Bize Nasihat Ediyorlar

40

Ayıya dayı diyecekmişiz  – suya sabuna dokunmayacakmışız  – etliye sütlüye karışmayacakmışız yoksa kellemizi koparırlarmış v.s v.s.

Bizim memleketin en çok yetiştirdiği nesnelerden biride Laf adamıdır. Mübarekler bir türlü karaborsaya da düşmezler. Böylelerine her yerde her zaman rastlamak mümkündür. Bunlardan birisine selam verdin mi başlar nasihat etmeye nemi söylerler? Herkesin her zaman söylediği şeyleri.

Sen vazgeç bu sevdadan, bu davadan sen mi kurtaracaksın bu memleketi sana mı kalmış Türk Milliyetçiliği, devir değişti, sende kendini kurtarmaya bak. Altta kalanın canı çıksın bir tekmede sen vur, at gitsin, icabı hale göre hareket etmek lazım bu dünya böyledir. Meşhur bir söz vardır köprüyü geçene kadar ayıya dayı derler.

İşte böyle doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar bak sen dik kafalılığından bir yere gelemedin, hep çile çekiyorsun. Neme lazım senin elin etlisi sütlüsü suya sabuna dokunmadan yap yapacağını bazı şeyleri sen de gör ve kendini kurtarmaya bak. Kendini helak etme, adamın başını koparırlar.

Bu nasihatlere tahammülüm kalmadı bende birkaç şey söyleyeyim. ” Be hey çok görmüş, çokbilmiş fakat asla inandıklarını, söylediklerini yapamamış atıl ve batıl adam nasihat veriyorsun şu dünyaya geldin geleli ne gibi hayırlı işler yaptın? Yedin, içtin geldin geçtin. Ne kazandın?

Yemeyi, içmeyi dört ayaklılarda senden iyi yapar sen insan olarak bu millet için bu devlet için ne yaptın?

Bana bu sevdadan vazgeç diyorsun bu davadan vazgeçeceğimde bütün heyecanımı, aşkımı varlığımı kime nereye harcayacağım? Servet biriktirmeye mi 3 – 5 arşın kefenlik için o kadar servete ne gerek var?  Biz inanan, saf temiz insanlarla bir yola çıktık hedefe varabilirsek ne güzel, varamazsak yollarında ölmekte bizim için bir şereftir.

Onlar çok diye eğri yola gidenlerin yoluna mı gidelim? Hiçbir zaman hakikat ekseriyetin gittiği yolda değildir. Yol kalabalıkların yönü değil hakikatin istikametidir. Biz ona dönmeye ve kalabalıkları da hakikat yoluna döndürmeye çalışıyoruz.

Bir dağ başındasın ve etrafında bir sürü vahşi insanlar var, sen bir kişisin onlar çok diye sen onlar gibi vahşi mi olacaksın. Yoksa onları ıslaha mı çalışacaksın? Altta kalanın canı çıksın diyorsan sen bu ahlak kurallarını hangi kitaptan okudun? Bir tekmede sen at diyorsun. Ben dört ayaklı değilim icabı hale göre hareket etmek ne demek? Halimi kurtaracağım derken istikbalimi mi feda edeyim?

Köprüyü geçene kadar ayıya dayı de geç diyorsun. Neden ayıya dayı diyecekmişim işte senin gibiler hep ayıya dayı diye diye bu memleketi ayılarla doldurdular. Bu köhne ikiyüzlü nasihatten siz vazgeçerseniz daha iyi olur. Adamın önce yüzüne gül sonradan kuyusunu kaz bu ne demek.

Allah’ım beni bu türlü bir görüş ve gidişattan koru. Mevlana’nın dediği gibi “zahir gözü kör olanlar,   görünen pisliklere bulaşır bunu temizlemek kolaydır. Fakat kalp gözü kör olanlar, görünmeyen pisliklere bulaşır ki bunu temizlemek zordur.”

Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar diyorsun, dokuz köyden kovulmamak için yalan mı söyleyelim. Doğruları kabul edecek, kovmayacak bir köy buluncaya kadar doğru söylemeye devam edeceğiz. Bulamazsak yine doğruyu söylemeye devam edeceğiz.

Etliye, sütlüye karışmaya neye karışayım?  Etsiz, sütsüz şeyin insana, millete ne faydası olur?

Milleti inek gibi sağsınlar, konuşmayalım “suya, sabuna dokunma” işte buna gelemem bu ne pim, pis bir sözdür.

Suya sabuna dokunmadan bir sümük mendili bile temizlenmez. Kaldı ki bu kadar karışık cemiyet işleri bu kirli hadiseleri temizlemek için suya da, sabuna da dokunacağız.

Şimdi işin en nazik noktasına geliyoruz. İslam dini itidal dinidir. Allah Kuran-ı Keriminde sabrediniz buyuruyor diyorsunuz. Hâşâ Allah’ın emrine karşı gelemeyiz.  Fakat senin Allah’ına söverlerse, senin vatanına saldırırlarsa, senin vatanını bölmek için uluslararası planlar yaparlarsa sen hala sabra devam mı edeceksin? ” Haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır” sözünü kim söylemiştir. Her kuvvetli fikir hareket haline gelmeye mecburdur. Hareket haline gelmeyen fikir değildir. Ona kendini, başkalarını avutma, uyutma siyaseti derler.

Onlar rejimi, nizamı koruma gibi bir takım kelimelerin arkasına sığınıp şahsi menfaatlerini koruyorlar, kanun yapıyorlar diye biz hakikati söylemekten çekinecek miyiz?  Biz mücadele ederken, yazarken bir şeyin hakikat olup olmadığına, millete yararlı olup olmadığına bakarız.

Bu nasihatçiler önceleri kuşdili konuşuyorlardı. Anlamasak da kulağa hoş geliyordu. Şimdi rant çoğaldı, semirdiler puşt dili konuşmaya başladılar.

Her türlü kötülüklerle mücadele edenler felaha erdiler. Allah’ın kitabı böyle yazıyor kul kitaplarının neler yazdığını bilemiyorum. Şüphesiz ki kanunlardan evvel insanlar vardı. İnsanlardan evvel de Allah vardır.