Alman Ayıbı

27

Alman Meclisi’nin tarihi gerçeklere meydan okuyarak sözde Ermeni soykırımı iddialarını gündeme alması bir siyasi skandaldır. Meclisler mahkeme değildir; Milletvekilleri de yargıç değil… Mahkeme kararı olmadan hiç kimse ve ülke suçlanamaz. Böyle bir konuyu görüşmek meclislerin işi değildir. Alman Meclisi’nde ciddi siyasetçilerin çoğunlukta olduğunu zannederdik. Sözde soykırım tasarısına en büyük desteğin Türk seçmenin oy verdiği Yeşiller ve SPD‘den geldiği anlaşılıyor. Sadece ismen Türk olan bazı milletvekilleri bu işe öncülük yapmışlardır.

AİHM kararlarına uyulmalı ve saygılı olunmalıdır. Batılı istilâcıların ve tarihi çarpıtanların yüzüne şamar gibi inen bu kararı bıkmadan ve usanmadan büyük bir çaba ile aldıranlara ve Berlin caddelerinde birlikte kol kola yürüyen Türklere de şükran borçluyuz. Milli davalarda yapılması gereken budur.

Soykırımı bizim tarihimize yabancı bir konudur. Batılı bazı ülkeler kendi ayıplarını ve soykırımlarını örtebilmek için Türkiye’yi hedef alıp vitrine çıkarmaya çalışmaktadırlar. Vatanımız gerektiği gibi savunulmuştur ve yaptığımız da budur. Batılı ülkelerce dün Osmanlı’ya bugün Cumhuriyet Türkiye’sine karşı kullanılanlar, bizimle savaştırılan ihanet odakları, Ermeni oldukları için değil; terörist oldukları ve devlete başkaldırdıkları için ölmüşlerdir. Yakın bir geçmişte Avrupa ülkelerinde Dışişleri mensuplarımız, dış temsilcilerimiz şehit edilmiş, temsilciliklerimiz saldırıya uğramıştır. Esenboğa Havaalanı ve diğer bazı tesislerimize Asala tarafından sabotajlar yapılmıştır. Daha sonra Asala’nın görevini PKK üstlenmiştir.

Almanya önce hortlayan ırkçılıkla ve İslamifobi ile mücadele etmeli; ayırımcı ve yabancı düşmanı, insanlık dışı eylemlerini sürdüren guruplarla uğraşmalı ve onları doğru dürüst yargılamalıdır. Bugün tersi yapılmaktadır. Dün Berlin’de Talat Paşa‘yı şehit eden Ermeni militana uygulanan hukuk dışı ayıp ve adeta ödüllendirme bugün de sürdürülmektedir. Sözde soykırımı iddiasının Alman Meclisinin gündemine alınabilmesi bundandır. Almanlara veya başkalarına neden bu yanlış iddiaların peşine düştünüz; Ermenilerden ve Ermenistan’dan ne bekliyorsunuz; pazarlık gücünüzü artırmak için Türkiye’yi neden bu kadar sıkıştırıyorsunuz diye sorabiliriz. Ancak hep yabancıları mı suçlamalıyız? Osmanlı’yı suçlar şekilde “Tehcir yanlıştı” diyen son dönem devlet adamlarımıza ne demeli? İçerde yaptığımız yanlışlar dışarıda yabancıları cesaretlendirmektedir. Sen terör örgütünün üstüne barış, açılım ve çözüm süreci diye gitme, Güneydoğu’da her türlü hazırlığı yapmalarını sağla, Milli Mücadeleye ve Milli Devletimize karşı çıkan isyancıların isimlerinin bazı yerlere verilmesini görmezden gel; hatta iade-i itibar etmeye kalk; Cumhuriyetin ilk dönemlerinde isyancılarla mücadele edenleri suçla, askeri kışla ve garnizonlardan isimlerini sil; Cumhuriyetin kurucularını aşağıla, şimdi de onları kullananları bugün suçla…

AB, ABD ve Rusya ile ilişkilerimizde ister istemez bazı tarihi olayların etkilerinin olmadığını söyleyemeyiz. Türkiye’nin geleneği olan bir Türk Devleti ve Müslüman bir ülke olması onlar için sorun değil mi? Laikliğe ve farklılıklarla bir arada yaşamaya bizim kadar bağlı oldukları söylenebilir mi? Farklılıkları hoşgörü benim tarihimi süslüyor. Onlarda ise farklılıkları reddetme ve yok etme var. 1071 Malazgirt, 1453 İstanbul’un fethi, Milli Mücadele ve 1923 Cumhuriyetin ilânıbu soğukluğun ve rövanş duygusunun kilometre taşları değil mi? Dün Osmanlı’yı hedef alanlar ve ufalayanlar bugün Cumhuriyet Türkiye’sini hedefe oturttular. Milli Devleti bu defa ufaltabilmek için; bize ağabeylik yap onu bunu sınırlarının içine al, ama milli devlet olmaktan uzaklaş; genişleyerek ufalan diyorlar. Bizim sivri akıllı bazı aydın ve siyasetçilerimiz de Osmanlı‑Cumhuriyet maçını sürdürüyorlar! Bazıları da Yeni Osmanlıcılık adı altındaki tezgaha kanarak Cumhuriyetle kavgaya tutuşuyor.

Önemli olan her alanda caydırıcı olabilmektir. Eğer siz Ege’de Yunan işgali altındaki “Koyun Adası“na pasaportla girme gafletinde bulunursanız; herkesle pazarlık gücünüzü zayıflatırsınız. Son yıllarda öyle yanlışlar yapılıyor ki insanın aklı duruyor.

 

 

Önceki İçerik“İstanbul İşgal edildi” Haberiniz Var mı?
Sonraki İçerikBaşlıksız Bir Yazı
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)