Öncelikle vurgulayalım: Meçlisin çatısı altında görevli bir Siyasi Parti’nin TBMM’ye sunduğu 99 sayfalık metinden anlaşılan o ki;
Barış değil, Lozan’la, üniter devletle ve Cumhuriyetle hesaplaşma bildirgesidir.
Silah bırakma yok.
Pişmanlık yok.
Fesih yok.
Ama anayasa değişikliği talebi var, af var, meşruiyet talebi var, devletin geri çekilmesi çağrısı var.
“Barış” kelimesi burada sadece bir kılıf.
Asıl hedef: egemenlik haklarımızı tehdit eden bölücü yasa hazırlıklarıdır! Rejim değişiklimdir!
*
Başta şehit yakınları olması kaydıyla tüm toplumu yaralayan çocuklarımızı şehit verdiğimiz günlerin acısına eş acılar yaratan teröristlerin salıverilmesi gibi insan odaklı yasalar, egemenliğimizi üçbuçuk çabulcu ile bölüştürecek yasalardan daha sonra gelir!
Millet olarak on yıl savaştık ve binlerce şehit verdik egemenliğimiz için, Cumhuriyetimiz için.
Emperyalizmin ‘’BOP’’ hedefi karşısında ülkemizin üniter yapısı tartışılır duruma getirildiğini esefle izliyoruz.
İçeriden ve dışarıdan büyük bir kuşatma altına alınıp acımasız saldırılara maruz kalan Türk milletinin, ihanet zincirlerini kırarak geleceğini yeniden inşa edebilmesi ancak ve ancak; bağrından çıkardığı Gazi Atatürk, Ziya Gökalp, Nihal Atsız, Alparslan Türkeş gibi değerli fikir ve düşünce adamlarının, M. Akif gibi iman abidesi, Türklük hadimi büyük şahsiyetlerin söylediklerini harfiyen hayatımıza tatbik edip ve mücadelemizde kendilerini rehber edinmemizle ancak mümkündür
*
Dünyanın sınırları ‘Ulus Devletler’ üzerine çizilmiş ve Emperyalizmin Tek Dünya Devleti üzerine geliştirdiği projesinin hızlı bir ilerleme süreci yaşıyor olmasına rağmen daha bir zaman Ulus Devletlerin kendini koruma refleksine, halâ bir toplu direniş oluşturma potansiyeline sahip dünya. Yeter ki bir baş bulsunlar, Direniş’in ateşini yakacak bayrağını açacak ve geride kalanlara umut verecek bir cengaver öncü, bir Atilla, bir Timur..
“TÜRK BİRLİĞİ” işte yok edilmek istenen bu Ulus Devletlere BAŞ olma potansiyeline sahip olan tek seçenektir..
*
Tekrar ediyorum:
Kürt diye adlandırılan vatandaşlarımız; tarih boyunca Türklerle iç içe, birlikte oldular, aynı kültür dilini kullandılar; tasada sevinçte birlikte oldular;
Cumhuriyet döneminde, hiçbir kanuni müeyyide ve engelle karşılaşmadan Cumhurbaşkanı- Başbakan- Bakan- Milletvekili- TBMM’de Başkan veya Başkan Vekili- Hariciyeci- General- Paşa- Prof- Rektör- İş adamı- İhracat ve ithalatçı olabilmelerinin yanında, vatanın her bölgesinden istedikleri arazileri sınırsız şekilde satın alabildiklerine ve de devletin kendilerine benimle aynı nüfus kâğıdını verdiğine göre,
Kürt sorunundan bahsetmek ne büyük bir yüzsüzlük, ne büyük bir ihanettir; ne azgın bir SERV özlemidir!
*
Bilinmelidir ki; Türkiye Türkiye’den çok daha büyüktür”, en son olarak da ”Terörsüz Türkiye” diye geveleyenlerin sinsi maksatlarını halen daha anlayamamak veya anlamamazlıktan gelmek saflık veya daha başka bir şey olsa gerek.


