4.8 C
Kocaeli
Çarşamba, Mart 11, 2026
Ana SayfaGüncelPropaganda Savaşı

Propaganda Savaşı

Harp acıdır. Hayatların sarsılması, insanların evlerinden yurtlarından sökülmesidir. Geri dönülmezi de ölümdür. Eskiler şanslıydı. Harp nihayet kapılarına gelene kadar olan biteni ancak uzaktan haber diye duyarlardı. Şimdi düşmanın kapımızı çalmasına gerek yok. Televizyon, harbi evlerimize, oturma odalarımıza soktu. Bunun ilk tecrübesini ABD’nin Irak’a sebepsiz saldırısında yaşadık. Saldırının sebebi yoktu ama bize Irak’ın kitle imha silahları olduğu ve onunla sağa sola saldıracağı yalanı anlatılıyordu; biz de inanıyorduk. Belki söylenmeyen bir sebebi vardı: Irak’ın petrolü, Musul’un petrolü.

ABD nedense hep barış ve demokrasi peşindedir. Fakat barış ve demokrasi genellikle petrole sahip ülkelerde tehlikeye girer. Irak gibi, Venezüella gibi ve şimdi İran gibi.

Eğlencelidir bizim televizyonlarımız

Birinci körfez savaşı ve ikincisi… Harp, daha birincide oturma odamıza misafir geldi. ABD (ve müttefikleri?) Bağdat’ı bombalarken CNN, şehirde bir otelin terasından, patlayan bombaları, hava saldırısını gösteriyor; siren ve bomba seslerini duyuruyordu. Gece bombardımanının keyfi bir başka oluyor. Havai fişek gösterisi gibi bol ışıklı ve patırtılı. Gündüz o kadar güzel görünmezdi. Sadece duman çıkardı. Hani o patlamaların asker sivil demeden, yetişkin, çocuk, erkek kadın demeden yüzlerce, binlerce hayatı söndürdüğünü bilmeseniz keyifli bir seyir diyebilirsiniz.

Bizim televizyonlar CNN’den de eğlencelidir. O günlerde CNN ve Bağdat şovundan sonra galiba Şırnak’ta teröristler yine bir yerlere saldırmıştı. (Şimdi sayın teröristler mi demek lazım acaba?) Bizim bir televizyon kanalımız da derhâl, Diyarbakır’daki bir otelin terasından yayın yapmaya başladı. Şırnak nire, Diyarbakır nire… Olsun. Gece geceydi, mesafe 200-300 kilometre falan olsa da. Ses veya ışık yoktu ama açık havanın, karanlığın ve damın heyecanı vardı.

Müthiştir televizyonlarımız. Bu son harpte de en büyük kanallarımızdan birinin habercisi, İran Hürmüz Boğazı’nı kapatırsa gemilerin Ümit Burnu’ndan dolaşmak zorunda kalacaklarını ve bunun pahalıya mal olacağını söyledi. “Allah Allah!” Ne alaka? Derken ertesi sabah diğer büyük kanal aynı yorumu tekrarladı. Belli ki Basra Körfezi’nin girişindeki Hürmüz Boğazı ile Kızıldeniz’in girişindeki Mendeb Boğazı’nı, Bab El Mendeb’i karıştırmışlar. Bir ara Süveyş Kanalı’ında bir gemi batmış ve kanal kapanmıştı. O zaman da gemiler Afrika’yı dolaşmak zorunda kalıyordu. Herhâlde bunu hatırladılar. Sonra diğer büyük kanal, diğerinden kopya çekip aynı yorumu yaptı. Serde hocalık var ya açıklayayım: Kopya çeken öğrencileri doğru cevaplardan yakalayamazsınız. Ayşe de Ali de aynı doğru cevabı verebilir. Bu kopya delili değildir. Ama Ayşe’nin yanlış cevabının aynını Ali de yazmışsa o zaman kopya kesinleşir.

İran kendini mi bombalıyor?

Harbi bizim kaynaklardan, Batı kaynaklarından, Amerikan ve Avrupa kaynaklarından, pek az da İran kaynaklarından izleyebilirsiniz. Nereden takip ettiğinize göre birbirinden pek farklı izlenim alıyorsunuz. ABD’nin Kuveyt’teki bir üssünü, İran İHA’sı vurmuş ve altı ABD askeri ölmüş. Geçen gün Batı kaynaklarında hâkim haber buydu. İkinci veya üçüncü gündü. İran’ın şu intihar İHA’ları, adları Şahid’di galiba, bir Amerikan elçiliğini vurdu. Riyad veya Katar’dı. Televizyonlarımız vurulan elçiliğin bir fotoğrafını bulmuş. Bacamsı bir çıkıntı islenmiş. Belli ki çok heyecanlı bir fotoğraf değildi. Eksiği takdim şekliyle kapatmışlar: “İran CIA’nın kalbini vurdu!”

Aynı gün İsrail, İran’da bir kız okulunu vurdu ve 165 çocuk öldü. Bunun altı asker veya isli baca kadar bir haber değeri yoktu anlaşılan. Sonra haberi BBC’den dinledim. Anlaşılan İran kendi kendini bombalıyordu. İsrail ordusu o bölgede bir faaliyeti olmadığını bildirmiş. Muhtemelen Gazze’de öldürülen on binlerce çocuktan da haberleri yoktur. Trump’ın yapacağı otel ve sosyal dinlenme tesisleri için gerekli mıntıka temizliğinin istenmeyen sonuçlarıdır.

Bu yazıyı yazarken İran’da ölü sayısı bini aşmıştı.

Tesadüfe bakın!

Bunlar gülünecek değil ağlanacak konular. Okuyucularımın dikkatini ortada verilen koskoca propaganda savaşına çekmek istiyorum. Hangi taraftan kaç kişinin öldüğü haberi tamamen tuttuğunuz tarafa göre değişiyor. Ölülerin arkasından üzülmek de öyle. Mesela bakın bizim insan hayatına ve onuruna çok hassas insan hakları savunucularımız vardır. Herhangi bir yazıda veya haberde “Türk” dediğiniz anda harekete geçerler ve ne Yahudileri öldürdüğümüz kalır ne Rumları. Fakat Uygurlar ezilirken, Gazze’de siviller ve çocuklar öldürülürken çıtları çıkmaz. Şimdi de İran’da sivil, çoluk, çocuk katlediliyor. Tıs…

Olur değil mi? İran atom bombası yapıyordu. O bombaları ellerinden alıp Saddam’ın kitle imha silahlarının yanına koyacaklar. Irak’ın, Venezüella’nın, İran’ın büyük petrol üreticileri olmasının, petrollerini Çin’e satmalarının bu saldırılarla ne alakası var? Tamamen tesadüf.

Yabancı kaynak sorarsanız El Cezire oldukça objektif götürüyor. Hiç olmazsa haberleri tek kaynaktan almıyor.

İskender Öksüz
İskender Öksüz
İskender Öksüz 14 Eylül 1945 tarihinde İzmir'de dünyaya gelmiştir. 1966 yılında Ege Üniversitesi Kimya-Fizik Bölümü'nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun yurtdışı bursuyla ABD'de Yale Üniversitesi'ne kabul edilmiş, burada, Oktay Sinanoğlu'nun danışmanlığında, 1968'de yüksek lisansını 1969'da da doktora derecesini almıştır. İskender Öksüz 1968-1979 yılları arasında; Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde bölüm başkanlığı, rektör yardımcılığı ve rektör vekilliği görevlerinde bulunmuştur. Yine aynı yıllarda senato üyeliği (ADMMA), Türkiye Atom Enerji Komisyonu 7. Dönem üyeliği, Atom enerjisi konusunda bakan danışmanlığı ve Töre-Devlet Yayınevi yöneticiliği yapmıştır. Öksüz, 1981-1987 yılları arasında, Suudi Arabistan'da bulunan University of Petroleum and Minerals'da akademik ve idari görevler, bilgisayar destekli öğretim koordinatörü, yeni öğretim üyesi seçimi ve terfi komitesi üyeliği yapmıştır. 1987 yılından itibaren sağlık, bilişim ve eğitim sektörlerinde çeşitli firmalarda üst düzey yöneticilik yapan Öksüz, çeşitli şirketlerde yönetim kurulu üyeliği, genel müdürlük ve holding genel koordinatörlüğü yaptı. İskender Öksüz 2012 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünden emekli oldu. Otuzun üstünde bilimsel yayını yedi yüzün üzerinde atıfı bulunan Öksüz, KÜBİTEM (Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi) kuruculuğu, Türk Ocağı Hars Heyeti ve Yönetim Kurulu üyeliği, Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği; Töre, Devlet, Bozkurt, Türk Yurdu dergilerinde makale ve başka yazıları yayımladı. Üniversiteler de dâhil olmak üzere çeşitli platformlarda konferans, söyleşi ve röportajlarda bulundu.[5][6] Ayrıca Son Havadis, Yeni Ufuk ve Ayyıldız gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Karar gazetesinde köşe yazarlığına devam etmektedir. İskender Öksüz, 5 Mayıs 2021 tarihinde vefat eden ünlü romancı Emine Işınsu ile evliydi. Eserleri[7] Millet ve Milliyetçilik Bilim, Din ve Türkçülük Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi Türk'üm Özür Dilerim Niçin Geri Kaldık? Çin Dünyayı Ele Mi Geçiriyor? (Konuralp Ercilasun ile birlikte)

Seçtiklerimiz

spot_img