İnsan hayatının şekillenmesinde; “gördüğü, duyduğu, bildiği, sevdiği, korktuğu, baktığı, yaptığı veya yapmadığı” bütün davranışlarının payı vardır.
Çocuklar, izledikleri içerikleri büyük ölçüde taklit etme eğilimindedirler. Özellikle “şiddet içeren çizgi filmler, aşırı hareketli oyun videoları ya da uygunsuz dil kullanılan içerikler”, çocuklarda “saldırganlık, öfke kontrolü sorunları, dikkat dağınıklığı” gibi davranışsal zorluklara yol açmaktadır.
Sürekli dijital içerik tüketimi, çocukların gerçek dünyayla olan bağlarını zayıflatır. Sosyal ilişkiler kurmakta zorluk çekmesine, oyun kurma becerilerinin gelişmemesine ve yalnızlık gibi duygusal zorluklar yaşamasına sebep olabilir.
Bazı dijital içerikler, çocuklarda kaygı, korku veya üzüntü oluşturur. Özellikle, karanlık, korkutucu karakterler içeren animasyonlar, ya da “korkutma” temalı videolar, küçük yaş gruplarında ciddi duygusal travmalara neden olabilmektedir.
Çocuklar dijital platformlarda gördükleri kusursuz hayatları, kendi hayatlarıyla kıyaslar. Bu da “özgüven eksiklikleri, yetersizlik hissi” gibi duygusal sorunları tetikler.
Eğitici içerikler doğru şekilde kullanıldığında çocukların dil gelişimini destekler. Ancak fazla ve düzensiz içerik tüketimi, çocuğun aktif öğrenme sürecine zarar verir.
Yaşa uygun olmayan hızlı tempolu içerikler, dikkat eksikliği riskini artırabilir ve kelime dağarcığının sınırlı kalmasına yol açabilir.
Yerli ve ithal edilen çizgi filmler üzerinde denetimin artması, yeni denetim mekanizmaları geliştirilmesi, danışma kurullarının oluşturulması, şiddet içeriklerinin görselleştirilmemesi gerekmektedir.
Araştırmalar gösteriyor ki, çocuklar ekranlarla ne kadar geç tanışırlarsa o kadar iyidir. Ebeveynler, kendilerinin izlemediği hiçbir içeriği çocuklarına izlettirmemeldir.
Elinden ekranı düşürmeyen ebeveynlerin, çocuklarına kılavuzluk etmesi de mümkün olamayacağından, işe ilk önce kendimizden başlamak gerekmektedir.
Ebeveynlerin aşağıda sıralanan tavsiyeleri uygulamaları isabetli olur:
1. Araştırmalar, 0-18 alık bebeklerin ekranlardan tamamen uzak tutulması gerektiğini söylüyor. Beynin en hızlı geliştiği bu evrede, çocukların ekranlardan ziyade, ebeveynle etkin bir diyaloğa ihtiyacı vardır. O bakımdan, 2 yaş ve altındaki çocukların ekran karşısına geçmemesine özen gösterilmelidir.
2. İki beş yaş çocukları günde en fazla 1 saat ekran başında bulunabilir. Fakat çocukların ne izleyeceğini, yani içeriğin kalitesini önce ebeveynler kontrol etmelidir.
3. Ekran süresi dışında fiziksel oyunlara, doğa ile temas etmeye, kitap okumaya ve yaratıcı faaliyetlere zaman ayrılması, çocuğun gelişimi açısından son derece faydalı olacaktır.
4. Altı yaş ve üzerindeki çocuklar ve ergenler için, saatleri sınırlandırmak yerine bir “Ekran Zaman Planı” oluşturmak faydalı olacaktır. Çocukla, hafta içinde ve hafta sonunda ekranlara hangi saatlerde ve ne kadar ulaşacağını belirleyen bir “Ekran Zaman Planı sözleşmesi yapılmalıdır.
5. Günde 1 saat fiziksel aktiviteye muhakkak zaman ayrılmalıdır.
6. Her gün en az 8 saat uykuya ayrılmalıdır.
7. Televizyon ve internet çocukların yatak odalarında asla olmamalıdır.
8. Uykudan en az bir saat önce bütün ekranlar kapatılmalıdır.
9. Ebeveynler, video kanallarının “Tavsiye Algoritması” ile çocukların hiç umulmadık, zararlı içerikler barındıran ve yaşlarına uygun olmayan videolar izleyebileceğini unutmamalıdır. Bu yüzden tavsiye algoritması ile oluşturulan otomatik oynatma listesindeki riskler unutulmamalı ve çocuklar rastgele videolarla baş başa bırakılmamalıdır.
10. Ebeveynler, çocuklarının hangi videolarını izleyeceğini, hazırlayacakları oynatma listeleri ile denetim altında tutabilirler.
11. Çocukların ziyaret ettikleri internet siteleri, kullandıkları teknolojik cihazlar ve özellikle sosyal paylaşım ağlarını kullanma alışkanlıkları takip edilmelidir.
12. Çocukta doğru değer yargıları oluşması için, izlenilen çizgi filmler, videolar oynanan dijital oyunlar ebeveynler tarafından kontrol edilerek yaşlarına uygun seçilmeli ve gerekirse konular çocukla tartışılmalıdır.
13. İçerik seçiminde ebeveynler aktif rol oynamalıdır. Ebeveynler, çocuklarının ne izlediğini mutlaka bilmeli ve mümkünse içerikleri birlikte izlemelidir. Böylece, çocukla içerikler üzerine konuşmak, anlamadığı kavramları açıklamak ve gerekirse zararlı içerikleri engellemek mümkün olacaktır.
14. Farkındalık geliştirilmelidir. Çocuklara dijital platformların yalnızca eğlence değil, ticari bir alan olduğunu anlatmak gerekir. Reklamlar, abone ol çağrıları ve daha fazla izletmek için hazırlanmış algoritmalar konusunda farkındalık kazandırmak, çocuğun bilinçli bir kullanıcı olmasına yardımcı olacaktır.
15. Çocuğa yaşına uygun şekilde “güvenli internet kullanımı” ve “kişisel bilgilerin korunması” gibi konular zamanla yaşlarına uygun bir şekilde anlatılmalıdır.
16.Ailelere örnek olmalıdır. Ebeveynlerin dijital medya kullanım alışkanlıkları, çocuklar üzerinde etkilidir. Sürekli telefonla ilgilenen bir annenin çocuğu, doğal olarak ekranlara yönelir.
Sonuç olarak; dijital platformlar, doğru ve bilinçli kullanıldığında çocukların gelişimine katkı sağlayabilir. Ancak kontrolsüz ve sınırsız kullanım, davranışsal, duygusal ve bilişsel sorunlara neden olabilir.
Çizgi filmlerde, oyunlarda ve video kanallarında bulunan risklere karşı ebeveynler bilinçli olmalı ve çocuklarını ekranların renkli, eğlenceli ve pırıltılı dünyasına terk etmeden önce bu karanlık yüzünün de farkında olmalıdırlar.
Ebeveynler olarak, çocuklarımızın dijital dünyadaki yolculuğuna rehberlik etmek, onları yalnız bırakmamak, birlikte öğrenmek ve gerektiğinde sınırlar koymak, onların sağlıklı gelişimleri için hayati önem taşımaktadır.
Unutmayalım ki çocuklarımıza bırakacağımız en değerli miras, sağlıklı bir zihin ve bilinçli bir birey olmalarıdır.
Sevgiyle kalın…


