8.8 C
Kocaeli
Cumartesi, Mayıs 2, 2026
Ana SayfaAkademikZekâ ve Toplum

Zekâ ve Toplum

Toplumdan insan beynine, oradan yapay zekâya… Bunların her birini noktalar ve noktaların arasında bağlar şeklinde modelleyebilirsiniz. Toplumda fertler ve aralarındaki ilişkiler. Beyinde nöronlar ve onları birbirine bağlayan sinapslar. Yapay zekâ da böyle. Düğümler ve düğümler arası bağlantılar.

Bu modellemeyle başka bir şeyi de fark ediyorsunuz. O kişiler, nöronlar, düğümler önemli önemli olmasına da aralarındaki bağlantılar daha da önemli. Böyle ağlarda bağlantı sayısı fert-nöron-düğüm sayısından binlerce defa fazla.

Hayır, bu yazı bir yapay zekâ yazısı değil. Nöroloji yazısı da değil. Toplumlara bu düğümler ve bağlantılar mantığıyla bakmak istiyorum. Toplumu oluşturan ağda, belki diğerlerinde olmayan bir şey var. İnsan toplumu meydana gelir gelmez kendi içinde bir teşkilatlanmaya gidiyor. İşte bu teşkilatlanma mecburiyeti bazen bir aşağıdakiler – yukarıdakiler yapısı doğurabiliyor.

Statü mü görev mi?

Her zaman değil. Bazen “başkan” mesela göç sırasında başkanlık yapıyor, göçü çekip çeviriyor, mevsimlik yer değiştirme sona erince de başkan diye bir unvan kalmıyor. Makamlar görevlendirmelerden ibaret, ilelebet süren statüler değil. Bazen hiç yönetim piramidi yok. Yani başkanlar, başkanların adamları falan yok. Bazen yönetim teşkilatı var ama bu toplumun kendi eliyle yaptığı bir görevlendirme toplum arzu ettiği zaman yöneticileri değiştiriyor. Demokrasiler böyle.

Toplumdaki ilişki ağları bazen yatay. İnsanlar kendi eşitleriyle yoğun ilişki içinde. Her türlü alışveriş, iş sahibi olma, evlilik, her şey yatay bağlantılarla yürüyor. Robert Putnam’ın Kuzey ve Güney İtalya’yı karşılaştıran ünlü Demokrasiyi Çalıştırmak kitabında tarif ettiği Kuzey İtalya böyle. Kuzeyi yöneten meclisler halkın geniş katılımıyla oluşuyor. Meclis üyelerinin hemen hepsi toplantılarda söz alıyor, tekliflerde bulunuyor, tekliflerin lehinde veya aleyhinde konuşuyor. Yoğun katılımları zabıtlarda belgelenmiş. İşte bu tarz bağlantılarla yönetilen yapılara yatay diyorum. İnsanlar kendi aralarında teşkilatlanırken bazı işleri yürütmek için başkanlıklar, başkan yardımcılıkları ve başka görevler tanımlıyor. Fakat adı üstünde, bunlar görev; kalıcı statüler değil. Görevin yapılabilmesi için gerekli yetkiler ve onlarla birlikte gelen sorumluluklar. Tayin, terfi, azil… Hepsi eşitler arasında yapılan işlemler.

Lordlar, baronlar

Güney İtalya, Kuzey’den farklı. Orada, ta baştan, Norman egemenler var. Normanlar yerel işlerin yürütülmesi için baronlar atıyor, yetkilendiriyor ve arka çıkıyor. Kurulan teşkilatlar dikey. Halk ve memurlar baronların ağzına bakıyor, onların gözüne girmeye çalışıyor. Baronlar da efendileri Norman’ların…

Bu hâl ve bu hâlin sonuçları, bu hâlin yarattığı toplum psikolojisi bugüne kadar devam etmiş. Kuzey kalkınmış, çağdaş, refahlı İtalya. Güney, fakir, hâlâ mafyaların cirit attığı İtalya. Nedense dikey ilişkiler mafya oluşumuna yol açıyor.

İlişkiler yatay mı dikey mi? Her topluluk için bunu sorun. Mesela bizim partilerimize bakın. Hani şu Kuzey İtalya meclisleri gibi mi? Mesela grup toplantıları gerçekten grup toplantısı mı? Her milletvekili toplantıya katkı yapıyor, öneride bulunuyor, mevcut konular üstünde lehte veya aleyhte konuşuyor mu? Yoksa sadece görevi değil de statüsü başkan olan biri nutuk atıyor ve herkes de onu mu alkışlıyor? Sizce bizim partilerimizde ilişkiler düşey mi yatay mı?

Partilerimiz…

Yalnız grup toplantılarına değil partilerin teşkilatlanmasına bakın. İnsanlar siyasi görüşleri için bir araya gelmiş ve yerel teşkilatlar kurmuş. Sonra bunlar birleşmiş ve bir parti oluşturmuş, sonra da işlerin yürümesi için bir başkan ve yönetim teşkilatları mı kurmuş? Birincisi eşitlerin bir araya gelerek kurduğu bir siyasi yapıdır. Partililer, liderin görevini yapmadığını düşünürse onun yerine başkasını getirir. Bu ağda ilişkiler yataydır.

Yoksa iş tepeden başlayıp aşağı mı gitmiş? Yani birisi çıkıp başkanlığını ilan etmiş, sonra ona tabi bir iç halka, sonra merkezin tayin ettiği yerel başkanlar ve onların iç halkaları mı oluşmuş. Bu ağ, düşeydir. Bir partili, liderin görevini yapmadığını söylerse kendini kapı önünde bulur. Lideri tenkit etmesi ihtimali olan bir yerel teşkilat derhâl feshedilir ve yerine yenisi görevlendirilir. Bu ağda ilişkiler düşeydir.

Toplum ağları tabii veya yapay zekâ ağlarına benzemez. Onlarda yatay veya düşey diye iki türlü iletişim tarzı vardır. Düşey ilişkilerin ağır bastığı toplum ağlarında yatay toplum ağlarına göre daha az zekâ vardır.

İskender Öksüz
İskender Öksüz
İskender Öksüz 14 Eylül 1945 tarihinde İzmir'de dünyaya gelmiştir. 1966 yılında Ege Üniversitesi Kimya-Fizik Bölümü'nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun yurtdışı bursuyla ABD'de Yale Üniversitesi'ne kabul edilmiş, burada, Oktay Sinanoğlu'nun danışmanlığında, 1968'de yüksek lisansını 1969'da da doktora derecesini almıştır. İskender Öksüz 1968-1979 yılları arasında; Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde bölüm başkanlığı, rektör yardımcılığı ve rektör vekilliği görevlerinde bulunmuştur. Yine aynı yıllarda senato üyeliği (ADMMA), Türkiye Atom Enerji Komisyonu 7. Dönem üyeliği, Atom enerjisi konusunda bakan danışmanlığı ve Töre-Devlet Yayınevi yöneticiliği yapmıştır. Öksüz, 1981-1987 yılları arasında, Suudi Arabistan'da bulunan University of Petroleum and Minerals'da akademik ve idari görevler, bilgisayar destekli öğretim koordinatörü, yeni öğretim üyesi seçimi ve terfi komitesi üyeliği yapmıştır. 1987 yılından itibaren sağlık, bilişim ve eğitim sektörlerinde çeşitli firmalarda üst düzey yöneticilik yapan Öksüz, çeşitli şirketlerde yönetim kurulu üyeliği, genel müdürlük ve holding genel koordinatörlüğü yaptı. İskender Öksüz 2012 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünden emekli oldu. Otuzun üstünde bilimsel yayını yedi yüzün üzerinde atıfı bulunan Öksüz, KÜBİTEM (Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi) kuruculuğu, Türk Ocağı Hars Heyeti ve Yönetim Kurulu üyeliği, Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği; Töre, Devlet, Bozkurt, Türk Yurdu dergilerinde makale ve başka yazıları yayımladı. Üniversiteler de dâhil olmak üzere çeşitli platformlarda konferans, söyleşi ve röportajlarda bulundu.[5][6] Ayrıca Son Havadis, Yeni Ufuk ve Ayyıldız gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Karar gazetesinde köşe yazarlığına devam etmektedir. İskender Öksüz, 5 Mayıs 2021 tarihinde vefat eden ünlü romancı Emine Işınsu ile evliydi. Eserleri[7] Millet ve Milliyetçilik Bilim, Din ve Türkçülük Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi Türk'üm Özür Dilerim Niçin Geri Kaldık? Çin Dünyayı Ele Mi Geçiriyor? (Konuralp Ercilasun ile birlikte)
Önceki İçerik

Seçtiklerimiz

spot_img