12.7 C
Kocaeli
Pazartesi, Nisan 13, 2026
Ana SayfaGüncelHer Yasal Olan Hak Helal Değildir

Her Yasal Olan Hak Helal Değildir

Bursa Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mustafa Bozbey’in tutuklanarak görevden alınmasının ardından bu belediye de CHP’den AKP’ye geçti.

AKP Sözcüsü Ömer Çelik olayı şöyle değerlendirdi: “Belediye Başkanının yargısal süreçler neticesinde görevden alınmasından sonra anayasanın, yasaların öngördüğü demokratik mekanizma işledi. Orada Cumhur İttifakı’nın adayı, Cumhur İttifakı’nın oylarını ve bağımsızların oylarını alarak milletin verdiği irade neticesinde bu sonucu elde etti.”

Milletin seçtiği onlarca muhalif belediye başkanlarını yargı kararı ile gözaltına alacak veya tutuklayacaksınız ve yerine ya AKP’den birini seçtirecek veya kayyım atayacaksınız ve buna da “millet iradesinin neticesi” diyeceksiniz.

“Son iki yılda görevden almalar, kayyım atamaları ve parti değişiklikleriyle toplam 85 belediye el değiştirmiş. 19 belediye başkanı tutuklu yargılanıyor.”

Bu kadar hoyratça yapılan antidemokratik uygulamaları savunanlara rahmetli Alev Alatlı’nın o sarsıcı uyarısını hatırlatmak gerekir:

“Her yasal olan hak helal değildir. Asıl olan helalleşmektir. Yasaların boşluklarından yararlanıp elde edilen kazanımlar, şeklen hukuka uygun olsa da vicdan terazisinde kul hakkıdır.”

Aslında iktidar kanadının uygulamaları yasaların boşluklarını kullanmaktan da ötedir. Kul hakkı iktidar partilerine farklı, muhalefete farklı hukuk (muhalefete göre “düşman hukuku”) uygulanmasından kaynaklanıyor.

İktidar partilerinin belediyelerinde sanki hiç yolsuzluk yapılmıyor gibi -“parsel parsel şehri satanlar, “metal yorgunluğu” gerekçesiyle görevden alınanlar da dahil- yargılanmıyorlar. Çok istisnai yargıya taşınan olaylarda da gözaltı ve tutuklama olmadan yargılanıyorlar. Hatta şaibe iddiaları çıkan muhalif belediye başkanları iktidar partisine geçince yargılanmaktan kurtuluyorlar.

Muhalif belediye başkanları ise hemen görevden alınıyor, derhal gözaltı veya tutuklama uygulanıyor. Oysa ceza hukukunda -masumiyet karinesi gereği- “asıl olan tutuksuz yargılamadır, tutuklama istisnai bir tedbirdir.” Herkes yargılanabilir ancak bu temel hukuk kuralına uyulması gerekir.

Alev Alatlı’nın muhteşem bakış açısına göre, onbinlerce hatta milyonlarca seçmenin iradesinin bir imza ile yok sayılması, sadece idari veya yargısal bir tasarruf mudur, yoksa tarihin en büyük ‘kul hakkı’ operasyonları mıdır?

Eğer bir karar, kanun maddelerine uygun kılıfına uydurulmuşsa ama halkın vicdanında derin bir yara açmışsa, orada “yasal bir zulüm” ve devasa bir “kamusal kul hakkı” doğmuş demektir.

****

Yargı kararları ile kul hakkı yemenin bir başka versiyonu uzun tutukluluk süreleridir. Suçsuzluğu kanıtlanana kadar geçen yıllar, geri getirilmesi imkânsız olan bir “ömür hırsızlığıdır”. Yargının bir sopa olarak kullanılması, bireyin en temel hakkı olan özgürlük hakkının ihlalidir.

Mesela İBB Davasında Mahkemenin açıkladığı “azami” hedef süre 12 yıldır. “Delil karartma” ve “kaçma riski” olmadığı halde tutuklu yargılanan insanlar 12 yıl sonra beraat ederlerse çalınan yılları kim geri verebilir? Uzun tutuklamalar telafisi imkânsız birer hak ihlalidir.

*********************************

TÜİK KULANILARAK İHLAL EDİLEN MİLYONLARIN KUL HAKKI

Yeniçağ’da Remzi Özdemir’in yazdığı gibi, “Kur’an’da ‘ölçüyü doğru tutun’ denir. Bu ifade yalnızca teraziyi kastetmez. Ölçmek dediğiniz şey; bugün ekonomide veri üretmektir, istatistiktir, rakamdır.”

Bu konuda görevli olan kurum TÜİK yani Türkiye İstatistik Kurumudur. TÜİK’in enflasyon rakamları halkın hissettiği rakamlardan da İTO ve ENAG rakamlarından da çok düşük çıkıyor.

Ancak maaşlar, emekli aylıkları ve ücret artışları TÜİK verilerine göre belirleniyor. Daha kötüsü “maaş artışları çoğu zaman gerçekleşen enflasyona göre değil, hedeflenen enflasyona göre yapılıyor. Yani birkaç teknokratın masa başında koyduğu hedef, milyonların cebine girecek parayı belirliyor.”

“Eğer enflasyon düşük gösteriliyorsa, bu durum ücretliden, emekliden, dar gelirli vatandaştan çalınan görünmez bir pay anlamına” geliyor.

TÜİK verileri üzerinden yapılan maaş düzenlemeleri, sadece bir istatistik hatası değildir. Milyonlarca insanın kul hakkının ihlal edilmesi, sofrasındaki ekmeğin sistematik olarak küçültülmesidir.

*********************************

CEBİMİZDEKİ GÖRÜNMEZ ELLER

Hazine Garantili Projeler: “Devletin cebinden 5 kuruş çıkmayacak” diye yaptırılan Hazine Garantili Projelerin maliyetleri çok yüksek ve taksitleri uzun yıllar sürmektedir. Bunlar, sadece bizim değil, çocuklarımızın ve henüz doğmamış çocukların gelecekteki haklarının bugünden ipotek altına alınmasıdır. Geçmediğimiz köprülerin, gitmediğimiz yolların bedelinin nesiller boyu vergilerle ödenmesi; sadece bu neslin değil, gelecek nesillerin de kul hakkını yemek demektir.

Vergi Adaletsizliği: Dolaylı vergilerin (KDV, ÖTV) ağırlığı nedeniyle asgari ücretli ile holding sahibinin temel ihtiyaç maddelerinde aynı vergiyi ödemesi, alt gelir grubunun sırtına yüklenen haksız birer yüktür.

Kamuda İşe Alımlar: Yazılı sınavda (KPSS) Türkiye derecesi yapan gençlerin, mülakatlarda elenerek yerlerine düşük puanlı “tanıdıkların” alınması, bir gencin sadece işini değil, gelecek umudunu ve emeğini çalmaktır.

Çift veya Çok Maaşlı Bürokratlar: Milyonlarca genç işsizken veya asgari ücretle hayata tutunmaya çalışırken, bir bürokratın huzur hakkı adı altında 3-4 farklı yerden maaş alması, kamu kaynaklarının adil dağıtılmamasından kaynaklanan bir hak ihlalidir. Milletvekillerinin emekli maaşları, sağlık vd giderleri de bu kapsamda değerlendirilmelidir.

Rant Odaklı İmar İzinleri: Yeşil alanların, kıyıların ve ormanların kişiye özel imar planlarıyla ranta açılması; sadece bugünkü insanların değil, o bölgedeki tüm ekosistemin ve gelecek nesillerin yaşama alanı hakkını elinden almaktır.

*********************************

UYARIMDIR!

Yukarıda açıkladığım “kul hakkı” ihlalleri aslında yürürlükteki hukukumuza da aykırıdır. Ancak güçlü iktidarlar bazen kendini kanunlarla sınırlı görmeyebilir. Kanunları uygulayacak idari ve yargı birimleri üzerindeki etkilerini kullanarak yasaları uygulamaktan kaçınabilir.

Ülkemizde mevcut iktidar “İslamcı” diye tanınıyor. Belki ilahi kanunlara saygıları daha fazladır düşüncesiyle hak ihlallerini “kul hakkı” kavramı üzerinden açıkladım.

İslam inancında “kul hakkı”, ilahi adaletin en hassas çizgisidir. Allah “Her şeyi affedebilirim ama kul hakkıyla huzuruma gelmeyin” diyor.

Kul hakkına girenlere sesleniyorum: Eğer ahirete ve hesap gününe inanıyorsanız, hak ihlallerini ortadan kaldırın ve milyonlarca hak sahibinden helallik alınız. Yoksa ilahi affın kapısının kapalı olduğunu hatırlatırım.

Ruhittin sönmez
Ruhittin sönmez
Ruhittin Sönmez 1956 Bucak/ Burdur doğumludur. 1980’den itibaren Kocaeli’de yaşamaktadır. EĞİTİM: İlkokul, orta okul ve lise eğitimlerini Bucak’ta yaptı. 1973’te İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliğinden ve 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İŞ HAYATI: 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuvar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001’de 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 03.03.2010’den itibaren Serbest Avukat 2018’den itibaren Arabulucu Sosyal Faaliyetler: Yaklaşık 16 yıl Türk Sanat Müziği korolarında korist olarak çalıştı. (İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubu) 250 Mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi ve 7 yıl Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Ocak 2023’ten itibaren aynı programı noktaTV’de devam ettirmektedir. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada 2 gün köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.

Seçtiklerimiz

spot_img