Kemal Kılıçdaroğlu’nun mahkeme kararıyla CHP’nin başına getirilmesinin sadece CHP’nin iç meselesi olmadığı açık. Yakın tarihte Türkiye siyasetinin yargı kararlarıyla yeniden düzenlenmesine dair örnekleri hatırlıyoruz. CHP Belediyelerinden sonra, CHP tüzel kişiliğine yapılan müdahale bunların en önemlilerinden biridir.
Cumhuriyet Halk Partisi’ne yönelik, “butlan” kararı ile başlayan sürecin mevcut rejimin bekasını sağlamaya yönelik kapsamlı bir devlet ve dış politika tasarımı olduğu görülüyor.
Ayrıca bu müdahalenin ABD’nin yeni Ortadoğu planlaması ve Türkiye’de iktidarın (AKP+MHP) Öcalan ve DEM ile yürüttüğü “yeni Çözüm Süreci” ile de bağlantısı olduğuna dair kuvvetli emareler var.
“Butlan” sonrası Kılıçdaroğlu yönetiminin attığı adımlar ABD, Cumhur İttifakı ve DEM Parti ekseniyle örtüşüyor mu? Bunu anlamak için aktörlerin temel argümanlarını yan yana koymak faydalı olacaktır:
ABD’nin Türkiye Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın “Ortadoğu’da demokrasi yürümez, ‘müşfik monarşiler’ ve tek adam rejimleri lazımdır. Türkiye için en iyi sistem Osmanlı millet sistemidir” sözleri ABD’nin planları hakkında net bilgi veriyor.
ABD, İsrail’in güvenliği ve yayılmacılığı önündeki engelleri kaldırmak için böyle bir yapılanmayı gerekli görüyor. Bu söylemle hedeflenen, Ortadoğu’da, Türkiye’nin ABD vizyonuyla uyumlu bir aparat haline getirilmesidir.
Cumhur ittifakının önceliği ise Erdoğan’ın bir kere daha veya ömür boyu Cumhurbaşkanı olmasını sağlamaktır. Yıpranmış bir yönetim ve bozuk bir ekonomi ile seçim kazanma ümidi azaldığı için, rejimin bekası için muhalefetin tasfiyesi gerekli görülmektedir.
Seçim kazanmak için “kurumsuzlaştırılmış, lidersizleştirilmiş” bir muhalefet yaratmak önemli. İlaveten bunu temin için yapılacak hukuk dışı müdahalelere ses çıkarmayacak, “rejime meşruiyet temin edecek” Trump ABD’sinin desteğine ihtiyaç duyulmaktadır.
Bu desteği kazanmanın şifrelerini Tom Barrack vermiştir.
Cumhur ittifakının kendi seçmen kitlesine “Yeni Osmanlıcı” söylemlerle, “bölgesel nüfuzu genişleteceğiz” propagandası ile ABD planına yakın durmayı açıklayabileceği düşünülmektedir.
İşte bu kavramlar geçen hafta “CHP’nin atanmış Genel Başkanı” tarafından da kullanıldı. Bu da “Kılıçdaroğlu’nun Cumhur İttifakı ile işbirliği içinde olduğu ve ABD’den meşruiyet aradığı” yorumlarına yol açtı.
**********************************
Kılıçdaroğlu, Cumhur İttifakı ve ABD
Kılıçdaroğlu’nun, 9 Haziran 2026 konuşmasında, -hiç gereği yokken- ‘Osmanlı topraklarında Türkiye olmalı’ çıkışı dikkat çekti.
Buna dair en net yorumu “CHP’nin seçilmiş Genel Başkanı” Özgür Özel yaptı:
“Çok daha önemli bir noktaya geldi iş. Bu sefer Tom Barrack’ın söylediğine, Amerika’nın planına, İsrail’in planına uyumlu sözler söylemek. Kemal Kılıçdaroğlu’nun salı günü yaptığı konuşmada çok tehlikeli sinyal veriliyor. Burada iki ihtimal görüyorum:
Bu ihtimallerden bir tanesi, butlan yönetiminin hem Amerika’dan hem Türkiye’deki düzenden, rejimden meşruiyet arayışı. “Beni tanıyın, sizinle yürüyeyim.” Bu korkunç, bu çok kötü bir şey.
Gerçekten böyle bir anlaşmaya varılmışsa ve burada yer almaya Cumhuriyet Halk Partisi sürüklenecekse, bu çok daha korkunç bir durum. O ifadeleri duyduktan sonra uykularım kaçtı.”
Özgür Özel “Siz, Kılıçdaroğlu ve ekibinin, yani sizin deyiminizle butlan yönetiminin fiili olarak Cumhur İttifakı’nın içine dahil olabilme potansiyellerini, tabii eğer partide kalırlarsa, olası mı görüyorsunuz?” sorusuna da “son bir ayda yaşadıklarımızdan sonra hiçbir şeye imkânsız diyemem. Kimseye bu noktada kefalet koyabilecek durumda değilim” cevabını verdi.
Özgür Özel, hafta sonunda Lüleburgaz’da düzenlenen halk buluşmasında, “CHP’ye çökme” çabası olarak nitelendirdiği operasyonun dış etkenini açıkladı: “Aynı Orta Doğu’daki gibi ülkenin başında kimin olduğuna Amerika’nın karar verdiği bir düzen dayatması” olduğunu ve buna karşı çıktığını söyledi. “Amerikan emperyalizmine itiraz ettiğim için hedefteyim, korkmuyorum” dedi.
Milliyetçi/ Ulusalcı/ Atatürkçülerin bu sözlere inanabilmesi için, Özgür Özel’in ABD emperyalizminin dayattığı “çözüm sürecine” karşı tavrını netleştirmesi gerekecektir.
**********************************
Kılıçdaroğlu’nun Tarafı
Özgür Özel’in analizine göre; Kılıçdaroğlu, Tom Barrack’ın “bölgesel monarşi” ve Cumhur İttifakı’nın “Pax Ottomana” (Osmanlı barışı/genişlemesi) vizyonuna eklemlenmektedir. Amaç, kendi yönetimini hem uluslararası güç odaklarına hem de mevcut iktidara “kullanışlı ve meşru bir aktör” olarak kabul ettirmektir.
Ayrıca teröristbaşı Öcalan’la yürütülen “2. Çözüm Süreci” konusunda da Kılıçdaroğlu’nun iktidara destek vereceği anlaşılıyor.
Aslında ta 2014’te de CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Türkiye’yi federasyona götürecek sözler söylemişti:
“CHP iktidarında Avrupa Yerel Yönetim Özerklik Şartı’nı mutlaka getireceğiz…”
Öcalan’ın da Avrupa Yerel Yönetimler Özerklik Şartı’nı istediğini hatırlatalım.
Kemal Kılıçdaroğlu ve ekibi -yetkisi dışında düzenlemelerle “CHP’yi parçalamak” için gerekli işlemleri yaparken- iktidardan her türlü desteği ve güvenceyi almanın rahatlığı içinde görünüyor. Siyasi analistler tarafından bir de “ABD’den meşruiyet devşirmesi” halinde daha da pervasız olabileceği öngörülüyor.
Tabii ki bu durumda Özgür Özel ve ekibinin CHP’de barınması mümkün olmayacak, yeni parti kurulması ve CHP’nin resmen bölünmesi kaçınılmaz olacak.
****
Kılıçdaroğlu’nun tarafını ve yöntemlerini seçtiği ve ne pahasına olursa olsun bundan vazgeçmeyeceği anlaşılıyor.
Neden bu tercihi yaptı? Bu soruya iki açıklama yapılıyor:
“KK inatçı ve kindardır, bu tercihi kendi şahsi hırs ve intikam duygularından kaynaklanıyor” diyenler var.
İkinci iddia ise “O bir görevlidir, kendisine verilen görevi yapmak zorunda.”
Kılıçdaroğlu beni ve milyonlarca muhalifi Cumhurbaşkanlığı adaylığı sürecinde ve butlan sonrasında çok hayal kırıklığına uğrattı. Buna rağmen zaman zaman Kılıçdaroğlu’nda “devlet adamı” ağırlığı ve sorumluluğu da gözlemlemiş, Ankara’dan İstanbul’a “adalet yürüyüşü” yaptığını görmüş bir vatandaş olarak, CHP ve Türkiye’ye zarar verecek davranışlardan kaçınacağını ümit etmek istiyorum.
Gerçekçi olmadığının farkındayım ama bu tür siyasetçilerin yarattığı hayal kırıklıklarından yorulduk. İyimser olmak istememi de çok görmeyin lütfen.


