Bayırbucak’ta Etnik Temizlik

17

Türkiye’nin Suriye politikasının ne kadar yanlış olduğu çok söylendi. Bugün karşılaştığımız bu sonuçlar bu yanlışların somut tecellileridir. Türkiye için birinci mesele içeride milli birlik ve beraberliğini sürdürebilmesi, dış taleplere göre dönüştürülmemesidir. Dış politikasının ana ekseni de kendisini çevreleyen güvenlik çemberinin güçlü kılınmasıdır. Suriye, Irak ve İran’la ilişkiler, Ege’de ve Kıbrıs’ta milli çıkarlarımızın korunması, Balkanlarda Türkiye’nin siyasi ve kültürel tesirliliğinin devam etmesi şarttır. Bugün gözden kaçan budur. Münferit olaylar tek tek ele alınınca gerçek resmin bütünü gözden kaçıyor.

Rus uçağı büyük bir sorun oldu. Tabii ki basit bir olay da değil… Türkiye bu konuda haklıdır ve gereği de yapılmıştır. Sorun iç politika konusu haline de dönüştürülmemelidir. Ancak bir Başbakan Yardımcısının “Eğer o uçak Rus uçağı olduğu anlaşılsaydı böyle davranılmazdı” şeklindeki açıklamayı da anlamak gerçekten çok zor. Demek ki siz antlaşma ve kuralları farklı ülkelere göre değişik uygulamaya hazırsınız. Keşke böyle bir beyanat verilmemiş olsaydı. Rus uçağı adeta beni düşürün demek istedi. Devamlı uyarılmasına rağmen, eğer sınır ihlaline devam ediyorsa; bu bir tesadüf değildir. Sonucu önceden belirlenmiş bir senaryoyu Türkiye’yi sıkıştırmak üzere Putin devreye sokmuştur. Rusya olsun; ABD olsun, PKK’nın Suriye kolunu Fırat’ın batısına geçirmeye niyetliler. Bundan dolayı bir süre önce ABD, şimdi ise Rus’lar terör örgütüne 5 ton mühimmat yardımı yaptılar. Biz Esad ile gereğinden fazla uğraşarak Suriye yönetimini PYD’ye yaklaştırırken bindiğimiz dalı kestik. Suriye’nin kuzeyinin, Irak’ın kuzeyine çevrilmesine yardımcı olduk. Suriye politikası baştan aşağı yanlışlarla doludur. Bizim için önemli olan güney sınırımızın güvenlik altına alınması ve terör örgütünün Kuzey Suriye’de egemen olmasını önlemekti.

Sorun ne kadar yanlış ele alınıyor ve başka bir alana çekiliyor. Düşürülen uçak dolayısıyla Rusya ile ilişkileri iyileştirmek sorunun sadece bir parçasıdır. Asıl sorun; Kürt koridorunun tamamlanmamasıdır. Türkiye sadece Rusya ve Suriye yönetimiyle değil; İran, ABD ve İsrail ile de karşı karşıya getirilmiştir. Rusya ve ABD Suriye hava sahasında uçaklarının karşılaşıp çatışmaması için anlaşma yapıyorlar. Aslında farklı çıkışlara rağmen, ne ABD Rusya’ya; ne de Rusya ABD’ye karşı değil.

Bayırbucak‘ta IŞİD’i (DAEŞ) bombalıyoruz diye Türkmen’lere etnik temizlik yapanlar, evlerini barklarını terk ettirenler, insan haklarının en önemli unsuru olan yaşama hakkına saldırdılar. Rusya ve ABD de bu etnik temizliğe ortak olmuşlardır.

Rusların Ukrayna’yı hedef alarak, yaşadıkları bölgelerde soydaşlarını korumaları hakları ise; Türk sınırına yakın bölgedeki Bayırbucak Türkmenlerini korumak da Türkiye’nin insani görevidir. Ancak siz ne Irak’da, ne de Suriye’de biz soruna Türkmen gözlüğü ile bakmıyoruz dediniz. Aynı yanlışı Kıbrıs’ta da yaptınız. Acaba Ruslar, biz Ukrayna’daki soruna Rus gözlüğü ile bakmıyoruz dediler mi? Bunun böyle olmadığını gördük. Milli menfaatlere sahip çıkmadan onların karşısında tarafsız kalarak çıkarları savunamazsınız. Acaba Türk Milleti 1 Kasım Genel Seçimlerinde bu yanlış dış politika örneklerini mi destekledi? Seçim sonuçları ülkeyi Suriye bataklığının içine atacak politikaya evet mi dedi?

Hariciyedeki monşerler saltanatını kıracağız, aktif dış politika uygulayacağız ve her konuya müdahil olacağız, Ortadoğu’da bizsiz hiçbir şey olmaz diyen yöneticilerimiz her şeye sonunu düşünmeden müdahil olmanın ve burnunu sokmanın bedelini bugün ülkeye ödettiriyorlar.

Diğer taraftan, daha önce Ege’de ihlaller karşısında Yunan uçaklarını düşürmemiştik, şimdi neden Rus uçağını düşürdük şeklindeki yaklaşım tarzı da tutarlı değildir. Kural, ülke farkı gözetmeden gereğini yapabilmektir. Ortadoğu’da itibar kaybeden, siyasi tesirliliği azalan Türkiye, Bölgeden dışlanmaktadır.

Türkiye karşıtlarını dışarıda aramayalım. Güneydoğu’daki olaylar karşısında ülkeyi olmadık tavizlere zorlamaya ve buna uygun yeni anayasalar çıkarmaya hazır işbirlikçi takım ciddi sayılabilecek TV kanallarında bile boy göstermektedir.

 

 

Önceki İçerikProf. Dr. Sayın Erdal Kerey ile sohbet
Sonraki İçerikMHP’lilerin Genel Merkez Yöneticilerinden Beklentileri:
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)