0.5 C
Kocaeli
Pazartesi, Ocak 12, 2026
Ana SayfaGüncelİran Üzerindeki Baskılar ve Kuşatılmış Türkiye

İran Üzerindeki Baskılar ve Kuşatılmış Türkiye

İran’da rejimin kötü yönetimi, ambargolar ve kuraklık sebebiyle ortaya çıkan büyük toplumsal huzursuzluk sokaklara taştı. Yapılan protestoların 14. gününde can kaybı 116’ya çıktı. Bu rakamları veren ABD merkezli İran İnsan Hakları Aktivistleri Haber Ajansı (HRANA) protestolar süresince 2 bin 600’den fazla kişinin yaralandığını, şu ana kadar 2 bin 638 kişinin de gözaltına alındığını aktardı.

İran Genel Başsavcısı Muhammed Muvahhidi, savcılıklara gönderdiği talimatla “kargaşa çıkaranlara” yönelik yargı süreçlerinin hızlandırılmasını istedi. Kargaşa çıkaran tüm failler muharebe (savaş) suçu işlemiş sayılacaktır” uyarısı yaptı.

İran Ceza Kanunu’nun 282. maddesi, “muharebe suçunun” işlendiği durumlarda idam cezasını öngörüyor. Ancak aynı maddede, hâkimlere sanığa sürgün ya da sağ el ile sol ayağın kesilmesi gibi alternatif cezaları uygulama yetkisi de tanınıyor.

Olaylar kontrol edilemeyince İran’daki rejimin daha da sertleşeceği anlaşılıyor. Rejim şiddet sarmalına girerse meşruiyetini kaybetme riski artar ve ABD/İsrail için müdahale gerekçeleri üretmiş olur.

Stratejist Cahit Armağan Dilek, İran’da patlak gösteren olayları, “Bu gelişmeler bölgede domino etkisi yaratır. Türkiye için çok tehlikeli bir süreç” diye değerlendirdi.

**********************************

İran Hakkında

Bu yazıda İran’daki olayların Türkiye üzerine etkilerine ağırlık vereceğim.

Öncelikle İran hakkında şu temel konularda tespitlerimizi ortaya koyalım:

  • İran “Azerbaycan’a karşı Ermenistan’ı destekliyor zira Türkiye’nin Azerbaycan ve Orta Asya Türk dünyası ile bağ kurmasını istemiyor.”

İran, Türk dünyası birleşirse Türklerin güçleneceğini biliyor ve bunu istemiyor. Türkler ile İran aynı dine inanıyor ama İran din kardeşlerini destekleyeceğine Ermenileri destekliyor. İran yıllarca PKK’yı destekledi.

(Filistin’deki örgütler de aynı tutum içinde. Ama Türkiye Gazze konusunda Hamas’ı destekliyor. Stratejik olarak doğruyu yapıyor.)

  • Diğer taraftan İran nüfusunun yaklaşık yarısı Türk. Özellikle İstanbul’dan sonra Tahran en kalabalık Türk şehridir.

2013 yılında İran seyahatimiz sonrasında yazdığım gibi; İranlı Türkler kendilerini hem Türk ve hem İranlı olarak görüyor. Türk olmakla da gurur duyuyor, İran tarihi ve kültürünün bir parçası olmaktan da. Kalkışmayı veya belli şehirlerde hâkimiyet sağlayıp buralarda bağımsız bir devlet kurmayı düşünmüyorlar. Çünkü onlar kendilerini İran’ın asli sahipleri olarak görüyorlar. Tıpkı Farslar, Araplar, Beluçlar gibi. “Biz bütün İran’da söz sahibi olmalıyız. Ülkenin tamamı için hedeflerimiz olmalı” diyorlar.

İran’da Şah rejimi varken Türklere çok zulüm ve baskı uyguladı. İranlı Türkler yeni bir Şah rejimi istemiyorlar.

Şu andaki rejim, Türkler bağımsız devlet talebinde bulunmasın diye, Türkçe konuşan bir Türk Cumhurbaşkanı seçilmesine izin veriyor.

Halen Türklerin yoğun ve hâkim olduğu iki önemli şehirde Tahran ve Tebriz’de protesto eylemlerine geniş çaplı ve kitlesel katılımların olmadığı görülüyor.

**********************************

İran’daki Olaylar Türkiye’yi İlgilendiriyor

İran rejiminin devrilmesine doğru evrilebilecek protestolarbaşta İsrail ve Amerika Birleşik Devletleri olmak üzere- bazı ülkeler tarafından sürdürülmek isteniyor. Buna karşılık Çin ve Rusya rejimin devrilmemesi için her türlü desteği verecektir.

Ancak sürecin nereye evrileceğini kestirmek kolay değil.

İran’da ortaya çıkacak bir iç savaş ve savaş tehdidi Türkiye’yi yakından ilgilendiriyor.

Zafer Partisi Genel Başkanı Prof. Dr. Ümit Özdağ, “İran’ın böyle bir durumda içinde tutmuş olduğu çok sayıda milyonlarca Afgan’ı Türkiye sınırına doğru zorlayacağını görüyoruz” dedi. Gerekli tedbirlerin alınmasını istedi.

İran’daki olaylar ABD/İsrail’in istediği yönde gelişirse; PKK’nın İran kolu PJAK’ın güçleneceği, Suriye’deki SDG/YPG gibi düzenli ordusu olan ve İran içinde özerk bir devlet haline getirileceğini öngörebiliriz.

Böyle olursa Irak, Suriye, İran ve Türkiye’de kurulması planlanan 4 parçalı Kürdistan hedefi için önemli bir eşik geçilmiş olur.

**********************************

PKK Türkiye’nin Kuşatılmasından Çok Mutlu

Türkiye Irak ve Suriye’de yaşanan gelişmelerle güney cephesinden büyük ölçüde kuşatılmakta.

Kuzeyde Rusya ve Ukrayna savaşının olumsuz etkilerini iki ülke arasında tarafsız kalmaya çalışarak minimize etme çabasındayız. Ancak Rus dronları Türkiye semalarında cirit atıyor. Karadeniz, Türk gemileri için güvenli olmaktan çıktı.

Batı’da Yunanistan’ın merkez, Ege adaları, Dedeağaç, GKRY’de yaptığı yoğun silahlanma yanında İsrail, Mısır ve Ermenistan’la yaptığı antlaşmalar Türkiye’yi kuşatma çabası olarak önemli. Türkiye Doğu Akdeniz’de ve Mavi Vatan’da etkisiz ve hareketsiz hale getirilmekte.

Şimdi İran’da olanlar sadece ülkenin iç dinamikleriyle açıklanamayacak bir boyuta evriliyor.

Türkiye ateş çemberiyle kuşatılıyor.

Bu gelişmeler dosta kaygı, düşmana mutluluk veriyor.

****

PKK elebaşlarından Duran Kalkan Türkiye’nin kuşatılması konusunda olan gelişmelerden oldukça keyifli.

Duran Kalkan, Türkiye ile iyi ilişkiler içindeki Libya Genelkurmayının en tepesindeki 3 kişinin uçağının Türkiye’de düş(ürül)mesini hatırlattıktan sonra şunları söylüyor:

“İsrail-Kıbrıs-Yunanistan ilişkileri, Doğu Akdeniz üzerindeki hakimiyet ortada. Türkiye Akdeniz’e açılıyordu, Akdeniz’de birtakım şeyleri geliştirmekle hatta petrol aramakla övünüyordu. Kendisinin alanı diyordu. Şimdi neredeyse Akdeniz’e inemeyecek duruma gelmek üzere.

Güneyden kuşatılıyor, Orta Doğu’ya inemez hale getiriliyor. Kuzeyden kuşatıldı, Karadeniz’e çıkamaz hale getiriliyor. Yani keşif uçakları dolaşıyor, savaş uçakları düşüyor. Türkiye’de düşüyor Türkiye uçakları. Azerbaycan’da bile bir uçak düştü. Neden kaynaklandığı gizli tutuluyor.

İran üzerindeki baskıları da Türkiye kendi üzerine almalı.”

Söyleyene değil, söylenen söze ve söyletene bakmak gerek. Bu yüzden bu caninin sözlerini aktardım.

Bu anlayıştaki düşman bir terör örgütü ile görüşerek, Türkiye’de İÇ CEPHEYİ güçlendireceklerini sananlara duyurulur.

Ruhittin sönmez
Ruhittin sönmez
Ruhittin Sönmez 1956 Bucak/ Burdur doğumludur. 1980’den itibaren Kocaeli’de yaşamaktadır. EĞİTİM: İlkokul, orta okul ve lise eğitimlerini Bucak’ta yaptı. 1973’te İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliğinden ve 1995 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden mezun oldu. İŞ HAYATI: 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuvar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001’de 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 03.03.2010’den itibaren Serbest Avukat 2018’den itibaren Arabulucu Sosyal Faaliyetler: Yaklaşık 16 yıl Türk Sanat Müziği korolarında korist olarak çalıştı. (İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubu) 250 Mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi ve 7 yıl Yönetim Kurulu Başkanı olarak görev yaptı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Ocak 2023’ten itibaren aynı programı noktaTV’de devam ettirmektedir. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada 2 gün köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.

Seçtiklerimiz

spot_img