İnsana bu kadar kıymet ve ehemmiyet niçin veriliyor?
Allah’ın yanında mevkii nedir ki,
Hayat ve beka nimetine mazhar kılınmış oluyor?
Onun için Kıyamet koparılacak!
İnsan’ın pek yüksek bir kıymeti olmasaydı,
Semalar ve Arz / Yeryüzü;
Onların istifade ve yararlanmasına sunulmazdı.
İnsana itaatkâr ve boyun eğici olmazlar.
Emrine âmade kılınmazlardı.
İnsan ehemmiyetsiz ve önemsiz olsaydı,
Mahlûkat onun için yaratılmazdı.
Bu durumda insan;
Mahlûkat için halk olunacak / yaratılacaktı!
Oysa, insanın Hâlıkı / Yaratanı yanında mevkii, pek büyük olduğu içindir ki,
Allah; kâinat / evren ve dünyayı, kendisi için değil, beşer / insan için,
İnsanı da, kendisine ibadet için yaratmıştır.
Kısaca, insan mümtaz / seçkin ve müstesna / istisnaî ve üstün niteliklere sahiptir.
Bu büyük dünya, insan için yaratılmış ve yaratılışında, insanın yararlanması nazara alınmıştır.
Niteki Hz. Ali’nin: “(Ey insan!) Sen kendinin küçük bir cisim olduğunu sanıyorsun.
Halbuki, büyük Âlem olan kâinat sende saklıdır.” dediği gibi,
İnsan küçük bir cisim ise de, büyük âlemi içine alacak kadar büyüktür.
Öyle ise, cüz’î istifadesi, küllî olur. Öyle ise abesiyet / faydasızlık ve gayesizlik yoktur.
“Beşerin ne değeri vardır ki, onun saadet ve mutluluğu için Kıyamet kopacak?” Diye sorulan sual:
“Arz / Yeryüzü; bütün içinde bulunanlarından, yararlanılması için yaratılan
Ve bütün çeşit ve türleriyle itaat etmeleri için, emrine verilen insan;
Yaratılışın netice ve meyvesidir.
Elbette, onun saadeti için Kıyamet kopacaktır.” diye cevaplandırılmıştır.
Kaldı ki:
Cenab-ı Hak’ın bilinen bir husus olan fazl / ilim ve irfan sahibi oluşu
Ve in’amı / nimetlendirmesi işaret eder ki,
Kendisine, arz ve içindekiler ihsan edilen insanın;
Elbette ebedî saadete liyakat ve ehliyeti vardır.
Bir husus da şudur ki:
Arz ve sema “tev’em” yani ikizdirler. Birbirinden ayrılmazlar.
Zikirde, fikirde daima beraber dolaşıyorlar.
İnsanın arzdan istifadesini ikmal ve itmam eden / tamamlayan, ancak semaların tanzimidir.
Böylece, Allah’ın kudret ve azameti gözler önüne serilmiş oluyor ve anlaşılıyor ki:
İnsanın istifade ve yararlanması yalnız Arz’dan kaynaklanmıyor.
Sema dahi onun yararlanabileceği bir alandır.
Fakat, insanın menfaatlarını en çok elde ettiği yer; Arz’ın / Yer’in içidir.
Öyle ise, insan; yerin içindeki kaynaklara daha çok odaklanmalıdır.
Çünkü, Arz’ın içindeki maden ve maddelerin, insanın faydalanması için yaratılışı;
Arz’ın içinde henüz keşfedilemeyen unsur ve maddelerde;
Hayatın külfet ve zahmetlerinden; geleceğin insanlarını kurtaracak
Bazı gıdaî maddelerin varlığı mümkün ve olasıdır.
Bunun için, Arz’daki bazı şeylerin abes ve faydasız olduklarına dair vehimleri,
Artık bir kenara bırakmak lâzım.


