Sn. Özel, siz Kürt etnik kökenli yurttaşlarımızın oylarına talipseniz bunu DEM den istemeyin.
DEM seçmeni diye bir tanımlama zaten olmaz ve zaten Kürt etnik kökenli yurttaşımız da DEM’ in tapulu malı olamaz. Bu durumda aracısız, doğrudan Kürt etnik kökenli yurttaşımıza ŞÖYLE seslenin.
Onlara, her Türk vatandaşı için olduğu üzere, Anayasamızda mevcut yurttaşlık haklarını daha da yükselteceğinizi,, ABD den bağımsız doğru dış politika ile çocuklarımızın Suriye belasında, hayın pusularda telef olmayacağını
vaat edin.
Kürt etnik kökenli yurttaşlarımıza şunları da söyleyin.
“Türkiye Cumhuriyeti Ulus Devleti, Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının, tüm şehit ve gazilerimizin kahramanlıkları ve büyük bir zaferle taçlandırdıkları dünyanın ilk antiemperyalist savaşının ve devamında Cumhuriyet ve Aydınlanma Devrimimizin eseridir. Bu nedenle Ulus birliğimizin çimentosu, tarihi, sosyal ve manevi açıdan başka hiçbir ulus devletle kıyaslanamayacak ölçüde, çok güçlüdür. Bu çimentonun harcı Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün eseridir. Bu güçlü Ulus Devlet kalesi, Ulus birliğimizdeki tüm halklar için bir şans olarak hepsinin güven içinde yaşayabileceği, neslini ve üretici güçlerini geliştirebileceği, aynı zamanda hep birlikte bunu daha üst düzeye yüceltmek için hep birlikte demokratik bir cumhuriyet mücadelesi verebileceği temelleri aydınlık bir kale olmuştur. İşte bu nedenle, PKK, DEM, kırk yıldır bu kaleyi yıkmaya çalışmaktadır.
Önce ekonomimizi mahvetmiş, sonra da ülkemizi en gerici iktidarlara mahkum etmiştir.
Gelin bu Cumhuriyetimizi koruyalım, kollayalım, güçlendirelim ve bu kalemizin yıkılmasına asla izin vermeyelim. Bu hepimizin kalesini yıkmaya çalışan, PKK ve DEM e karşı hep birlikte mücadele edelim”.
Şunları da ekleyin: CHP; büyük Atamızın, sıfırdan, güçlü, modern bir ülke yaratan, kamucu ekonomik modeline bakarak “planlı bir kalkınma modeli” üretecektir. Bunun sonucunda, ham malzeme, tohum, toprak, su ile teknik ve emek, bütün yurt sathında buluşacaktır. Tüm yurt sathında sınai üretim ve yine kamu planlamasıyla, Kooperatifler eliyle, Tarım üretimimiz şahlandırılacaktır, köylerimize bolluk ve bereket gelecektir.
CHP; Vahşi ve ilkel sermeyenin ortağı, emekçi sınıf ve tabakaların düşmanı olan bu iktidara karşı, kömür ocaklarında ölen, İstanbul Havalimanı inşaatında gayri insani koşullarda çalışarak katledilen, 6 Şubat’taki depremde yaşamını yitiren insanlarımızın, yoksulların, ezilenlerin, feodal gericilik eseri katledilen tüm Narin’lerin,
yani halkın partisi olarak öne çıkacaktır.
CHP, bundan sonra, iktidarın eziyetlerine karşı, halkla ve özellikle gençlikle birlikte örgütlü, devrimci bir mücadele verecek ve her türlü seçim hilesine karşı, kora kor bir devrimci mücadele vererek iktidarı seçimle alacaktır. Bunun başka yolu yoktur.
Bir sorum da şu, Sn. Özel.
Bence CHP seçmenleri içinde olup da CHP ye oy vermeyen en az yüzde yedi, CHP dışındaki en az yüzde on- on beş dolaylarında Atatürk çizgisinde Türk Milliyetçilerinin oylarına niye talip değilsiniz.
2024 Yerel Seçimlerinde, hepsi katıksız Atatürk çizgisinde Türk Milliyetçileri olan, Mansur Yavaş’ın (%60), Tanju Özcan’ın (%53), Burcu Köksal’ın %51 oranında oyları hakkında ne düşünüyorsunuz.
Bu ve yurt sathındaki benzeri oylar, bu seçimlerde CHP yi birinci parti yapmış olamaz mı acaba.
Ben bir mühendis olarak basit bir interpolasyon tahminimle, bu ihtimalin kuvvetli olduğunu düşünüyorum.
Siz de uzmanlarınızla bunu tartışın lütfen..
Peki ama, bütün bu matematiğe rağmen, niye illaki DEM de, DEM diyorsunuz.
Niye elinizi kolunuzu bu kadar bağladınız, niye bu kadar angaje oldunuz, nedir bunun sebebi.
Ya da, acaba yetersiz sosyal ve tarih bilinciniz nedeniyle mı, gerçeklerle buluşamıyorsunuz.
O halde alın size, somut bir gerçeğin sorusu.
6 Şubat 2023 deprem faciasının henüz dumanı tüterken ve siyasi iktidarın ihmalleriyle, toplumda açılan yaralar kanamaya devam ederken ve halkın, işçinin emeklinin onca yoksulluğu sürerken, üç buçuk ay sonra yapılan, 14 Mayıs ve 28 Mayıs 2023 seçimlerinde, AKP ye büyük fark atacağınıza, AKP yi, yine birinci parti yapmayı nasıl başardınız. Bir de bunu düşünün lütfen. Benim yanıtım aşağıdaki denememde.
Saygılarımla.
…………………………………………………………………………………………………………….
CHP Genel Başkanı Sn. Özgür Özel’e açık mektup. Yazar Levent Ünsal 17 Haziran 2024
Büyük Ata’mızın, 10. yıl Nutku’ nun sonunda, çok büyük bir öngörüyle dile getirdiği ve Cumhuriyetimizi yıkılmaz sağlam bir temele oturtan “Ne mutlu Türküm diyene” ifadesindeki “Türk” kelimesi,
Türk ırkını değil, Ulus Birliğimizin adını tanımlamaktadır.
1. Bu durumda, ikide birde, Türkler, Kürtler, Çerkezler, Lazlar vb diye Türk Ulus Birliğindeki halkları sıralarken,
Türk Milletini de sık sık vurgulamanız gerekmez mi?.
2. Türkiye Cumhuriyeti Ulus Birliğinin yüzüncü yılında, son yirmi yılın büyük tahribatlarına ve kırk yıldır PKK saldırılarına rağmen, nüfus kimliklerinde etnik kökeni yazmayan ve bu nedenle en ideal anayasal yurttaşlık eşitliği içindeki tüm yurttaşları eşit şekilde hukukun üstünlüğü ile kapsayan, komşularıyla barış içinde yaşayan, modern sanayi toplumu eşiğinden içeri girmiş bir Ulus Devletimize ulaşmış bulunuyoruz.
İnsanoğlu kadim tarih boyunca, savaşmadan barış içinde yaşama, üretici güçlerini ve neslini çoğaltma amacıyla daha geniş bir havzada birlikler kurma çabasında iken, kimi prens veya aşiret sahipleri, derebeyliklerini sürdürmek için birliğe şiddetle, karşı koymuşlardır. Sonuçta bu birlikler güle oynaya oluşmamıştır.
İtalya birliği buna en çarpıcı bir örnektir. Sn. Özgür Özel. Cumhuriyetimizin kurucusu CHP Genel Başkanı sıfatınızla, Ulus Birliğimizi ve Cumhuriyetimizi yıkmak üzere ordulaşarak silahlı isyana kalkışan Şeyh Sait’e, hain demek zorundasınız. Başka bir lüksünüz yok.
3. Güneydoğumuzda görev yapan güvenlik güçlerimizi, mesela oraları işgal etmiş olan Yunan güçleri gibi gören PKK, askerlerimizi, polislerimizi katletmeyi meşru olarak görmektedir. HDP, DEM vb ise, şehitlerimiz ile ilgili hiçbir taziyede bulunmamaktadır. Ben, HDP ve türevi siyasi parti yetkililerinin ve yandaşları kanaat satıcılarının, barış ve demokrasi söylemlerini, milleti keriz yerine koymak istemek olarak görmekteyim.
Ama, bazı siyasiler, kanaat satıcıları, maksatlı olarak, üst beyinlerinin, yani insanlara has bir yapılanma olan beyin kabuğunun uydurduğu kavramlarla, kendilerine yalanlar söyleyerek, yani limbik sistemlerini kandırarak, buradan, bu partilerin barışçı, demokrat olduğuna dair bir yanıt alabilir ve buna inanabilirler de. Ama her mahallesinden, çocuğunun, komşusun çocuğunun ve bir yakınının cenazesini elleriyle toprağa vermiş Anadolu halkının, en alt beynimizde bulunan, sadece savunma ve emniyet referansları ile donanmış olan “Amigdala” sı aldanmaz ve çocuklarını katleden PKK, HDP, DEM i de düşmanı olarak görür.
Bunu AKP de çok isabetli olarak gördü aslında. Bunu uzman sosyologlarınızla bir değerlendirin lütfen.
4. Seçim konuşmalarınızda dile getirdiğiniz gibi “Kürt seçmeni” yoktur. Seçmenlerin “Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Alevi, Sünni” gibi etnik ve dinsel kökenleriyle birlikte tanımlanması doğrumu dur.
Siyasi partilerin kayıtlı üyeleri tabi ki vardır ama kayıtlı seçmenleri olamaz değil mi? Seçmen bu gün bir partiye oy vermiştir, yarın başka bir partiye oy verebilir. Seçmen hiçbir partinin tapulu malı değildir.
5. Yine seçim konuşmalarınızdan birinde aynen şunları demiştiniz.
“Senin Rize ‘li hemşerilerin kendilerine, kendi belediye başkanlarını seçebiliyorlar.
Elli dört yerleşim yerinde ise Kürtler, kendi belediye başkanlarını seçince kayyum atıyorsun.”
Yukarıdaki söyleminize göre, Rize’ lilere de bir alt kimlik yapıştırmanız gerekmez miydi, bunu niye yapamadınız. Çünkü mantıklı bir temeli yoktu.
6. Kürt sorununu TBMM de çözeceğiz diye vaat ediyorsunuz. Ulus birliğimizdeki yurttaşlarımızın tanımlamasını da yapan Lozan anlaşması değil midir. Bu durumda, Lozan anlaşmasını TBMM de tartışmaya açıyor olmayacak mısınız. Bunun sonucunda TBMM de, Yeni CHP sayesinde de oluşmuş olan gerici bir blokla kol kola, Ulus – Yurttaş kimliğimizin yok edilerek, ümmet kimlikli, imtiyazlı ruhban, burjuvazi ve bürokrat sınıfın egemen olduğu faşist bir İslam Cumhuriyetine doğru gidişin kapısını açmış olmayacak mısınız.
7. Son olarak 15 Haziran 2024 tarihinde, T24 yayın organına verdiğiniz yanıtlarda şöyle diyorsunuz.
“Türkler için de bir normalleşme yok, Kürtler için de bir normalleşme yok”
Sn. Özgür Özel bu söyleminizle, sanki iki milletli bir yapıya dönüşmüş gibi olmuyor muyuz?
8. Bütün bu söylemlerinizin bir sonucu olarak, Diyarbakır da bulunan bir kafede Kürtçe dışında hiçbir dilde konuşanlara hizmet verilmemesini, iletişimin sadece Kürtçe yapılmasını nasıl değerlendireceksiniz.
Nereye koşuyorsunuz, Sn. Özgür Özel.
İbni Haldun’un Mukaddime eserinde konu ettiği gibi, Ulus Birliğimizin Asabiye bağını zedelediğinizin ve Cumhuriyetimize darbeler vurduğunuzun farkında bile değil misiniz yoksa.
Son olarak size şunu söyleyeyim, Sn. Özgür Özel.
“Ben, bir toz zerresi kadar bile ırkçı milliyetçi değilim.
Kendimi Kürt halkının dostu olarak görürüm. ABD, AB taşeronu, PKK, HDP ve türevi siyasi oluşumları ise,
Kürt halkının neslinin gelişmesini engelleyen hatta neslini kıran bir düşmanı olarak görürüm.”