Baskı Kurma Taktiği

62

Ülkemizde ne zaman köklü değişiklikler yapılmak istense hemen bir cephe oluşturuluyor.

Birileri diyor ki;

“Yapacağınız her değişikliğe karşı çıkarız. Çünkü değişiklik yapma
hakkı sadece bize aittir. Biz değişiklik yapa yapa bu ülkenin anasını
ağlattık. Bu konuda çok emek çektik. Bizim berbat ettiklerimizi
düzeltmenize izin vermeyiz. Yıllardır uğraştık. Gazeteler ve
televizyonlar kurduk. Yönetim kurumlarının hemen hemen tamamına kendi
düşünce yapımızda olan insanları yerleştirdik. İktidarımızı ancak
kurmuşken ummadığımız olaylar gerçekleşti. Hesaplarımızda milleti
hallettiğimizi sanıyorduk, yanılmışız. Millet bizim istediğimiz kıvama
gelmemiş. Bir anda düzenimiz bozuldu. Biz bu ihtilal Anayasasından
memnun değildik. Bir zamanlar bizde değiştirmek için taslaklar
hazırlamıştık. Hatta bugün sizin yapmak istedikleriniz bizim
taslakların içinde de vardı. Bazı işleri niye siz yapasınız ki?. Bu
vatanın asıl sömürgenleri biziz. Biz ülkenin bütün nimetlerinden
öncelikle istifade ederiz. Bu konuda da birbirimizi azami derecede
kollarız. Külfete gelince biz daima en sonlarda bulunuruz. Bu milletin
hamal garibanları varken bizim gibi aristokratlar hiç külfet çeker mi?
Yapılacak her türlü yasayı ancak biz yaparız. Hele Anayasa gibi bizi
çok ilgilendiren ve yıllardır bozduklarımızı düzeltmeye yönelen bu gibi
çalışmanın bizim dışımızdakiler tarafından yapılmasına asla müsaade
etmeyiz. Bizim devletin köşe başlarına yerleştirdiğimiz kalelerin sizin
tarafınızdan kaldırılmasına asla izin vermeyiz. Laiklik elden gidiyor
deriz. Cumhuriyet kazanımları bitiyor deriz. Dinciler Ülkeyi ele
geçiriyor deriz. Bu söylemlerle tarafımızda olan gazete ve
televizyonlarla lazer gibi nokta atışı yapar,milleti korkulara sevk
ederiz. Yetmezse askere yönelir. Onları İhtilal yapmaya teşvik ederiz.
Askerin her hareketine bir mana verir. İhtilal senaryoları gündeme
getiririz.”

Değerli Dostlar.

Ülkede bir seçim oldu. Tüm çabalara rağmen demokrasinin birlerine
göre istenmeyeni gerçekleşti. AKP yeniden iktidar oldu. Daha kötüsü
namaz kılan biri Cumhurbaşkanı oldu. Kendilerini bu ülkenin imtiyazlı
sahibi sananların korkuları arttı. Bu durumu hazmetmeye zorlanırlarken
şimdi de Anayasa değişikliği gündeme geldi. Yukarıda saydıklarımın
tamamı çoğunluk üzerinde korku üretenlerin avantalı kazanımlarından
fedakarlık etmeme mücadelesidir. Bu kaymak takımı Ülkenin tüm
avantajlarını kullanırlar. En üst düzeyde yerler İçerler. Yaşarlar. Tüm
eğlence merkezleri, kumarhaneler onlara çalışır. Devlete mal satarlar.
Devletten mal alırlar. Bu alışverişi azami avantalarla yaparlar. Bir
telefonla azami paralar devşirirler. Hortumcular bunların arasından
çıkar. Milletin kanını emerek yaşarlar. Verilen mücadele ulaşılan
imkanları kaybetmeme mücadelesidir.

Bu iktidar kimseye bu imkanları yedirmeyecek demiyorum. Belki de
isimler değişecek. Yeni yetme zenginler üreyecek. Çoktan üremeye
başlamışta olabilir. Zira biz bal tutan parmağını yalar deyimini çok
sevdik. Ben iktidar savunuculuğu yapacak ta değilim. Çünkü siyasette
savunma işi çok riskli bir iştir. Maalesef çıkar insanları bozuyor.
Kişilerin ve iktidarların dürüstlüğü gücü tükendikten sonra anlaşılır.
Ben siyasette taraf olmak niyetinde değilim.

Asıl mücadelem İktidarla savaşanların bu menfaat mücadelesine kendi
halinde mütedeyyin Müslümanların itikatlarını alet etmeleridir.
“Dinciler ülkeye hakim oluyor. “demeleridir. Türbana saldırırken
kapalıların giderek ülkede kapanmamışlara karşı terör estireceklerinden
bahsetmeleridir. Milyonda bir oluşmuş kötü örnekleri göstererek bunu
bütüne mal etmeleridir.

Ortada İslam adına hareket eden terörist varsa, ülkede buna karşı
kanunlar var. Emniyet güçleri var. Bunlarda bu işi halletmekten aciz
değil. Şayet korku ve endişe yukarıda saydıklarımsa, Ülkede demokrasi
var. İsteseniz de istemeseniz de var. Bazen sizin aleyhinize işlese de
var. Bu demokrasi gün gelecek sizin de menfaatlerinize ot tıkayacak.

Bu iş bu iktidara nasip olacak mı bilmiyorum ama, bu güne kadar
ikinci sınıf muamelesi görenler, başının örtüsünden dolayı ülke içinde
gireceği yerler sınırlandırılanlar gün gelecek özgürce vatandaş olmanın
zevkini yaşayacaklar.

Sokaklara çıkarsanız başını kapatanlarla açanların nasıl kol kola
gezdiğini görürsünüz. Diskolarda da onları bir arada görürsünüz.
Parklarda da başı açıklar erkek arkadaşları ile nasıl haşir neşir ise,
onlar da öyle. Merak etmeyin gençler açısından zaten sap samana
karışmış. Kapalının sadece başı kapalıdır. Aşağısının diğerlerinden
farkı yok. Bu bakımdan bu konuda korkularınız yersiz. Ben biliyorum ki
sizin bütün korkularınız Cumhuriyette ki menfaat kazanımlarınız. Ben bu
güne çağdaşlık adına arkasında ekonomik kayıp endişesi olmayan hiçbir
feryat görmedim.

Bu feryatlarında alt yapısı bundan ibaret. Şimdilik yazacaklarımda bundan ibaret.