7.7 C
Kocaeli
Cumartesi, Mart 21, 2026
Ana SayfaGüncelDoğru Cevap mı, Doğru Soru mu?

Doğru Cevap mı, Doğru Soru mu?

Togg zarar ediyor haberleri ortalıkta dolaşıyor. Hafızamı kurcaladım. Konuyu ne zaman yazmışım? Aradım, 2020 Şubat’ında buldum… Yazı şurada:  “Ben dememiş miydim!” hiç mi hiç sevmediğim bir söz ve tavır. Belki, “Ben dememiş miydim?” yerine şu soruyu sormak daha yararlı: “Sizin bu konularda danışacağınız, danıştığınızda, eğer cevap olumsuz olmak zorundaysa çekinmeden, korkmadan ‘Hayır!’ diyerek sizi uyaracak uzmanlarınız yok mu?” Eğer yoksa bu Togg’un zarar etmesinden çok daha vahim bir hâldir.

Bakınız Togg’un üreticisine de satış ve fiyat garantisi verseydiniz Togg zarar etmezdi. Bu son teklifimi parlak bir fikir diye karşılayan danışmanınız varsa siz geri dönülmez noktaya yakınsınız demektir. O danışmana hemen kapıyı gösterin.

Ne demişim 6 yıl önce? “Türkiye otomobil yapabilir mi?”, 21. asrın sorusu değildir. Bırakın koca Türkiye’yi herhangi bir Organize Sanayi’miz, Oto Sanayi’miz bile otomobil yapabilir. “Türkiye otomobil yapabilir mi?” 100 yıl öncesinin sorusuydu. Hani Henry Ford’un üretim bandı ve işçilere yüksek maaş vererek yarattığı Model-T yenilikçiliği de o sorunun cevabıydı. Ama burada değil, ABD’de soruldu. Henry Ford’un Model-T’si, 1908’de üretime geçmiş.

Doğru sorular

Bugünün sorularından biri şu olabilir: Türkiye, otonom, yani kendi kendini kullanan otomobil yapabilir mi?

Aslında 2020’de yazdıklarım 2026’da da 2056’da da geçerli. Özel sektörün de sorması gereken, “Şunu, bunu yapabilir miyim?” değil, “Şunu, bunu, başkalarından daha ucuza, başkalarından daha kaliteli yapabilir; başkalarından daha geniş pazarlara ulaşıp o pazarları ele geçirebilir miyim?” sorularıdır. Bugün tasarım ve pazarlama, imalattan önemlidir. İmalat, üçüncü dünya ülkelerine ihraç edilecek bir yüktür, çevre kirliliğidir.

Bir başka soru, “Devlet otomobil yapmalı mı?”. Bu, “Yapabilir mi?” den daha anlamlı bir soru. Buna olumlu cevap vermek için aklınıza bir sebep geliyor mu? Bırakın o işi özel sektör yapsın. Devlet o özel sektöre güvenli bir ortam, yere sağlam bastığını hissettirecek bir hukuk devleti, gerektiği zaman yıkıcı dampingden koruyacak bir gümrük ve ticaret mevzuatı sağlasın.

Stratejik ürünler

Bu saydıklarım hemen bütün imalatlar için geçerlidir. Ancak millî çıkar hesabında elzem olan, gelişmesi kendi hâline bırakılmayacak kadar stratejik üretimler için devlet kolları sıvayabilir; sıvamalıdır. Etrafımızda yükselen alevlere bakarak hemen birkaç ürün sayabiliriz: Her irtifayı hedefleyebilen hava savunma sistemleri, hipersonik füzeler, seyir füzeleri, son nesil savaş uçakları, yapay zekâ sistemleri için gerekli çipler, kuantum bilgisayarları… Son ikisi 21. asrın yenilikleri ve onları yapan kazanacak. Bunlardan önce saydıklarımızda maliyet hesabı yapılmaz. Ancak var mı, yok mu diye sorulur. Bu ürünleri parayı bastıran alamıyor.

İHA ve SİHA’lar da stratejik ürünler arasında. Şükür onlarda iyiyiz.

Bütün bunlara sahip olan ülkelerde bunların imalatı yine genellikle özel sektördedir. Fakat onları üretmenin stratejik kararı devletin talebiyle belirlenir. Belki satış ve fiyat garantisi sadece bu konularda anlamlıdır. Çünkü böyle üretimler yarı yolda vazgeçilemeyecek finans ve insan kaynağı yatırımları gerektirir.

Neden Türkiye’de değil?

Altı yıl öncesinden bir alıntı daha: “İlk etkili kanser ilacını, ilk kolay zayıflama ilacını, ilk yapay zekâlı şoförsüz otomobili yapan çok kazanacaktır.” Son ikisi yapıldı sayılır. Tesla’nın yaratıcısı Elon Musk, dünya dolar milyarderleri arasında ilk defa 800 milyar rakamını aşan kişi oldu. GLP-1 grubu zayıflama ilaçları gittikçe daha etkili ve daha kolay kullanılır hâle geliyor. İlk yapan olmanın, ilk patent almanın avantajına sahip Nova Nordisk ve Eli Lily, büyük kâr marjlarıyla ürünlerini dünyaya pazarlıyor. Kapış kapış satılıyor…

Geriye, tahminlerimdeki ilk etkili kanser ilacı maddesi kalıyor. Onun da eli kulağında. Aslında 6 yıl önceki kanser tedavisinde başarı oranları ile bugünküler arasında şimdiden büyük fark var. Burada yarışı önde götürenlerden ikisi, Bion-Tech firmasının Covid aşısından tanıdığınız Prof. Dr. Uğur Şahin ve Dr. Özlem Türeci. Musk gibi, GLP-1 zayıflamasının mucitleri gibi onlar da çığır açıcı, ama biliyorsunuz bu iki Türk, Türkiye’de değil. Acaba neden değil?

Şu soruyu da soralım — çok soru sorduk şu bayram günü – “Acaba şu anda Türkiye’de yaşayan, çalışan, okuyan kaç Uğur Şahin ve Özlem Türeci var? Kaç Aziz Sancar var?” Onların da tası tarağı toplayıp gitmemesi, yapacaklarını burada yapması, açacakları çığırı Türk kurumlarında açabilmeleri için ne önlemler alıyoruz?

Yoksa böyle bozguncu muhalif soruları boş verip otomobil ve abide eserler mi yapsak? Kanal İstanbul veya Köprü Marmara (İstanbul Saray Burnu’ndan Bandırma’ya).

Kutlu bayram olsun, Yağmur Tunalı’nın deyişiyle, “Bayramlar bayram olsun.”

İskender Öksüz
İskender Öksüz
İskender Öksüz 14 Eylül 1945 tarihinde İzmir'de dünyaya gelmiştir. 1966 yılında Ege Üniversitesi Kimya-Fizik Bölümü'nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun yurtdışı bursuyla ABD'de Yale Üniversitesi'ne kabul edilmiş, burada, Oktay Sinanoğlu'nun danışmanlığında, 1968'de yüksek lisansını 1969'da da doktora derecesini almıştır. İskender Öksüz 1968-1979 yılları arasında; Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde bölüm başkanlığı, rektör yardımcılığı ve rektör vekilliği görevlerinde bulunmuştur. Yine aynı yıllarda senato üyeliği (ADMMA), Türkiye Atom Enerji Komisyonu 7. Dönem üyeliği, Atom enerjisi konusunda bakan danışmanlığı ve Töre-Devlet Yayınevi yöneticiliği yapmıştır. Öksüz, 1981-1987 yılları arasında, Suudi Arabistan'da bulunan University of Petroleum and Minerals'da akademik ve idari görevler, bilgisayar destekli öğretim koordinatörü, yeni öğretim üyesi seçimi ve terfi komitesi üyeliği yapmıştır. 1987 yılından itibaren sağlık, bilişim ve eğitim sektörlerinde çeşitli firmalarda üst düzey yöneticilik yapan Öksüz, çeşitli şirketlerde yönetim kurulu üyeliği, genel müdürlük ve holding genel koordinatörlüğü yaptı. İskender Öksüz 2012 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünden emekli oldu. Otuzun üstünde bilimsel yayını yedi yüzün üzerinde atıfı bulunan Öksüz, KÜBİTEM (Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi) kuruculuğu, Türk Ocağı Hars Heyeti ve Yönetim Kurulu üyeliği, Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği; Töre, Devlet, Bozkurt, Türk Yurdu dergilerinde makale ve başka yazıları yayımladı. Üniversiteler de dâhil olmak üzere çeşitli platformlarda konferans, söyleşi ve röportajlarda bulundu.[5][6] Ayrıca Son Havadis, Yeni Ufuk ve Ayyıldız gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Karar gazetesinde köşe yazarlığına devam etmektedir. İskender Öksüz, 5 Mayıs 2021 tarihinde vefat eden ünlü romancı Emine Işınsu ile evliydi. Eserleri[7] Millet ve Milliyetçilik Bilim, Din ve Türkçülük Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi Türk'üm Özür Dilerim Niçin Geri Kaldık? Çin Dünyayı Ele Mi Geçiriyor? (Konuralp Ercilasun ile birlikte)

Seçtiklerimiz

spot_img