Baba Ocağında 2009

67

Mevsimlere gerçekten bir şeyler oldu.

Baba ocağına gidip de Hazar Gölüne gitmemek, en hafif ifadeyle talihsizlik.

Temmuz olmasına rağmen Gölde yüzecek hava şartlarını yakalamak mümkün olmadı ve ilk defa Elazığ’a gidip de Hazar Gölüne gidemedik ne yazık ki.

Her şeyde bir hayır vardır ya, Hazar olmadı Keban olsun dedik ve Çırçır Şelalesinde Alabalık kavurması yemek nasip oldu.

Aşağıdaki ilk iki fotoğraf, insanları; Eyi Ettiz De Geldiz, Memnun Kalırsız İnşallah  ifadesiyle karşılayan bu mekâna ait.

Arap Baba’yı Ziyaret

Harput; Elazığ’a giden her misafirin uğrak yeri olan bir belde…

Harput’ta ilk uğrak yerimiz ise, Ocağımızın Reisi babamın mezarı oldu.

Yanımda da, küçük oğlum Burak ve yeğenim Serhat vardı.


Şahin Ağa Mezarlığı

Ardından Arap Baba Türbesine uğradık. Yanlış zaman seçmişiz ki, Türbe ziyarete kapalı olduğu bir zamana denk geldiğinden dolayı ziyaret mümkün olmadı.

Sadece kapısında resim çekmekle yetindik;

 

Ardından Arap Baba Türbesine uğradık. Yanlış zaman seçmişiz ki, Türbe ziyarete kapalı olduğu bir zamana denk geldiğinden dolayı ziyaret mümkün olmadı.

Sadece kapısında resim çekmekle yetindik;

Arif Gaggo’yu Ziyaret

Arif Gaggo, doğduğum köyün yaşayan en delikanlısı.

Aşağıdaki Fotoğrafta da görüldüğü gibi, Hicri 1327 (1909) doğumlu, yani 100 yaşında olmasına rağmen (ki torunları 109 yaşında olduğunu söylüyor) gözünde gözlük yok, mükemmel görüyor, kulaklık kullanmıyor, mükemmel duyuyor, yerinde bir şuur ve hafıza, Keban Barajı sularının altında kalan köyümüzün hikâyesini satır satır anlatıyor. Saçı benim saçımdan gür.

İkinci eşi olan 78 yaşındaki hanımına; “Kalk misafirlere çay yap ulan” diye kükrediğinde, hanımının ne yapacağını şaşırdığına şahit olmamız, bizi de şaşkınlığa uğrattı.

Çatık kaşlarının altındaki çakır gözlerdeki ifade, isteğindeki ciddiyeti ve kararlılığı ortaya koyuyor adeta.

Ama eski günleri anlatmaya başladığında ise, dünyanın en merhametli, en narin, en alçak gönüllü insanı oluveriyor. Öğle ki, sohbetine doyamadığımız Arif Gaggoyu ikinci defa ziyarete gittik.

Türk Kamu Sen Elazığ Şubesine Ziyaret

Türk Kamu Sen Elazığ Şube Başkanı Şerif Mehmet ARICA, çocukluğumuzda okuldan önce bizi Sporla ve ayrıca Atışla, Yüzmeyle tanıştıran ağabeyimiz idi.

Bir fişekle 16 adet Dut Kuşu vurduğunu ve köyün genç ve çocuklarının beraberce, afiyetle yediğini hiç unutamıyorum.

Tabi sadece 16 kuşla yetinilmedi, çünkü Küçük Memet abide başka fişekler de vardı.

Not: Köyden ayrıldıktan sonra (1968’den beri) Dut Kuşu hiç görmedim.

O, köyümüzün iki MEMET abisinden biriydi, yaşça küçük olduğu için,  köyün Küçük Memet’i, bizim de Küçük Memet ağabeyimiz idi.  

Ayrıca köyümüzün ilk yüksek tahsilli olma unvanına sahip Küçük Memet abi, uzun yıllar öğretmenlik, idarecilik ve Fırat Üniversitesinde Fakülte Sekreterliğinden sonra, Eğitim ordusundan kopmadan, Sendika Başkanlığı yapmaya başladı ve başkanlıkta da ikinci dönemi yaşıyor.

Sıcak bir karşılama, ardından çay ve sohbetten sonra, asansöre kadar uğurlanıyoruz.

Teşekkürler Küçük Memet ağabey.

Son Fotoğraf ise, Elazığ Öğretmen Evinin bahçesinden yeğenim Mehmet Alp ile…

Not2: İl dışında olduğundan dolayı, Harput Aydınlar Ocağı Başkanımız Sayın Tarık ÖZCAN ile maalesef görüşmemiz mümkün olmadı.