Zurnanın zırt dediği yer

35

ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Ekonomi, Enerji ve Tarım’dan Sorumlu Müsteşarı Robert Hormats, ülkesinin enerji projelerinde Türkiye’nin kilit rol oynadığını söylemiş.

Daha önceki dönemlerde Henry Kessinger’ın Danışmanlığı görevinde de bulunan, bölgeyi çok iyi tanıyan bir diplomat olan Hormarts, Güney Koridoru’nun enerji nakil hatlarındaki önemine de dikkat çekmiş konuşmasında.  

Hani eskilerin kullandığı bir deyim vardır, bilirsiniz.

“Zurnanın zırt dediği yer” tam da burası.

İşte Hormarts’ın demecini okuduğunuzda, o yerin yani “zurnanın zırt dediği” yerin,  enerji nakil hatları ve dolayısı ile Güney Koridoru olduğunu hemen anlıyorsunuz.

PKK yı bitirme planlarına ABD’nin dahil olmasından tutun da, Ermenistan Kapısı’nın açılmasına yönelik baskıların “sebeb-i hikmeti” burada.

Bölgenin güvenliği işte bunun için eskiden daha farklı bir önem arz ediyor.

Bölgenin istikrarına katkıda bulunma çabaları olarak değerlendirilebilir ABD’nin bu çabaları.

Hatta ulusal medyada “Taraf” tutan bazı kalemler, bunun böyle olduğunu yazmayıp haykırıyorlar adeta.

Bu kalemşörlerin gördüğü ama millete anlatmaktan imtina ettikleri bir de diğer tarafı var bu işin.

İstikrar ama bedeli ne?

Türkiye’nin bu konuda kaybedecekleri bu Emperyal Ülke’yi ne kadar ilgilendiriyor?  

Bu sorunun cevabı çok basit.

Zerre kadar ilgilendirmez.

Onlar için kendi ülkelerinin öncelikli menfaatleridir aslolan. Gerisi sadece teferruattan ibarettir.

İstikrara evet ama her şeye rağmen istikrar değil.

Türkiye’nin bulunduğu coğrafyada önceliklerini ele aldığımızda, toprak bütünlüğünü ve üniter devlet yapısını, ilk sıraya almamız gerekiyor.

Bundan başka, Ermenistan’la olan zoraki ilişkilerin,  tarihsel ve soy bağımız olan Azerbaycan’ı rahatsız edeceğini aklımızdan çıkarmamamız bunun sonucunda da Azebaycan’ı  karşımıza alarak kaybedeceklerimizi de hiç yabana atmamak lazım.

PKK’yı bitirmenin yolu, Kuzey Irak’ta temeli atılan Kürt Devleti’ne yol vermekse, varsın biz PKK ile savaşa devam edelim.

Bu savaşın Türkiye’ye kaybettirdiği yıllardan, ekonomik kayıplardan, verilen şehitlerden devamlı şekilde bahsederek, Türkiye’yi adeta beyin ablukasına almanız, kurulması öngörülen Kürt Devleti sonrası Türkiye’nin kaybedeceklerini düşünmekten alıkoymuyor “Türkiye için Türkçe” düşünen insanları.

Milletlerin kayıplarını ve kazançlarını belirlerken, kısa bir zaman dilimini esas alırsanız,  bu sizleri ciddi yanılgılara sürükleyebilir.

Bakış açınızı geniş tutmalısınız.

Seçim sloganı olarak millete tavsiye ettiğinizi önce siz uygulayıp, gerçekten büyük düşünmelisiniz.

Tabiidir ki, beyninizin kapasitesi buna elveriyorsa.

Önceliğiniz, “iktidarınızın devamı” değil, “ülkeniz” olmalı bunun için.

Umarım halkımız Türkiye’nin önünde bulunan bu meselelerin ciddiyetinin farkına bir an önce varır ve toplumsal muhalefet olarak sesini biraz daha yükseltir.

Aksi halde gelecek nesillere bırakacağımız Türkiye, var olma iddiasından uzaklaşmış, dünyadaki küresel güçlerin oyuncağı olan, kendini millet yapan tüm değerlerini kaybetmiş bir ülke olacaktır.