Yunus’ta Varlık Felsefesi (2)

17

Çünkü “Göz, yapılanı görüp de, basîret; yapanı görmezse, görmenin değer ve manası kalmaz.” (Öğr. Gör. Muhsin Bozkurt, Bir Başka Açıdan Eğitim ve Öğretim, Millî Kültür, Eylül-1991, Sayı: 88, s.43)

İşte Yunus da, can kulağının duymasını, kalp gözünün görmesini istemiş, buna muvaffak olmuş ve canlı cansız varlıkların dilinden anladığını şöyle ifade etmiştir:

“Her bir çiçek bin nâz ile, öğer Hakkı niyaz ile

Bu kuşlar hoş âvâz ile, ol Padişah’ı zikreder.

…..

Ağar pervaza kuşlar, tespih okur ağaçlar.”

Fakat kâinat kitabı o kadar büyüktür ki; Yunus, açıp önüne koyamıyacak kadar küçüktür, acizdir ve hatta onun yanında hiçtir. Çünkü kendisi de o kitabın sayısız harf ve kelimelerinden ete kemiğe bürünmüş bir zerreciktir âdeta..

O zaman Yunus, gözünü, büyük kâinat kitabı içinde, küçük kâinat kitabı olan kendisine çevirir. Anlar ki, dünya büyük bir insan, insan küçük bir dünyadır. Makro âlemi kucaklayamayan Yunus, mikro âlemin kapısını aralayacak imkân ve fırsatı bulur, eserden ustaya geçer:

“Nitekim ben beni bildim, yakın bil kim Hakk’ı buldum

Hakk’ı buluncaydı korkum, şimdi korkudan kurtuldum.”

(Vehbi Vakkasoğlu, Yunus Emre, İstanbul-1983, s.315)

Yine der:

“Andan yigrek ne vardur kişi bile kendözin

Kendözin bilen kişi kamulardan ol güzin.

s. 108, CXXV / 1″ (Doç. Dr. Abdülkerim Abdülkadiroğlu, Yunus’un Deryasında, Millî Kültür, Ocak-1991, Sayı: 80, s.43)

Tıpkı Şeyh Galib’in kendisinden yıllar sonra, kâinat-insan ilişkisini veciz bir şekilde ortaya koyduğu gibi:

“Sendedir mahzen-i esrâr-ı muhabbet sende

Sendedir mâden-i envâr-ı fütüvvet sende.

Gizli gizli dahi vardır nice hâlet sende

Mârifet sende, hüner sende, hakiykat sende

Nazar etsen yer ü gök, dûzah u cennet sende

Arş u Kürsiy ü melek sendedir elbet sende

Hoşça bak zâtına ki zübde-i âlemsin sen

Merdüm-i dîde-i ekvân olan âdemsin sen

(Ey insanoğlu! Sevgi sırlarının mahzeni / saklandığı yer sendedir. Yiğitlik / fütüvvet nurlarının madeni sendedir. Gizli gizli / bilinmeyen daha nice hâller sende vardır: Marifet, hüner ve hakikat sendedir. Bakmasını bilsen, yer ve gök, cehennem ve cennet, Arş ve Kürsi / en yüce ilahî makamlar ve melekler de sendedir. Kendine iyi / hoş gözle, bilgi ile bak: Sen âlemin özüsün, varlıkların / kâinatın gözünün bebeği olan insansın sen.)” (Ahmet Kabaklı, Telvîn, Millî Kültür, Ocak-1991,

 

 

 

Önceki İçerikGirne Amerikan Üniversitesi-Siyâsî Bilimler Fakültesi Akademisyenlerinden Emete Gözügüzelli ile Doğu Karadeniz Bölgemizdeki Pontusçuluk Faaliyetleri Hakkında Konuştuk.
Sonraki İçerikKur’ânî Milliyet Telâkkisi ve Irkçılık Sapması
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.