırasında Mostar Köprüsü’ne ilk saldırıyı 1992 de Bosnalı Sırplar  düzenlemiş. 1993 te Hırvat tankları köprüye daha büyük bir zarar veren saldırılarını başlatmış. Savaş sırasında Hırvat topçuları tarafından defalarca vurulmuş, zarar görmesin diye lastiklerle kaplanmasına rağmen hınçla ve nefretle tutulduğu top ateşine dayanamamış. Kasım ayının sonunda köprü tamamen yıkılmış. Dev taşları, Neretva Nehri’nin sularına gömülmüş. Mostar Köprüsü, yüzyıllar boyunca Bosna’da hoşgörü ve kültürel çeşitliliğin sembolü olarak kalmış. Şehrin Müslüman ve Hırvat kesimini, birbirine bağlıyormuş. Savaş sırasında Köprünün yıkımı, Mostar’ın çok uluslu mirasının reddedilmesi anlamına geldiği kabul ediliyor.

Mostar Köprüsü gördüğüm kadarı ile çok işlevsel olmayan sadece yayaların kullanabildiği taş bir köprü. Asıl önemi köprünün bir sembol olmasından ileri geliyor. Üzerinde manevi bir simge olarak Allah’ın 99 ismini işaret eden 99 basamak var. Bir diğeri ise mimari olarak İslam’ın sembolü hilal şeklinde olması. Tahammülsüzlük asıl buradan gelmekte. Çünkü savaştan sonra Hırvatlar Mostar Köprüsü’nün batı tarafındaki dağın en üst noktasına devasa bir haç dikerek bu tahammülsüzlüğü bugün devam ettirmekteler ancak buna Bosnalı Müslümanların cevabı çok net: “sizler en yüksek tepelere de haç inşa etseniz gökteki Ay ve Yıldızdan daha yükseğe inşa edemezsiniz buraya ulaşma imkanınız yok.” Yine son dönemde bir ziyaretçinin anılarındaki hitabı ile “Bu dev haç, köprüyü yıkan top atışlarının yapıldığı yere, köprüyü yıkanlara benzer fanatikler tarafından, üstelik de savaştan sonra katolikliklerinin sembolü olarak dikilmiş. Ama bana sanki insanlara yıllarca yan yana yaşadıkları komşularını ve şehirlerinin sembolü köprüyü vurduklarını unutmasınlar diye dikilmiş gibi geliyor.”

Eski köprünün mimari denemesi için kullanılan, Mostar Köprüsü’nün batısında daha eski ama ünsüz (Kriva Çupriya) köprüye şöyle bir baktıktan sonra nehir kenarına indik. Bu küçük köprü Türk mimar Seyvan Kethüda tarafından 1558 yılında yapılmış.

Her yerde gördüğümüz manzara burada da mevcut tarihi camiler bombalanmış yıkılmış ama savaştan sonra aynı özelliklerine bağlı kalarak yeniden restore edilmişler. Bir çok bina özellikle büyük oteller bombalanmış bir kısmı yenilenmiş ama bazıları o haliyle, bombalanmış kurşun izleri ile durmakta. Çarşı içinde şehitler sanki beyaz kefenleri ile yatmakta. Tüm şehitlikler beyaz mermerlerle belirlenmiş. hepsinin ruhlarına fatiha.

Koski Mehmet Paşa Camii Osmanlı’dan kalma tarihi bir camii. Şehrin ortalarında 1557 de Mimar Sinan’ın yaptığı Karagözbey (Karadjozbegova) Camii yine Osmanlı eserlerinden, yanında medresesi, imaret hanesi ve sağlık evi ile hala hizmet etmekte. Caminin avlusunda, aynı şehirdeki eski evlerin arasında sıkışmış küçük parklar gibi, mezar taşı koyacak yer kalmamıştı. Caminin karşısında bir yatır bulunmakta. Daha sonra yolun arabalara kapalı olan kısmına vardık ve Arnavut Kaldırımı tertemiz beyaz taşlı sokaktan beyaz duvarların arasından beyaz çatılara bakaraktan devam ettik. Bu bölgeye “Kuyumculuk” deniyor. Akşamın alaca karanlığında geldiğimiz yollardan Saraybosna’ya geri dönüyoruz. Yarın son günümüz. Saraybosna merkezini gezeceğiz.