Başarının Sırları

106

Kendisini inşa eden değerlerle birlikte kendi değerini de bilen, şuur sâhibi bir insanın kitabından bahsedeceğim…

Zaman zaman tartışıldığına şâhit olmuşuzdur: Bilgi mi ödemli şuur mu?

Elbette şuur önemlidir. Çünkü şuurlu bir insan, kendisine lâzım olan bilgiye, mutlaka ve bir şekilde, bir yolunu bularak ulaşabilir. Sâdece bilgi sâhibi olan insanların, bilgilerini; çevresine, mensubu olduğu topluma ve hattâ kendisine zarar verecek şekilde kullandığı çokça görülmüştür. İdeal olan, hem bilgili hem şuurlu olmaktır.

Hazırladığı eserinden de anlaşılıyor ki Teoman Mutlu; dünyanın en kaliteli malı üretilmiş olsa bile, tanıtımı ve dağıtımı yapılamadığı takdirde kıymeti olmayacağını biliyor. Eskiler, ‘kıymetli malın tanıtıma ihtiyacı yoktur’ derlerdi.  O eskidendi. Günümüzde şartlar değişmiştir.  Sayın Mutlu farkındadır, bilmektedir ve fuarlarda boy göstererek kendisini kabul ettirmiştir. Prensibi açık ve nettir: ‘Eğer insanlar seni görmüyorsa, sen onların baktığı yerde durmuyorsundur.’

Annesi anlatıyor:

‘Teoman ısrarla bisiklet istiyordu, aldım. Keyifle bindi. Sevinçten uçuyordu. Evde çalışan işçiler, yardım talebinde bulundular. Aynı sevinçle onlara yardımcı oldu. Bisikleti kapı önünde bırakıp bir miktar malzemeyi alıp yukarı çıkardı. Aşağı indiğinde bisiklet yoktu. Çok üzüldü. Her taraf arandı, karakola gidildi, bulunamadı. ‘Üzülme oğlum, taksitlerini ödeyip bitirelim, yenisini alırım’ dedim.  6 ay sonra taksitler bittiğinde bisiklet almamı istemedi. Tam bu sırada telefon çaldı. ‘Akpınar Polis Karakolu! Teoman Mutlu’yu verir misiniz?’ denildi.  Dizlerimin bağı çözüldü. Çocuğumun karakolluk ne işi olabilirdi ki? Karakola gelmesi isteniliyordu. Gitti ve çalınan bisikletini aldı, geldi.’  (s: 57)

Allah iyilik yapanların hak ettiği karşılığı mutlaka verir.’ (Hud Sûresi, 115. Âyet)

Şüphe yok ki, bulunan bisiklet, karşılık beklenmeksizin yapılan iyiliklerin, zayi edilmeyen karşılığı idi.

Böyle bir şahsın yazdığı kitap, yaptığı işler ve başarılarla dolu hayatı okunur. Okunmalı. Üç-beş kişi de olsa, örnek alıp onun gibi olursa, onun gibi insanlarımız çoğalırsa, kazanan milletimiz olur.

İş hayatında yaptıkları ile örnek olan Teoman Mutlu, eserinin 54-70. Sayfalarında siyâset ile alâkalı görüş ve düşüncelerini anlatıyor. Siyâsetle ilgileneceklere ve ilgilenmekte olanlara, altın tepsi içerisinde sunulmuş mücevher kabilinden cümleler var:

Patronun teknik tavsiyelerini, babasının nasihatlerini dinleyen, onlara uyan kişiler muhataplarının güç sâhibi olmalarından dolayı değil, fakat sâhip oldukları otorite sebebiyle bunlara uyarlar.

Otoriteyi, zorlama, kuvvet, liderlik, ikna ve etkiden ayıran husus muhatabın rızâsına ve saklı muhakemeye, mantığa dayanan meşruiyettir. Otoriteyi kullananlar böyle bir hakka sâhip bulunduklarına; otoriteye tâbi olanlar ise, isteklere uymaya ve bunun, mantığı bulunduğu inancına sâhiptirler. Demek oluyor ki, aslında otorite bir kontrol hakkıdır, bu hak kendisine saygı gösterilen ve tâbi olunan mercie bağlıdır.

Otoritenin kaynağı çeşitli ve farklı olabilir. Bir kanun, belirli usuller, bir peygamberin sözleri, gelenek gibi, otoriteyi buna tâbi olanlar yaratırlar veya meşru hâle getirirler.

Hegemonya, hem sadece tek belirleyici grubun tekeline bağlı olmadığı gibi sürekli dönüşüm, uzlaşma ve fikirler koalisyonunu da beraberinde taşır.

Liderin kendisini kitlelere kabul ettirebilmesi için toplumdan fikirlerine, hareketlerine rıza görme mecburiyeti arar. Liderlik kazanılabilir ve kaybedilebilir. Kitlelere devamlı yeni pencereler açması beklenen lider, uygulamaları ve projeleriyle liderliğini toplum nezdinde yeniden kazanır. Aynı açıklamalar bugüne kadar ortaya atılan klişeleşmiş liderlik ve otorite tanımlarının aksine durağanlık taşımaz.

Başarılı bir iş adamı olan Teoman Bey, satır aralarında, başarılı olmanın yol yordam ve yöntemi ile alâkalı ipuçlarını veriyor: Büyük düşünmek, yenilikçi olmak ve netvork yapmak.

Sosyoekonomik bir faaliyet olan network, iş süreçleri ve iş ilişkilerini destekleyen bir uygulamadır. Birbiriyle ilişkili olan veya olmayan şirketlerin birbiriyle iş ilişkileri kurarak kurduğu karşılıklı faydaya dayanan bir sistemdir.

Bir başka ifâde ile netvork, ortak bir meslek veya aynı ilgi alanına sâhip iş insanlarının bir araya gelip iletişim kurmasıyla ortaya çıkan bir kavramdır.

 Ortak ilgi alanlarına sâhip iş insanlarının sosyal ortam, organizasyon veya etkinliklerde bir araya gelerek bilgi ve fikir alışverişinde bulunmasıdır.

Teoman Mutlu’nun eserinde gelecekle ilgili projeler yanında. târihin derinliklerinde nisyana terkedilmiş hâdiselere de yer veriliyor. Çünkü o biliyor ki, târih ilmi aynı zamanda geleceğimizi tanzim eder.

***

17 Ocak 1923’te Ankara’nın İstanbul temsilcisi Hâmit Bey (İstanbul’dan daha işgal kuvvetleri ayrılmamıştı.) gazetecilere haber verir. Mustafa Kemal onları İzmit’te beklemektedir. Belli başlı altı gazetenin başyazarı gidecektir. Bu belli başlı gazetelerin içinde çağrılmayan yalnız Tasvir-i Efkâr’ın başyazarı Velid Ebuzziya’dır. Yalman, hatıralarında Velid Ebuzziya’dan bahsederken ‘gerici’ der. Yalman da Vatan gazetesinin başyazarı sıfatıyla çağırılmıştır.

Yalman ve diğer gazeteciler merak içindedirler. Çok mühim bir şey olmasa Mustafa Kemal İzmit’e gelip kendilerini çağırmazdı. Mustafa Kemal, İzmit’te Sultan Abdülaziz’in seyahati sırasında yapılan saraya yerleşmiştir. Gazeteciler de oraya götürülür. Büyük salona girdiklerinde Meclisin zabıt kâtiplerinden birkaçını da not almak için sıralanmış görürler. Akşama doğru Mustafa Kemal salona girer. Yanında Halide Edip ve kocası, Meclisin İkinci Başkanı Dr. Adnan (Adıvar) da vardır. Yalman’dan okuyalım:

Konuşma şu sözlerle başladı:

Size bir sual soracağım. Her birinizin cevabını ayrı ayrı almak itiyorum: Hilâfetin istikbali hakkında ne düşünüyorsunuz?’

Sıra ile suale cevap verdik. Hepimizin söyledikleri, İstanbul’un bütün İslâm âlemine merkez olacak bir Hilâfet şehri hâlini alması, burada aydın bir ruh taşıyan dînî müesseseler bulunması, İslâm memleketlerinden binlerce öğrenci ve ziyâretçi gelmesinin sağlanması tarzında noktalar üzerinde duruyordu. Gazi, bizi sabırla dinliyordu. Cevaplarımız yarım saat kadar zaman almıştı. Sözlerimiz bittikten sonra Gazi’nin ağzından şu sözleri işittik:

‘İsmet Paşa’ya bu bahsi açtığım zaman o da sizin söylediğiniz tarzda şeyler söyledi, fakat hepiniz aldanıyorsunuz. Hilâfetin mutlaka kökünden ilga edilmesi (kaldırılması) lâzımdır.’

O salona birdenbire yıldırım düşmüş gibi bir his duyduk. Hilâfetin ilgası gibi bir fikrin herhangi bir kimsenin hatırının kenarından geçebileceğini düşünmek bile kudretimizin dışında bir şeydi. Bunun dokunulmaz, lüzumlu, ilgasının imkânsız bir şey olduğu fikri eskiden beri zihinlerimizde yerleşmiş bulunuyordu. Bir Katolik topluluğuna papalığın ilgasından bahsedilse, ne gibi tepki uyanabilirse biz de o yolda bir tepkinin etkisi altındaydık. Şaşırmış kalmıştık.’

Mustafa Kemal sonra gazetecilerden ‘rica’ eder: Bu düşünceyi candan benimsesinler, bu ‘ıslâhat hamlesi’nin zeminini hazırlamak için ona yardımcı olsunlar.

Mustafa Kemal, fikri işledikten, gazetecilerin bir kısmını yanına çektikten sonra radikal kararını uygulamıştır. (Çünkü dâvet ettiği altı gazeteci her zaman Mustafa Kemal’e itaat etmemiştir. İtaat etmeyenler daha sonra İstiklâl Mahkemelerine gönderilecek ve yargılanacaklar, bâzıları da sürgün cezası alacaktır.)

Hilâfet, 2 Mart 1924’te Mecliste çıkarılan bir kanunla kaldırıldığı gibi, hânedan mensupları da sürgüne gönderildi. (s: 77-79)

Mustafa Kemal’e atfedilen; ‘Benden sonra hiç kimsenin diktatör olamaması için ben bir miktar diktatörlük yapacağım’ sözünü muhtemelen bu vesile ile söylemiş olmalıdır.

Başarının Sırları isimli, fevkalâde dikkate ve okunmaya değer eserde Teoman Mutlu, mûcizevî Kurtuluş Savaşı günlerini özetledikten sonra kısa bir bölüm hâline ilmî hüviyete bürünüp okuyucuyu düşünce sistemleri arasında ufuk turuna çıkarıyor ve sözü; kurucusu ve genel başkanı olduğu Yerli ve Millî Parti’ye getiriyor.  

121. sayfada ‘Türkiye mi Anadolu mu?’ başlıklı yazı, dikkatle okunmaya değer.

133-136. sayfalarda dînî bilgiler, 137-141. sayfalarda Millî Eğitim konuları yer alıyor. İktisat Kongresi hakkındaki bilgiler, 141-150. sayfalardadır.

Ülkü ocaklarından feyz alan Teoman Mutlu; millet, milliyetçilik, Türkçe, soy birliği gibi konuların beka meselemiz olduğunu belirtiyor.  Bu sayfalarda yazar, Alparslan Türkeş ve Turgut Özal’dan sitâyişle bahsediyor. Sol kesim hakkındaki ifâdeleri mutedildir. Ham softa-kaba yobazları kesin bir dille takbih ediyor.

Yazar, bir siyâsî partinin kurucusu ve lideridir. 188-195. sayfalarda Yerli ve Millî Parti (YMP) hakkında milletimizi bilgilendiriyor. YMP’nin hususiyetleri kısaca özetleniyor. Öyle anlaşılıyor ki yazar, hazırladığı kitabın, bir siyâsî manifesto olmasını düşünmemiş. İnce ve takdire şâyan bir davranış…

Son sayfalarda Önce Vatan ile Çerkezköy Ekspres gazetelerinin Teoman Mutlu ile yaptığı röportajlar var.

Teoman Mutlu, başarılı bir iş adamı, ilgi alanı geniş, bilgi hamulesi dolgun bir münevverdir. Prensipleri ve kararlılığı ile yenilikçi ve kuşatıcı düşünceleriyle, teşebbüs kabiliyeti, azmi ve cesâretiyle dikkat çekiyor. Muhtemelen iş dünyâsındaki faaliyetlerini kardeşine devrettikten sonra siyâsetin ümit vaad eden bir aktörü olacak, gönül mangalında ısıttığı cümlelerle çevresine ufuklar açmaya çalışacaktır.

Yolu ve bahtı açık, sevdikleri ve sevenleriyle birlikte olur inşallah.

BİLGEOĞUZ YAYINLARI:

Alemdar Mahallesi Molla Fenarî Sokağı Nu: 35/B Cağaloğlu, İstanbul. Tel: 0.212-527 33 65 Belgegeçer: 0.212-527 33 64 Whatsapp hattı: 0.553-129 86 86 E-posta: bilgekitap@gmail.com   WEB: www.bilgeoguz.com 

Önceki İçerikBozuk düzende sağlam çark olmaz./Pir Sultan Abdal
Sonraki İçerikDin – Dünya Ayrı mı?
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.