-3.2 C
Kocaeli
Cuma, Ocak 9, 2026
Ana SayfaDin ve AhlâkGerçek Gelişme

Gerçek Gelişme

     İnsanın enaniyeti / benliği dünya hayatına bakar.

     Bu özelliği bakımından, öyle çâresiz bir mahlûktur ki, sermayesi yalnız tercih ve seçmekten ibaret, kıl kadar bir şey! Gücü ve kuvveti ise, çok zayıf. Hayâttan çabuk söner bir alevcik! Ömürden çabuk geçer bir müddetçik! Mevcûdiyetten çabuk çürür küçük bir cisim.

     Bu durumda bile, kâinat tabakalarında serilmiş hadsiz türlerin; hesapsız fertlerinden nazik, zayıf bir fert olarak bulunuyor.

     İnsanın bir de Ebedî Hayât’a bakan, Ubudiyyet / Kulluk ciheti var.

     Bu özelliği itibariyle kulluğa yönelik acz ve fakrında, pek büyük bir genişlik, pek büyük bir önem arz etmesi var. 

     Çünkü, Fâtır-ı Hakîm / her varlık türünü farklı yapıda ve belirli bir amaca yönelik olarak yaratan Yüce Allah; insanın manevî yapısına; nihayetsiz büyük bir acz ve sınırsız, çok büyük bir fakr / ihtiyaç duyuş yerleştirmiş. 

     Tâ ki, Kadîr – i Rahîm / kudreti sonsuz, çok merhametli, her şeye gücü yeten ve zenginliği sonsuz Yüce Allah’a,

     Ganî-i Kerîm / kimseye muhtaç olmıyan sonsuz ikram ve gerçek zenginlik sahibi olan Yüce Allah’ın isimlerinin hadsiz tecellîlerini / isimlerinin mânâlarını üstünde aksettiren geniş bir ayna olsun.

     Evet, insan bir çekirdeğe benzer. Nasıl ki, o çekirdeğe Kudret’ten manevî ve önemli cihazlar, Kader’den ince ve kıymetli program verilmiş.

     Tâ ki, toprak altında çalışıp, o dar âlemden çıkıp, geniş hava âlemine girsin. Hâlık / yoktan yaratan Allah’ın verdiği yetenek diliyle, bir ağaç olmasını istesin. Kendine lâyık bir mükemmellik bulsun.

     Eğer o çekirdek; kötü tabiatinden dolayı, ona verilen manevî cihazlarını, toprak altında bâzı zararlı maddeleri kendine çekmekte sarfetse; o dar yerde, kısa bir zamanda, faydasız bozulup çürüyecek!

     Eğer o çekirdek, o manevî cihazlarını güzel bir şekilde kullansa, o dar âlemden çıkacak meyveli koca bir ağaç olmakla, küçücük hakîkati ve mânevî rûhu büyük, kapsamlı bir sûret alacak.

     Aynen onun gibi, insanın yapısına Kudret’ten önemli cihazlar ve Kader’den kıymetli programlar emanet olarak yüklenmiş.

     Eğer insan, şu dar yeryüzünde, dünya hayatı toprağı altında, o manevî cihazlarını nefsin isteklerine sarf etse;

     Bozulan çekirdek gibi, biraz lezzet almak için, kısa bir ömürde, dar bir yerde ve sıkıntılı bir hâlde çürüyüp bozulacak!

     Manevî sorumluluğu talihsiz rûhuna yüklenmiş olarak, dünyadan göçüp gidecek.

     Eğer o istidat ve yetenek çekirdeğini İslâmiyet suyu ile, imanın ışığıyla, kulluk toprağı altında terbiye ederek; Kur’ân’ın emirlerini yerine getirip, mânevî cihazlarını asıl gayelerine yöneltse, elbette Misâl ve Berzah / Kabir âleminde dal ve budak verecek ve Âhiret Âlemi ve Cennet’te sayısız mükemmellik ve nimetlere sebep olacak;

     Bâkî bir ağacın ve daimî bir hakîkatin cihazlarını içeren kıymetli bir çekirdek ve parlak bir makine ve bu kâinat ağacının bereketli ve nûrlu meyvesi olacak.

     Evet, hakîkî ilerleme; insana verilen kalp, kalbe konulan bir duygu olan sır, ruh, akıl, hattâ hayâl ve sâir his ve duyguların yüzlerini ebedî hayâta çevirerek;

     Her birinin, kendine hâs hususî bir kulluk ile meşgûl olmasıdır.

     Yoksa, inançsızların terakkî / ilerleme ve yükseliş sandıkları dünya hayatının tüm inceliklerine girmek değil.

     Şayet, zevklerin her çeşidini, hattâ en bayağılarını tatmak için, bütün duygu ve hislerini, kalp ve aklını; insanı kötülüklere sürükleyen nefs-i emmarenin emrine vermek; terakki, ilerleme ve gelişme olmayıp, olsa olsa sukuut ve düşüş olur!

Muhsin Bozkurt
Muhsin Bozkurt
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.
Önceki İçerik

Seçtiklerimiz

spot_img