3 Mayıs Milliyetçilerin Bayramı

41

 

Yıl 1944  03 Mayıs yine böyle bir bahar sabahı milli mücadelenin kara bağrında Ankara da bir kıyamet koptu. Bu kıyamet hayra alametti ama şer gibi gösterildi.

Böyle bir bahar sabahı bu topraklar için toprağa düşenlerin çocukları vatansızlara, imansızlara karşı dik durdular. Yeni nesiller ilkokuldan başlayarak üniversiteye kadar Allahsız, ahlaksız, ruhsuz bir felsefe ile yetiştirmek isteyenleri böyle bir görüşün temsilcilerini protesto ettiler.

3 Mayıs 1944 bir bahar sabahı milli destanların söylendiği meçhul şehidin yükseldiği meydanları kendi malum maksatları için kullanmak iman kalelerini devirmek “ulus meydanını”  “kızıl meydana” çevirmek isteyenlere karşı geldiler.

Senelerdir milli mücadeleyi yapan ruh, Kuvayı Milliye ruhu bu meydanlarda katledilmiş, Mehmetçiğin ve adsız kahramanların hakkı, yüksek makam bol harcırah milliyetçileri tarafından ” biz yaptık, biz yarattık etrafında sımsıkıyız” gibi beylik bayramlık nutuklarla bu meydanlarda gasp edilmişti.

3 Mayıs 1944 sabahı genç Kuvayı Milliyeciler çiğnenenlere hakkını vermek çiğneyenlere haddini bildirmek için harekete geçtiler. Bu hareket Rusya tarafından daima tehdit edilen Türkiye’nin İstiklal bakımından takdir edilen bir hareketti. Fakat kendi menfaatlerinden başka bir şey düşünmeyenler vatanları oturdukları sandalye kadar dar olan, Türklüğü değil Türk olmayanlara yar olanlar bu yerli ve milli hareketi hazmedemediler.

Çankaya ile emniyet müdürlüğü arasında mekik dokuyan yüksek isimler alçak seciyeliler karayı ak, akı kara gösteren hokkabazlar kendilerine karşı yapılan bu hareketi devletin, kanunun, hatta vatanın aleyhine bir hareketmiş gibi gösterdiler.

İlhamlarını Allah – Millet – Vatan sevgisinden alan deli denizler gibi köpüren bu coşkun ruhlara bu temiz alınlara çamurlar attılar. Faşist dediler. Kendilerine karşı girişilen bu hareketi vatana ihanet gibi gösterdiler. Kimsenin cebinde tekbir jilet bıçağı dahi yokken bu gençlik hareketi toplu tüfekli bir hareketmiş gibi gösterildi.

Türk milliyetçilerini devlete, kanuna karşı gelmekle suçlayan bu adamları bizzat kendileri kanun üstü konuşarak mahkemeler den evvel hüküm vererek kanunları vicdansızca çiğnediler. Bu adamlar bununla da kalmadılar yabancı deyince tüyleri diken diken olan Türk Milliyetçilerini  “yabancı parmağı” ile harekete geçen insanlar olarak gösterdiler vatan hainliği ile suçladılar.

Okul sıralarında iken komünizme kendini helak edercesine vatan için millet için mücadele açan gençleri fakültelerinden anarşist diye kovdular.

Adaleti politikanın kirli eline teslim ettiler. Vatan kara sevdalılarını yalın kılıç meydana atılan Türk Milliyetçilerini zincirlere vurdular. Divanı harbe verdiler. Zindanlara attılar. Tabutluklar, bayıltıncaya kadar dövülen insanlar mahzenlerde çürüyenler 1500 mumluk ampullerin altında dökülen ecel terleri.

Yerel mahkemenin verdiği mahkûmiyet kararını Askeri Yargıtay bozdu ancak Alpaslan Türkeş ve arkadaşlarının beraat etmesine rağmen bu isnatların bu işkencelerin hesabını kimse vermedi.

3 Mayıs bunun için çok önemlidir ve Türkçülerin bayramıdır. Türkçülerin 3 Mayıs bayramı kutlu olsun.