30 Ağustos Zaferi ve Şehitler

49

Mübarek Ramazanınızı tebrik eder, bu mübarek ayın iyi bir durum muhakemesi yapma fırsatı vermesini dilerim. İslâm âlemine ve Türk Milletine mensup olma şuurunun, Ramazan’da pekiştirilmesini dilerim. Ülkemize ve milli davalarımıza sahip çıkma azim ve kararlılığı ve bu yoldaki şerefli mücadele de bir ibadettir. Vatan sevgisinin imandan olduğu hadisinin hatırdan hiç çıkarılmamasını temenni ederim.  


30 Ağustos Zafer Bayramını kutladığımız gün Aydınlar Ocağı’nın sembol haline gelen İstanbul Edirnekapı Şehitliği’nde “Şehitlerimizi Anma” toplantısı vardı. Kendilerine çok şey borçlu olduğumuz aziz şehitlerimiz saygı ve rahmetle anıldılar. Tatilde kaybolmayıp bu insani, İslâmi ve vatandaşlık görevini yerine getirebilenlere ne mutlu… Türkiye’yi Türkiye olmaktan çıkarıcı, dış destekli iç ihanete karşı mücadele veren genç evlatlarımız işbirliği ve ihanetin önünde sıra dağlar gibi durarak şehitlik mertebesine yükselmektedirler. Kendini Türk Milletine mensup hisseden herkesin Fatihaları onlarladır.


Bu aziz varlıklar, bazı belediye başkanlarının, ırkçı ve bölücü çevrelerin, Devlete açıkça savaş açmalarına fırsat verilsin diye şehit olmadılar. Türk kimliği tartışılsın, milli gurur ve haysiyetimiz zedelensin, yabancılara bir türlü hayır denemesin diye toprağa düşmediler. Onlar dıştan kumandalı, tavizci ve teslimiyetçi politikalar sürsün diye ölmediler. İktisadi kaynaklarımız, kuruluşlarımız, yabancılara peşkeş çekilsin, dışarıdan yasa ve anayasa taslakları dayatılsın diye şehit olmadılar. Bu aziz varlıklar, devlet makamlarında, saraylarda ve maalesef Çankaya’da terör örgütü uzantılarının kabul edilmesi ve ağırlanması için ölmediler.


Bölücü-ırkçı terör konusunda düşünülmesi gereken en önemli husus; 2000’li yılların başındaki düşük yoğunluğun bugün hangi noktaya geldiğidir. Hayali AB üyeliği yolundaki uygulamalar, Türkiye’yi AB kalıbına uydurmaya çalışanlar,  terörle mücadeleyi ve kararlılığı zedelemektedir.


Aslında her 30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları bizi iyi düşündürmelidir. 30 Ağustos’a yol açan şerefli mücadelenin milli bağımsızlık için yapılan milli bir mücadele olduğu kavranmalıdır. Türk Milletinin çeşitli ümitsizlikler içindeki milli iradesi; mandacı, teslimiyetçi fikirlerin yırtıp atılması olmuştur. Milli Mücadelenin Cumhuriyetle taçlanması yine milli iradenin gereğidir. Bugün milli bağımsızlığı ve egemenliği önemsemeyenler, karşılıklı bağımlılığı tartışanlar, Dünya şartlarının değiştiğini zanneden gafiller tarihten ders almalıdırlar. 86 yıl geçmesine rağmen, Türk Milletinin bir bütün olarak emperyalizme, dışarıya bağımlılığa karşı olan milli iradesi dimdik ayaktadır. Bazı yozlaştırmalara ve hassasiyet kaybına rağmen…  


Dün de işgal güçlerine dalkavukluklar yapılıyor ve onlardan şefaat bekleniyordu. Bazı sözde aydınlar ve ulema, Yunan birliklerinin zaferi için dua edilmesini savunuyor; İngilizlerin önünde durulmaması gerektiğini, onların bize medeniyet getireceğini alçakça beyan ediyorlardı. Bugün de dünden farklı değildir.


1071 Malazgirt’inde Alparslan’ın, 1453’de Fatih Sultan Mehmed’in, 1923’te Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün bize kazandırdıklarına ve tarihi emanetlerine yeterince lâyık olamadığımız ortadadır.  Daha henüz içeride bile tartışılmayan kanun ve anayasa taslaklarının Meclis’ten geçmiş gibi dışarının huzuruna sunulması ayıbını taşıyoruz. Neredeyse yaptığımız her yeni uygulama, küresel güç ve sermayenin çıkarına gelişiyor. Ülke menfaatleri ve ülke güvenliği havada kalıyor. Tasfiye halindeki şirkete benziyoruz. Bilhassa son 5-6 senedir neleri tartışır hale geldik? Hangi taleplerden ve milli davalardan vazgeçer konuma sokulduk? Bunları bir düşünelim. Kişi hak ve hürriyetleriyle ülke güvenliğini birbirine rakip gördük. Güvenliği zedeleyerek hürriyetleri genişletmenin yanlış ve ayıbını fark edemedik. Adeta ağacı gövdesinden kestik ve çiçekleri deterjanlı suyla suladık. Bazı münferit olaylardan hareketle devlet ve ordu düşmanlığını marifet sandık. Engel olarak görülen Jandarma ve diğer bazı resmi kuruluşların maksatlı suçlanması, hatta hedef gösterilmesi, yargısız bazı infazlar, hukuk devletinde olmayacak uygulamalar, sözde mücadele ettiğimiz teröre hizmet etti. Biz ise; muhalefetin bile nasıl yapılması gerektiği konusunda şaşkınlık içine girdik. Yalpalayıp durduk. Çelişkiler sergiledik.

Önceki İçerikRamazan Ayı Muhasebesi
Sonraki İçerikNe Oldu Bize?
Avatar photo
1944 İstanbul doğumludur. Orta Öğrenimini Maarif Kolejinde, yüksek öğrenimini İktisadî ve İdari Bilimler Yüksek Okul'unda tamamlamıştır. 1967'de İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'ne asistan olarak girmiştir. Ord. Prof. Dr. Z.F. Fındıkoğlu'na asistanlık yapmıştır. 1972'de "Bölgelerarası Dengesizlik" teziyle doktor, 1977'de "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" teziyle doçent, 1988'de de profesör olmuştur. 1976 Haziranında yurt dışına araştırma ve inceleme için giden Erkal 6 ay Londra ve Oxford'ta inceleme ve araştırmalar yapmış, Doçentlik hazırlıklarını ikmal etmiştir. 1977 yılında hazırladığı "Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri" isimli Eğitim Sosyolojisi ve Eğitim Ekonomisi ağırlıklı tezle Doçent olmuştur. 1988'de Paris'de, 1989'da Yugoslavya Bled'de yapılan milletlerarası UNESCO toplantılarında ülkemizi birer tebliğle temsil etmiştir. 1992 Yılında Hollanda'da yapılan Avrupa Konseyi'nin "Avrupa'da Etnik ve Cemaat İlişkileri" konulu toplantısına tebliğle katılmıştır. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi dışında dönem dönem Harp Akademilerinde, Gazi Üniversitesi'nde, Karadeniz Teknik (İktisadi ve İdari Bilimler Yüksek Okulu) ve Marmara Üniversitelerinde de derslere girmiştir ve konferansçı olarak bulunmuştur. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi İktisat Bölümü ve İktisat Sosyolojisi Anabilim Dalı Başkanı, Metodoloji ve Sosyoloji Araştırmaları Merkezi Müdürü, İstanbul Üniversitesi Senato Üyesi, Aydınlar Ocağı Genel Başkanı ve İstanbul Türk Ocağı üyesi olan Prof. Dr. Erkal'ın yayımlanmış ve bir çok baskı yapmış 15 kitabı ve 700 civarında makalesi vardır. Halen Yeniçağ Gazetesi'nde Pazar günleri makaleleri yayımlanmaktadır. Prof. Dr. Erkal evli ve üç çocukludur. Dikkat Çeken Bazı Kitapları : Sosyoloji (Toplumbilimi) (İlaveli 14. Baskı), İst. 2009 Orta Teknik Eğitim-Sanayi İlişkileri, İst. 1978 Bölgelerarası Dengesizlik ve Doğu Kalkınması,(2. Baskı), İst. 1978 Sosyal Meselelerimiz ve Sosyal Değişme, Ankara 1984 Bölge Açısından Az Gelişmişlik, İst. 1990 Etnik Tuzak, (5. Baskı), İst. 1997 Sosyolojik Açıdan Spor, (3. Baskı), İst. 1998 İktisadi Kalkınmanın Kültür Temelleri, (5. Baskı), İst. 2000 Türk Kültüründe Hoşgörü, İst. 2000 Merkez Binanın Penceresinden, İst. 2003 Küreselleşme, Etniklik, Çokkültürlülük, İst. 2005 Türkiye'de Yolsuzluğun Sosyo-Ekonomik Nedenleri, Etkileri ve Çözüm Önerileri (Ortak Eser), İst. 2001 Ansiklopedik Sosyoloji Sözlüğü (Ortak Eser), İst. 1997 Economy and Society, An Introduction, İst. 1997 Yol Ayrımındaki Ülke, İst. 2007 Yükseköğretim Kurumlarının Bölgelerarası Gelişme Farklılıkları Açısından Önemi ve İşlevleri, İTO, İst. 1998 (Ortak Araştırma)