22.7 C
Kocaeli
Salı, Haziran 9, 2026
Ana SayfaGüncelKıbrıs Konusunda Bir Müzakere Daha mı?

Kıbrıs Konusunda Bir Müzakere Daha mı?

        Dünya diplomasi tarihine bakıldığında müzakereler süreci bu kadar uzun olan tek bir konu vardır, o da Kıbrıs konusudur.

     Gerçekten de 1968 yılından günümüze kadar onlarca kez çözüm masası kurulan Kıbrıs konusunda hiçbir sonuç alınamamıştır

    En son İsviçre’nin Crans-Montana kasabasında 2017 yılında gerçekleştirilen Kıbrıs konferansı, taraflar arasında nihai bir anlaşmaya varılamadan sonuçsuz kalmıştır.

   Altı temel başlıktaki (Yönetim-Güç Paylaşımı, AB, Mülkiyet, Toprak, Güvenlik-Garantiler) temel görüş ayrılıkları aşılamadığından, masada herhangi bir nihai mutabakat sağlanamamıştır.

   Böylesine sonuç alınamayan, neredeyse 60 yıldır süregelen bu müzakereler sürecinin devamındaki ısrar nedendir?

  Bunun bir tek yanıtı vardır, o da:

  Hristiyan âleminin Kıbrıs adasında dalgalanan ay yıldızlı bayrağımızın, kurulan son Türk devleti KKTC’nin hazmedemedikleri varlığıdır.

 Pekiyi bu gerçek değişebilecek midir?

 Tabii ki hayır…

  Son müzakereler tarihinden bugüne 9 yıl geçmiştir. Ancak hem adadan, hem de BM’den gelen haberlere göre yeni bir müzakere sürecinin yılsonuna doğru başlaması için tüm hazırlıklar tamamdır.

  Hele ki, hem Rum lider Hritodulidis, hem de KKTC Cumhurbaşkanı Erhürman yeni bir müzakerenin başlamasını dört gözle beklemektedirler.

  Pekiyi, müzakere süreci nasıl başlayacaktır?

  Rum lidere göre yeni müzakere süreci Crans-Montana’da kaldığı yerden başlamalı, süreç o görüşmelerde ele alınan başlıklar üzerinden ilerlemeli, federasyon temelinde yapılacak görüşmeler sonucunda da ‘’Birleşik Kıbrıs’’ hedefine ulaşılmalıdır.

    KKTC Cumhurbaşkanı Sn. Erhürman müzakere sürecinin başlaması için bazı ön şartlar ileri sürmekte; öncelikle egemen eşitlikte ısrar etmektedir. Ama federasyon temelinde yapılacak bir görüşme, Erhürman’ın da seçilmeden önce taraftarlarına verdiği sözlerin en başındadır.

    Şu husus unutulmamalıdır ki, müzakere sürecinin başlaması için Kıbrıs adasının garantör ülkelerinin de görüşleri önemlidir.

   Bu yeni süreçte ‘’adada federasyon görüşmeleri sona ermiştir, İki devletli yapı çözümün temel şartıdır diyen Türkiye’’ ile hala ‘’Kıbrıs adasının günün birinde kendisine bağlanacağının hayalini kuran Yunanistan’’ bu gelişmelere ne diyecektir? Bu da önemlidir.

    Bu kadar görüş ayrılıkları olan tarafları BM genel sekreterlik görevi yılsonu bitecek olan Guterres nasıl bir araya getirecektir?

   Bir araya getirse, müzakere süreci yeniden başlasa ne olacaktır?

   Rum tarafı ve Yunanistan’ın Kıbrıs’ta mutlak isteği tektir: ‘’Adanın sahibi biziz, Türkler ancak azınlık statüsüne razı olursa çözüme evet deriz.’’

  Zaten bugüne değin yapılan tüm müzakerelere bakıldığında Rum tarafının ‘’Tek devlet-Tek Egemenlik-Tek Millet’’ isteği gözetilerek konu başlıkları çözülmeye çalışılmıştır. Amaç Annan Planında elde edilemeyen ‘’Birleşik Kıbrıs’ın’’ müzakere süreci ile elde edilmesidir.

  Ama Kıbrıs Türk tarafının da kan ve can bedeli ödeyerek kurdukları; 1983 yılından beri yaşayan, dimdik ayakta duran KKTC devletinden vazgeçmeye hiçbir niyeti yoktur.

   Adada ki yaşama baktığımızda:

  Bir tarafta kilise çanları, bir tarafta ezan sesleri işitilmektedir.

  Dili, dini, örf ve adetleri farklı iki halk apayrı yaşam biçimiyle güne başlamakta, geleceklerini buna göre planlamaktadırlar.

  Böylesine farklı yaşam biçimleri olan iki ayrı halkı yeniden bir araya getirmek; yıllar önce yaşanan acıların, yıllar sonra bir kez daha yaşanmasından başka neyi sağlayacaktır?

  Sonuç itibariyle Kıbrıs konusunda yeni bir müzakere dönemi başlasa da hiçbir şey değişmeyecek, taraflar kendi devletleri içinde hayatlarına aynen devam edeceklerdir.

  Kazananı, kaybedeni olmayan bu süreçlerde kaybedilen sadece zamandır!

   Aslında kaybedilen zamanı iyi kullanan taraf kazanacak, adadaki yaşam gelecekleri ona göre şekillenecektir.

    Kıbrıs Türk’ünün yaşadığı devlet; KKTC her geçen gün daha ileri gitmekte, zaman iyi kullanılmakta, insanların yaşam biçimleri, gelecekleri ona göre şekillenmektedir.

   KKTC de mevcut hükümet başta turizm olmak üzere; eğitim, inşaat, iletişim, alt yapı, enerji yatırımlarıyla büyüyen KKTC vatandaşlarına daha iyi imkân sağlamak amacıyla anavatan Türkiye ile tam bir işbirliği içindedir.

     KKTC’ye Türkiye’den gelen can suyunun yanı sıra, önümüzdeki yıl yapımına başlanacak doğal gaz hattı ile adaya gelecek bu enerji kaynağı Rum tarafından bir adım daha ileri gidilmesini sağlayacak; deniz altından döşenen elektrik hattıyla da adanın kuzeyinde yaşanan tüm sıkıntılar sona erecektir.

      Böylesine güzel gelişmeler yaşanırken; KKTC Cumhurbaşkanı enerjisini sonu olmayan müzakereler sürecinde harcamamalı; KKTC devletinin uluslararası camiada tanınması için gayret göstermelidir.

Atilla Çilingir
Atilla Çilingirhttp://www.atillacilingir.com/
1967 yılında Teğmen rütbesiyle T.S.K da göreve başladığı zaman, Kıbrıs olayları adada tüm hızıyla devam ediyor, Yunanistan’ın da desteğini alan Rum’lar; adada yaşayan Kıbrıs Türk’üne her türlü mezalimi yapıyor, gerçekleştirdikleri toplu katliamlar, uyguladıkları ekonomik ambargolarla Kıbrıs Türk Halkını adadan göçe zorluyorlardı… O dönemde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 1960 yılında imzalamış olduğu, BM’ler tarafından da onaylanmış garantörlük anlaşması gereğince, ada da bulunan ‘Şanlı Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayında’ görev almak için defalarca dilekçe veren Teğmen Çilingir; 1974 yılının 20 Temmuz Cumartesi sabahı kendisini Kıbrıs’ta savaşın içinde buldu. Bölük komutanı olarak Kıbrıs Savaşlarının her iki safhasında da bu görevini başarıyla sürdürdü, ‘Gazi‘ unvanı ile onurlandırılarak Türkiye’ye döndü. 1974–1975, 1985–1987 yıllarında Kıbrıs’ta görevli olduğu yıllardan sonra da, adada yaşanan olayları yakinen takip eden Çilingir; 2004-2011 yılları arasında Kıbrıs Türk Kültür Derneğinin İstanbul Şubesi yönetim kurulunda da görev yaptı. Bu uzun süreçte ’mili davamız’ olarak bilinen Kıbrıs konusuna sahip çıkarak, Kıbrıs Türk Halkının kazanılmış tarihsel ve hukuksal haklarını savunmak adına değişik platformlarda görev aldı. Sempozyumlara, panellere, televizyon programlarına konuşmacı olarak katıldı, makaleler yayınladı. Yakinen takip ettiği Kıbrıs konusu başta olmak üzere, ülke meseleleriyle ilgili güncel yazılarına, konferanslarına devam etmektedir. T.S.K.’dan 1990 yılında, kendi isteği ile emekli olduktan sonra; Kıbrıs konusuyla ilgili kaleme almış olduğu; ’’Özgürlük Nefesi (K.K.T.C Cumhurbaşkanlığı yayını 1995)’’, ‘’Girne’den Doğan Güneş (1997)‘’, ‘’Unutanlar Unutturulanlar ya da Hatırlayamadıklarımız (2004)’’, ‘’Elveda Kıbrıs Ama Bir Gün Mutlaka (2006)’’, ‘’Andımız Olsun ki Bu Topraklar Bizim (2007)‘’,’’Tarihten Gelen Çığlık (2010)’’, Kıbrıs ‘’Yes Be Annem’’ 2002-2016 (Eylül-2016) isimli kitaplarıyla; Ülkemizin son 65 yılında öne çıkan, yaşanmış önemli olayları anlatan: ‘’10’ların İzleriyle Türkiye (2014)’’,’’Kırılmadık Ne Kaldı?-Zaman Asla Kaybolmaz (2015)’’, ‘’Önce Vatan (Eylül 2017) isimli kitapları da bulunmaktadır… Sivil iş hayatına ‘Türkiye Sigorta Sektöründe’’başlayan Atilla Çilingir Koç YKS bünyesinde uzun yıllar görev yaptıktan sonra, halen dünyanın 18 ülkesinde hizmet veren, sağlık bilişim şirketlerinden birisi olarak ülkemizde de faaliyet gösteren; ‘’CompuGroup Medical Bilgi Sistemleri A.Ş’’ bünyesinde, görevine devam etmektedir. Pek çok üniversitenin ‘Bankacılık-Sigortacılık Fakültelerinde, Yüksek Okullarında, vermiş olduğu seminerler, konferanslar ile sektöre bu yönde de hizmet vermeye devam eden Çilingir’in: Sigorta sektöründe 27 yıldan beri vermiş olduğu hizmetlerini anlatan; ‘’Sigortalı Hayatın Gerçekleri’’ (2012) isimli bir kitabı daha bulunmaktadır. Atilla Çilingir; bugüne değin kitaplarından elde etmiş olduğu telif gelirleriyle; Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında: 2010 yılında ‘K.K.T.C Lefkoşa Şehit Aileleri ve Malul Gazileri Derneğine’ ‘Tarihten Gelen Çığlık’ isimli kitabının telif gelirini bağışlamış, 19 Şubat 2012’de Van’da yaşanan büyük depremden sonra Van’ın Muradiye İlçesi Akbulak Köyü İ.M.K.B. (İstanbul Menkul Kıymetler Borsası) Yatılı Bölge İlk Öğretim Okulunda içinde 20 adet bilgisayarı bulunan ve kendi adını taşıyan bir BT (bilgi teknolojisi) sınıfı açmış. 02 Haziran 2017 tarihinde de Samsun’un Tekkeköy ilçesi Büyüklü İlköğretim okulunda da adını taşıyan, içinde 2500 kitabı, 2 adet bilgisayarı bulunan bir kütüphanenin açılışını sağlamıştır.

Seçtiklerimiz

spot_img