Atina Demokrasisi

34

MÖ 430’da, Pericles tarafından Demokrasi hakkında yapılan konuşma; tazeliğini bugün dahi korumakta ve bizlere ta o zamandan ışık tutmaktadır. Ne mutlu ders alanlara:

“En büyük hatipleri olan Pericles MÖ 430’da Sparta’ya karşı verilen savaşın ardından yapılan cenaze töreninde Atina demokrasisi adına konuşurken, Atina demokrasisini şöyle tanımlamıştır:

Hükümetimiz azınlık yerine çoğunluğun yanındadır, bu nedenle demokrasi olarak adlandırılıyor. Eğer kanunlara bakacak olursak, özel farklılıkları içinde herkese eşit adalet sunulmaktadır; eğer sosyal duruşa bakacak olursak, kamu hayatındaki ilerleme kapasiteye bağlanmaktadır. Burada sınıf telâkkilerinin erdemle karışmasına izin verilmez; yoksulluk da yolun önünde engel değildir; eğer bir kişi devlete hizmet edebilecek durumdaysa, konumunun belirsizliği nedeniyle bunu yapması engellenemez. Yönetimimizde benimsediğimiz özgürlük ayrıca gündelik yaşamımıza yayılır. Orada birbirlerini kıskanç bir şekilde gözlemekten uzak bir şekilde, dilediğini yaptığı için komşumuza kızgınlık hissi taşımayız ve rahatsız edici illetli bakışlara bile dalmayız. Ancak özel ilişkilerimizdeki bütün bu kolaylıklar bizi kanunsuz yurttaşlar haline getirmez. Bu korkuya karşı baş güvencemiz, özellikle zarar görmüş olanların korunması konusunda yargıçlara ve yasalara uymanın öğretilmesidir bize. Zarar görmüş bu kişilerin statü kayıt defterinde olup olmadığına bakılmaz ve bağlı oldukları hukuk, yazısız dahi olsa, onaylanmış bir yaptırım olmadan ihlal edilemez. Dahası, zihinlere işlerden uzaklaşıp yenilenmesi için pek çok imkân sunarız. Tüm yıl boyunca oyunlar ve kurban törenleri düzenleriz. Özel yapılarımızın zarafeti gündelik bir hoşnutluk kaynağı oluşturur ve hırsları yok eder; kentimizin önemi dünyanın ürünlerini limanımıza çeker ve diğer ülkelerden gelen meyveler Atinalılar için kendi ürünleri kadar bildiktir…

Savurganlık olmadan zarafeti ve rehavet olmadan bilgiyi artırırız, serveti gösterişten ziyade kullanım için tutarız ve yoksulluğun gerçek utancını bir şeye sahip olmamakta değil fakat ona karşı mücadeleyi reddetmekte görürüz. Devlet adamlarımızın siyasetin yanı sıra kendi özel işleri de vardır ve sıradan yurttaşlarımız kendi işleriyle meşgul olsalar da hâlâ kamusal meselelerin adil yargıçlarıdırlar. Çünkü diğer ulusların aksine bu görevlerde yer almayan bir kişiyi hevessiz olarak değil yararsız olarak kabul ederiz. Biz Atinalılar hükümetçe hakkında karar alınmamış bütün olaylarda yargıda bulunabiliriz ve konuşmaları eylem yolunda bir engel olarak görmek yerine, onu akıllıca eylemlerin ayrılmaz bir öncülü olarak düşünürüz.”

x

Pericles tarafından da belirtildiği gibi, Atina demokrasisi, kentin çökmesinin ardından dünyanın farklı bölgelerinde gelişip büyümeye devam etmiştir. Bu demokrasi türü, belli ilkeler ortaya koymuş ve kendine has bir yaklaşım sergilemiştir: İnsanın saygınlığını tanımış, insanlar arasındaki olayları adalete, doğruluğa ve genel kabule göre ele almıştır. Modern demokrasi belli ilkeler geliştirmiştir. Bunların en önemlileri şöyle özetlenebilir:

x

Tüm bireyler arasında temel eşitliğin tanınması.

Bireyin değerinin devletinkinden üstün olması.

Hükümetin halkın hizmetkârı olması.

Hukukun egemenliği.

Akıl, deney ve deneyime başvurma.

Azınlığın haklarına azami saygı gösteren çoğunluk yönetimi.

Amaçlara ulaşmak için kullanılan demokratik yöntem ve prosedürler.

x

…Demokrasi yalnızca bir yönetim biçimi değildir. Ayrıca bir yaşam biçimidir. Birey hedeftir ve diğer her şey bu hedefe yönelik bir araçtır. İnsanların hükümete dönük demokratik yaklaşımda sahip oldukları saygı ve yüksek bağlılığın nedeni, bunun bireyin saygınlığını gerçekleştirmede en iyi yaklaşım olmasıdır. (İslâm’ın İkinci Mesajı, Mahmut Muhammet Taha, İngilizce’den Çeviren: Haydar Aslan, 2011 s. 164 – 165)

 

 

Önceki İçerikKıbrıs Konusunda Türk ve Rum Tezleri (4)
Sonraki İçerikDibine Su Yerine Kezzap Dökmek
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.