7.7 C
Kocaeli
Pazar, Ocak 25, 2026
Ana SayfaGüncelTest Eğitim Değildir

Test Eğitim Değildir

Geçen yazımda orta öğretimizin düştüğü hâle “testkolizm” demiştim. Öğrenmenin, yeni bilgi ve daha önemlisi yeni beceri kazanmanın zevki terk ediliyor. Farklı görüşlerin tartılması, kendi görüşünü geliştirme, analiz ve daha önemlisi sentez… Bunlar uzak bir mazinin sis içinde kaybolmuş yapıları gibi. Bugün asıl amaç, çoktan seçmelide sınıftaki veya Türkiye’deki yaşıtlarından daha çok doğru cevap işaretlemek oluyor.

Test ve amaç

O yazıma gelen yorumlardan ikisi Bayburtlu mahlasıyla yazan bir okuyucumdan. Kendisi de bir eğitimci ve üslubundan belli ki kendini mesleğine adamış değerli bir meslektaşım. Aynen alıyorum; gönderdiği sırayla:

“İskender hocam, öğrencileri sınavlara hazırlayan bir öğretmen olarak; Türkiye şartlarında uygulanabilecek en adil, rasyonel sistem mevcut sınav sistemidir. Bu sistem sayesinde Bayburt, Van, Edirne’nin köylü çocukları eşit ve adil bir şekilde Kabataş’ı, Boğaziçi’ni kazanabiliyor. Ve gerek lise, gerek üniversite sınav soruları, Bloom’un yaklaşımı esas alınarak ve hepsini kapsayacak şekilde hazırlanıyor. Bu konuda Almanya’dan, Amerika’dan bile iyi olduğumuzu düşünüyorum.

“Rusya bile üniversite sınavlarını merkezî olarak ve çoktan seçmeli olarak yapmaya başladı. Bunu Rusya vatandaşı Dağıstanlı bir arkadaşım telefonda bana anlatıyordu. Bozmak istemedim; diyecektim ki bu sistem bizde 1970’lerden beri uygulanıyor ve muhtemelen Rusya bunu bizden aldı. Yani diyeceğim o ki hocam, her şeyimiz kötü değil. Sadece elimizde ki altın beyinli çocuklarımızı koruyalım bize yeter. Saygılar.”

Yazdıklarında yerden göğe haklı. Ancak ben de haklıyım. Nasıl olur? Şöyle olur: Eğitimin maksadı en iyi sınav sistemini bulup öğrencileri bu sisteme göre ölçmek, bu sisteme göre sıraya dizmek değildir. Sınava ihtiyaç duyduğumuzda, gayet tabii en iyi sistemi kullanacağız. Fakat eğitimin maksadı, millî, insanî, ahlaki değerlere sahip ve çağın bilgisiyle donanmış vatandaşlar yetiştirmektir. Değerleri “bu doğru, bu yanlış” diye sıralamak değil, onları kendi değerleri yapmak ve kendi düşüncesine, kendi terazisine göre tartıp kendi doğrusunu bulan kişilik sahibi fertler yapmaktır.

Kutular ve değerler

Daha karmaşık konuları bir tarafa bırakayım. Kutu doldurmakla mesela yazı yazmasını, hani bir zamanların “kompozisyon” becerisini öğretemezsiniz. Okur-yazarız ya… Maalesef bugünün üniversite mezunu okuyabiliyor ama yazabiliyor da demek çok zor. Hatırlayın, tahtaya “öğrenci” kelimesini yazamayan çok yüksek devlet adamlarımız vardı.

Kutu doldurtarak ahenk, armoni, vezin, ritim öğretemezsiniz. Belki “Aşağıdaki şiirin vezni nedir?” diye sorup üçü yanlış biri doğru dört cevap yazabilirsiniz ki doğru cevabı veren gerçekten vezni duydu mu yoksa hece mi saydı, emin olamazsınız.

Kutu ancak ve sadece somutu ölçer. Soyutu kutuya koyamazsınız.

Dünyada her şey ya doğru yahut yanlış değildir. Doğrunun hatalı kısımları, yanlışın içinde doğru parçalar gizlidir. Yetişmiş insan bunları analiz edebilen, sonra kendi kanaat ve değerlerini de kullanarak yeni sentezlere, yeni çözümlere varabilen insandır.

2022’nin Eylül’ünden 2023 başında kadar artarda yazılarla bu konuyu işlemişim. Bunlarda temelde iki kaynak var. Biri, Harvard Üniversitesi müteveffa eğitim bilimi profesörü William G. Perry’nin üniversite öğrencisinin gelişme aşamalarını anlatan analizi. Ya doğru ya yanlış en alt basamak. Buradan “O da doğru öbürü de” diye özetlenebilecek görecelilik-relativizm aşamasına geçiliyor. O da yetersiz. Perry’ye göre varılması gereken seviye, bütün olup biteni inceledikten sonra kendi doğrusunu sıkıca tutma ve savunma. Fakat o sıkıca tuttuğu doğruyu da her an eleştirebilme.

Hâkimiyete, ustalığa karşı “Kaç net?”

İkinci kaynak Amerikan Psikoloji Derneği’nin (APA) yüksek öğrenim araştırmasını özetleyen kitapçık. Temeli orta öğretimde yaptıkları bir araştırmaya dayanıyor ve iki sonuç her kademe için müşterek:

Öğrencilerin bir iç motivasyonu, yani başarmaya, öğrenmeye, usta olmaya duydukları iştiyak, bunlardan aldıkları zevk var. Bir de dış motivasyon: Bunu öğrenmezsen kalırsın. Bunu öğrenmezsen sonun kötü… Birinci teşvikle edinilen bilgi ve becerinin kalitesi de kalıcılığı da ikinciye göre çok üstün.

Bir konuya hâkim olup ustalaşmayı amaçlayan öğrenciyle o konuda arkadaşlarını geçmeyi amaçlayan öğrenci arasında da yukarıdaki gibi bir fark var. Ustalaşma motivasyonu yarışı kazanma motivasyonundan daha kaliteli ve kalıcı kazanımlara sebep oluyor. Yarış motivasyonuyla hareket edenlerde kopya eğilimi daha yüksek.

Yazılı sınavlar, kompozisyon ödevleri, grup tartışmaları, münazaralar, sunumlar, sözlü sınavlar… Doğrudur, milyonlarca öğrenciyi sıralamanız gerektiğinde kutu karalamak en iyi metot olabilir. Sınavın bir merkezden hazırlanıp uygulanması da daha âdil sonuçlara götürür. Fakat amaç o kutuları doğru karalamaktan ibaret hâle gelirse eğitim biter.

Bu bitişin sembolleri, dersten kaçıp sınava hazırlık dershanesine giden gençlerdir; gençleri dershaneye yollayıp okula devam ediyormuş gibi kayıt tutan liselerdir. Milyarlık sınava hazırlık sektörüdür.

İskender Öksüz
İskender Öksüz
İskender Öksüz 14 Eylül 1945 tarihinde İzmir'de dünyaya gelmiştir. 1966 yılında Ege Üniversitesi Kimya-Fizik Bölümü'nde lisans eğitimini tamamlamıştır. Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumunun yurtdışı bursuyla ABD'de Yale Üniversitesi'ne kabul edilmiş, burada, Oktay Sinanoğlu'nun danışmanlığında, 1968'de yüksek lisansını 1969'da da doktora derecesini almıştır. İskender Öksüz 1968-1979 yılları arasında; Orta Doğu Teknik Üniversitesi'nde bölüm başkanlığı, rektör yardımcılığı ve rektör vekilliği görevlerinde bulunmuştur. Yine aynı yıllarda senato üyeliği (ADMMA), Türkiye Atom Enerji Komisyonu 7. Dönem üyeliği, Atom enerjisi konusunda bakan danışmanlığı ve Töre-Devlet Yayınevi yöneticiliği yapmıştır. Öksüz, 1981-1987 yılları arasında, Suudi Arabistan'da bulunan University of Petroleum and Minerals'da akademik ve idari görevler, bilgisayar destekli öğretim koordinatörü, yeni öğretim üyesi seçimi ve terfi komitesi üyeliği yapmıştır. 1987 yılından itibaren sağlık, bilişim ve eğitim sektörlerinde çeşitli firmalarda üst düzey yöneticilik yapan Öksüz, çeşitli şirketlerde yönetim kurulu üyeliği, genel müdürlük ve holding genel koordinatörlüğü yaptı. İskender Öksüz 2012 yılında Gazi Üniversitesi Kimya Mühendisliği Bölümünden emekli oldu. Otuzun üstünde bilimsel yayını yedi yüzün üzerinde atıfı bulunan Öksüz, KÜBİTEM (Kültür, Bilim ve Teknik Merkezi) kuruculuğu, Türk Ocağı Hars Heyeti ve Yönetim Kurulu üyeliği, Millî Düşünce Merkezi Yönetim Kurulu üyeliği; Töre, Devlet, Bozkurt, Türk Yurdu dergilerinde makale ve başka yazıları yayımladı. Üniversiteler de dâhil olmak üzere çeşitli platformlarda konferans, söyleşi ve röportajlarda bulundu.[5][6] Ayrıca Son Havadis, Yeni Ufuk ve Ayyıldız gazetelerinde köşe yazarlığı yaptı. Karar gazetesinde köşe yazarlığına devam etmektedir. İskender Öksüz, 5 Mayıs 2021 tarihinde vefat eden ünlü romancı Emine Işınsu ile evliydi. Eserleri[7] Millet ve Milliyetçilik Bilim, Din ve Türkçülük Alt Akıl: Aptallar ve Diktatörler Türk Milliyetçiliği Fikir Sistemi Türk'üm Özür Dilerim Niçin Geri Kaldık? Çin Dünyayı Ele Mi Geçiriyor? (Konuralp Ercilasun ile birlikte)

Seçtiklerimiz

spot_img