65 Yaş Üstündeki Vatandaşlara Sokağa Çıkmak Yine Yasak

64

Bilindiği üzere, 65 yaş üstünde
olan vatandaşlara sokağa çıkma yasağının devamına karar verilmiştir. Bu suretle,
yasaklar başlayalı üç aya yaklaşmış bulunmaktadır.  Kanaatime göre artık bu yasak kararı, yaşlıların
sağlık ve sıhhatini koruma gayesine matuf olmaktan çoktan çıkmış olup,  adeta kelimenin tam manasıyla bir zulüm ve
işkence haline gelmiş bulunmaktadır.

                Ev
de oturmaktan hantallaştığımız, hareket kabiliyetimizi kaybetmemiz ve bir takım
psikolojik hastalıklara maruz
kalmamız bir tarafa, yıllardan beri tedavi ve kontrollerini yaptırdığım mühim

hastalıkların üç aydır tedavileri aksamış bulunmaktadır. Üç ayın evveliyatını
da nazarı itibara alacak olursak, tedavi olamadığım süre toplamı 6 ayı
bulmaktadır. Hastanelerden yeni randevu almak şöyle dursun, evvelce almış
olduğum randevular dahi iptal edilmiştir,

                Bundan
önceki yazılarım da bir nebze bahsetmiştim. Şimdi kısaca tekrar yazmak
istiyorum. Benim diğer ufak tefek hastalıklar hariç, hastane kayıtları ile
sabit olan üç mühim hastalığım bulunmaktadır.

1- Uzun yıllardan beri, Hematoloji
bölümünde kanser tevdisi görüyorum. Kanser riski sınırda bulunmaktadır.

                2-  en az on beş yıldır Diyabet  ( şeker )  hastalığı sebebiyle, devamlı kontrol altında
bulunmam icap ettiği halde,  kontrollerin
hiç birisini yaptıramıyorum.

                3- 1980
yılından beri Glokom  (göz hastalığı )
hastasıyım.  Evvelce almış olduğum randevuyu
dahi iptal ettiler.

                Şimdi
yukarıda izah edildiği üzere, ciddi hastalıkları bulanan bir vatandaş olarak
ben ne yapayım, nereye gideyim. Bu
şartlar altında kendimi ölüme terk edilmiş olarak hissediyorum.
Bu yasak
kararlarının alınmasına vesile olan Bilim Kurulu,  daha benim durumda olan binlerce vatandaşın
derdine ne zaman çare bulacak? Yoksa çareyi biz öldükten sonra mı bulacaklar.
Ben şahsen bu kararı verenlere ve uygulayanlara bir vatandaş olarak, hakkımı
helal etmiyorum. Ayrıca, bu kararın yaşlıların sağlığını, sıhhatini korumak
için alındığına da inanmıyorum.  Bu nasıl
korumaktır ki, üç aydır adeta ev hapsine mahkûm edilmiş gibi evden dışarıya
adımımızı dahi atamıyoruz. ( son
günlerde hafta sonları verilen birkaç saatlik izinleri nazarı itibara
almıyorum. Hiç vermeseler daha iyi. Zira bom boş sokakları boş boş dolaşıp
geliyoruz.)
Diğer taraftan, 29.Mayıs. 2020 tarihi itibariyle camiiler ibadete
açılmış olmasına rağmen, bizi Cuma Namazına da göndermiyorlar.

                Muhterem yaşlı arkadaşlar, sesimizi duyuramıyoruz. Kimse de
bizi duymak istemiyor. Biliyorum ki, sadece ben değil bütün yaşlılar azami
derecede sıkıldılar. Belki içimiz de birtakım psikolojik hastalıklara yakalananlar
bile oldu. Bu itibarla, sıkıntılarımızı yetkili makamlara duyurmak için azami
gayreti gösterelim diyorum.