“İman (İnanç), tevhîdi (Allah’ın bir olduğunu). Tevhîd, teslimi (Allah’ın buyruklarını tam olarak yerine getirmeyi). Teslîm, tevekkülü (kulun gereğini yaparak, sonucu Allah’a bırakmayı). Tevekkül, (Dünya ve Âhiret mutluluğunu) iktiza eder (gerektirir).”
x
Kâinat, büyük bir kitap. İnsan, küçük bir kâinat. Kâinat, büyük bir insan. İnsan, küçük bir kâinat. İnsan, kâinat kitabının sayfalarında gezinen bir seyyah; hem gezmeli hem okumalı.
x
İnsan ve âleme karşı ünsiyet ve ülfet; gözü kör, kulağı sağır ediyor! Aklı nötr hâle getiriyor! Oysa, âlemdeki canlı cansız her şey insanla tanışmak ve hâl diliyle konuşmak istiyor!
Eğer insan; bakmaktan görmeye, duymaktan işitmeye, bilmekten anlamaya geçse; şuur ve bilinçle görür, işitir ve anlarsa; bu duyguların her biri, âlem bilmecesinin birer anahtarı olur.
Sadece madde âlemini görmekle kalmaz. Bu mânevî, mânâlı ve anlamlı bakış ve görüşlerle, gerçeklere kanat açmış olur. Böylece, karşısındaki uçsuz bucaksız İlahî sahneleri; ikilemli olarak görmesi mümkün hâle gelir. Kendini, bambaşka ruhsal âlemlerin içinde bulur.
x
İlâhî Hesap Günü Yüce Allah’ın:
– “Ey kulum! Dünyadayken sana, 1 değil, 6 değil, 60 değil, 600 değil, 6000’i aşkın; okumanı istediğim ve yapıp yapmamanı beklediğim mesajlar; yani Kur’ân âyetleri gönderdiğim hâlde, Sen, hiçbirini merak etmedin! İçlerinde ne yazıyor diye bakmadın! “Koy sepete!” kabîlinden bir kenara bıraktın! Bu durumda ne yüzle karşıma çıkıyorsun?”
Diyeceğini, insan hiç aklına getirmiyor! Bu ne gaflet? Bu ne vurdumduymazlık? Aman Allah! El-aman! Ne yaman bir ortamda kalacağı; ne dehşetli bir an! Sen’den Sana sığınmaktan başka bir çaresi yok! Her an bağrına saplanmaya devam ediyor! Hak’tan; haklı, sorgulayıcı bir ok! Çünkü: Günahı çok mu çok! Aklını başına alarak, bir an önce silkinip uyanması gerek, bu derin uykudan.
x
“Muhabbet (sevgi), şu kâinatın bir sebeb-i vücûdu (var oluş nedeni)dir.” Çünkü, önce sever, sonra alır, sonra yaparız. Önce sever, sonra yeriz. Yapacağımız, gideceğimiz her şeyin temelinde; yapacağımız gideceğimiz yeri, önce sevmek vardır. Evet, “Muhabbet, kâinatın temel taşıdır. Önce sevmek temeli üstünde yükselir, maddî-manevî her şey. Muhabbet, kâinatın nuru ve hayatıdır.” Sevmek âdeta insana yol gösteren; ışık ve rehberdir.
x
Dünya bir ordugâh gibidir. Her şey, bir kanuna bağlanmış. Görünür görünmez “yap” ve “yapma”lar içi içe, her yerde kendini gösteriyor.
x
Karınca ve Arı milletleri bile cumhuriyetçi iken, insanların onlardan geri kalması düşünülemez!
x
“Bir millet, kendilerinde bulunan güzel ahlâk ve meziyetleri değiştirmedikçe, Allah da onlara verdiği nimeti, güzel durumu değiştirmez.” (Enfâl: 53)
Zaten her kemâlin bir zevali vardır. Ayrıca eğer bir bahar gelecekse, eskinin üzerinden bir hazan ve bir kışın geçmesi gerekmektedir ki, ter ü taze, yepyeni ve turfanda güzellikler boy atıp kendilerini gösterebilsinler. (Abdullah Aymaz)
x
Bilim adamlarımız, bir tek kolumuzu kaldırıp indirmemizde, yetmiş çeşitten fazla kimyevî reaksiyon vuku bulduğunu ve her bir çeşit reaksiyonun da, binlerce kez cereyan ettiğini söylüyorlar.
Bunların hiçbiri bizim işimiz değil.
Ama biz kolumuzu kaldırmayı irade etmesek; bu reaksiyonlardan hiçbiri ortaya çıkmıyor.
(Alâaddin Başar)


