Ali Babacan Nereye Koşuyor!

69

                Bu kadim Anadolu topraklarında
binlerce yıl geçmişi olan biz Türklerin tabii olarak örflerimiz, adetlerimiz ve
genlerimize kadar işlemiş bir kültürümüz var. Genlerimize diyorum zira Sovyet
İmparatorluğu dağıldıktan sonra Ata yurdumuz Orta Asya Türk Cumhuriyetlerinden Türkiye’ye
gelen Türk Siyaset ve Bilim adamları: “Biz sizi çekik gözle Batıya gönderdik,
siz bizi çakır gözle karşılıyorsunuz.” Demişlerdir.

            Türkiye’mizin dünya jeopolitiğindeki
konumu çok önemli bir yere sahiptir. Bunun içindir ki, emperyalist devletlerin
gözü hep Türk toprakları üzerinde olmuştur. Zaman zaman Türklerin zayıf
yönetimlerini fırsat bilen yabancı misyonerler, iç karışıklık çıkarmak için
ülkemizden ayaklarını eksik etmemişlerdir.

            1876 da ABD’li Everett P. Wheeler: “Biz Türkiye’de Hıristiyanlar ve
Hıristiyanlık için okul, hastane açıyoruz. İlaç götürüyoruz, modern tıp eğitimi
kuruyoruz. Türkler bizi istemeyebilir ama oranın sahibi Türkler değil ki
” diyordu.
(İlber Ortaylı: Osmanlı’da Milletler ve Diplomasi)

            Peki, yabancıların Türk toprakları
üzerinde hesapları var da içerdeki işbirlikçilerinin yok mu? Var tabii ki bir
kısmı bilerek, diğer bir kısmı da bilmeden gaflette oluşlarından onların
çıkarlarına hizmet ediyorlar. Mustafa Kemal Atatürk ne güzel söylemiş: “İdarecileriniz gaflet delalet ve hatta
ihanet içerisinde olabilirler
.”

            Alman toprakları Almanların, Fransız
toprakları Fransızların ABD toprakları ABD’lilerin olur ama Türk toprakları nedense
asla Türklerin olamaz! Niye, çünkü burada Kürtler, Lazlar, Çerkezler de yaşıyor
da ondan. Sadece bunlar olsa yine iyi. Bu topraklarda bazılarına göre 28,
bazılarına göre 37 etnik unsur yaşıyor.

            Fatih Sultan Mehmet, İstanbul’u fethettiğinde
bir çağ kapanıp, diğer çağ açılırken (1453) henüz1492 yılında Amerika kıtası İtalyan
denizci Kristof Kolomb tarafından yeni keşfediliyordu.

            O Amerika ki, Afrika Zencileri,
İtalyan, İngiliz, Fransız, İspanyollardan ve Kızılderililerden bir Amerikan
Milletini var ediyor da biz Türk Milleti olamıyoruz öylemi? 

            İşte bunun içindir ki Cumhuriyet
kurulduğundan beridir Türk siyasi hayatında işbaşına gelen hükümetlerden veya
muhalif kanatta olanlardan anayasamızın içeriği “Türk Dili” ve “Türklük” konusunda
bitmek tükenmek bilmeyen bir tartışmadır gidiyor.

 

            Ali Babacan: “Türkiye’nin yepyeni bir anayasaya ihtiyacı var. 85 Milyonu kucaklayabilecek
anayasa. 42- 66. Maddelerin değişmesi gerekiyor
” diyor.  

            İşte Anayasamızın 66. Maddesi: ‘Türk Devleti’ne vatandaşlık bağı ile bağlı
olan herkes Türk’tür. Türk babanın veya Türk ananın çocuğu Türk’tür.
Vatandaşlık, kanunun gösterdiği şartlarda kazanılır ve ancak kanunda belirtilen
hallerde kaybedilir. Hiçbir Türk, vatana bağlılıkla bağdaşmayan bir eylemde
bulunmadıkça vatandaşlıktan çıkartılamaz
…’

            Peki, ama şimdi anayasanın 66. maddesinin
bu sözleri kimi incitiyor, kimi kayırıyor, kime üstünlük sağlıyor?

            Yine Babacan: “Tarikat ve cemaatlere
devletin maddi manevi destek verilmesini istiyor. Halâ bıkmadık ‘mı Allah
aşkına FETÖ’ye verilen destek başımıza neler açtı, kontrolsüz büyüyen bu cemaatlerde
olup bitenden hiç mi haberi yok veya var da sırf cemaatlerin oylarını almak
için ‘mi söylüyor bu sözleri?

            Bununla da yetinmiyor Ali Babacan:
Anadilde eğitim istiyor. Bu konu bazı demokrasisi gelişmiş, kalkınmış bazı ülkelerde
denenmiş ve vazgeçilmişken Türk siyasetçilerince ısıtılıp ısıtılıp milletin
önüne getirilmesinin izahını anlamak mümkün değil.

            Yine Ali Babacan’ın DEVA Partisi
Genel Başkan yardımcısı Sanem Oktar Enver Aysever’in: “Anayasadan Türklüğü çıkaracak mısınız” sorusuna: “Evet Kabul edeceğimiz anayasada etnik ve dini
farklılık öne çıkarılmayacak. Farklılıklar arasında birisi diğerin üzerinde
olmayacak
.” Cevabını veriyor. Anlaşılan Türk Milletini de etnik unsur
olarak görüyor.

            Bütün bu açıklamalar,  kendi partileri adına toplumumuzun bir
kesiminin oylarını almak için söylenmiş sözler. Muhtemelen HDP kapatıldığında
sel önünden kütük kapma yarışı.

            Anayasamızı beğenmeyip bazı
maddelerinin değiştirilmesini isteyenlere bir fıkra ile cevap verelim.

            Hayvanlar
âleminde bir eşek sıpası ile arkadaşları dalga geçerlermiş: “Senin çok uzun
kulakların var öyle kulak mı olur, bak bizimkilere ne kadar kısa ve kibar” Sıpa
bu sözlere çok üzülür ve gider annesine anlatırmış. Annesi onların eşek
olduklarını, kulaklarının bu yüzden uzun olduğunu sıpaya anlatır ama nafile.
Bizim sıpa, bir türlü ikna olmazmış.

                En sonunda sıpa
kulaklarını kesiyor ve böbürlene, böbürlene gidiyor diğer hayvan arkadaşlarının
karşısına dikiliyor. Hayvanlar hep bir ağızdan sıpanın bu haline hepsi birden
başlıyorlar kahkaha ile gülmeğe. Nice sonra içlerinden biri: “Eskiden eşeğe
benziyordun, şimdi ise eşek bile değilsin hiçbir şeye benzemiyorsun.” Der.

                Galiba anayasamızı beğenmeyenler Türk Anayasasını böyle bir benzemeze dönüştürmek
istiyorlar
.

            Sağlıklı kalın.