Kur’an, Tevhid’in konuşan dili ve delîli.
Meyveli ağaç, kökü sağlam değilse meyve vermez!
Kökü sağlam Kur’an Ağacı’nın;
Hak ve Hakikat meyveleri, o kadar çok;
Üstelik, o kadar doğrudur ki, hiç şüphe edilmez!
Temelinde olan Tevhid mes’elesi,
Vehme yer vermez şekilde kuvvetli;
Doğru bir hak ve hakikati içeriyor!
Konuşan delil olan Kur’an Ağacı’nın;
Şahadet âleminde dal budak salmış;
Hüküm dallarından sarkan,
Sıdk, hak ve hakikat, onun meyveleridir.
Kur’an Ağacı’nın,
Gayb Âlemi tarafına uzanan;
Dallarında ise,
Yine Tevhid’e ve gayba dair,
Bizlere sunulan meyveleri;
Sâbit ve gerçek hakikatlerdir.
Meyveleri hak ve hakikat olan;
Kur’an Ağacı’nı diken Zât;
Asıl meyvesi olan Tevhid mes’elesinden
O kadar emindir ki,
Hiç şüphe bırakmıyor!
O sonucu; bütün gerçeklerin,
Kaynağı görüyor.
Herkesin kabulüne,
Mazhar buluyor.
Her şeyin temel taşı sayıyor!
Çünkü Kur’an Ağacı’nın meyveleri;
Üstündeki aidiyet hat ve çizgileri
Ve mucizelik damgaları, her ihbarını tasdik ettiriyor.
Çünkü Kur’an Ağacı’nın Tevhid meyvesi;
Mucizelik, mantık, delil ve hakkı söyletmesi,
Vicdanı şâhit tutması, hayır ve saadeti göstermesi,
Dayanağının Allah’ın vahyi olduğunu nazara vermesi,
Ve değerini, akla tasdik ettirmesiyle ancak;
Allah’ın hakkıyla bilinmesi
Demek olan; “Mükemmellik Katı”na çıkılabilir.
Tabii ki, yolların en mükemmeli,
En kısası, en selâmetlisi,
Yani en parlağı,
En istikametlisi,
En kısası:
Kolaylık bakımından,
İnsanlar için en kapsayıcı olanı,
“Mi’râc-ı Kur’anî” yâni:
Kur’an’ın izlediği yoldur.


