Yaşlılara Saygı Haftası

57

 

lılara Saygı Haftası başlıyor. WHO (World Health Organization) Dünya Sağlık Örgütü, 1982 yılında bütün dünyada Mart ayının üçüncü haftasını Yaşlılara Saygı Haftası olarak ilan etmiştir.

Her ülkede konu ile ilgili pek çok etkinlikler yapılacaktır.

Ancak haftaya verilen isim, özellikle bizlere, yaşlı insanlara biraz tuhaf geliyor. Sanki bu haftanın dışında kalan elli bir haftada yaşlılara saygı göstermenin pek gerekli olmadığı gibi bir anlamı çağrıştırıyor. Öyle zannediyorum ki, sadece Yaşlılar Haftası dense daha iyi ve yeterli olacak.

WHO, 1963 yılındaki çalışmaları sonunda 65-75 yaşlarını yaşlılık, daha üst yaşlardakileri de ileri derecedeki yaşlılar olarak kabul etmiştir.

Modern tıbbın babası sayılan İyonyalı (İonia) Hippocrates ( M.Ö. 460- M.Ö. 377) ise yaşlılığın 56 yaşında başladığını saptamıştı. Aradan geçen yüzlerce yılda yaşam koşullarının iyileşmesi, doğal olarak bu farkı getirmiştir. Değişmeyen tek şey değişimdir kuralı ve zaman  bu konuda  da etkisini göstermiştir.

Eskiden hem bizde hem de batılı ülkelerde var olan büyük aile yapısı neredeyse tarihe karışmaktadır. Oysa büyük aileler tıpkı okullar gibi insanların feyz aldığı önemli kültür yuvalarıydı, keşke muhafaza edilebilseydiler.

Geçmişten gelen örflerin, âdetlerin, geleneklerin, inançların ve terbiyenin kuşaktan kuşağa aktarıldığı ortamlardı büyük aileler.

Tüm aile fertlerinin özel bir saygı duyduğu büyükbabalar, büyükanneler çocukları sevgi ve şefkatle bağırlarına basar, olağanüstü hoşgörüleriyle onlara huzur, güven ve mutluluk verirlerdi.

Aklımızda kalan en güzel masallar dedelerimiz ve  ninelerimizden dinlediklerimizdir. Bütün hikâyelerin sonunda kahramanlar ve kazananlar hep dürüst, iyilik yapmayı seven, mert insanlar olurdu.

Çocuklar  çok küçük yaşlarından itibaren  sevgi ve saygıyı her zaman kendilerini engin bir muhabbetle kucaklayan, büyükbaba ve büyükannelerinden öğrenirlerdi.

Biliyoruz ki, insan hâfızasının unutkanlık gibi bir özrü vardır. Gene biliyoruz ki insanlar, anılarını anlatırlarken eski olayları ve geçtikleri mekânları süsleyerek ve renklendirerek, aslından biraz daha farklı aktarırlar.

Bu bilinç ve hoşgörüyle yaşlılarımızı dinlediğimizde pek çok önemli konuyu en yakın tanığından dinlemiş ve bilgi almış oluruz.

Bu fedakâr insanlar, zorlu yaşam koşullarını nasıl aştıklarını, olumsuz olayları nasıl geride bıraktıklarını ve bizleri nasıl büyüttüklerini tevazu içinde anlatırlar. Gerçekte bütün bunlar başlı başına aile sevgisini anlatan ve dersler çıkarılması gereken önemli hayat hikâyeleridir.

Diğer bir yönden yaşam alanlarındaki önemli kişileri, mahallenin bakkalını, kasabını, manavını, postacısını, bekçisini, seyyar satıcılarını tüm renkleriyle en güzel onlar anlatırlar. Eski konakları, yapıları, mahallenin meşhur kişilerini (delisi ve akıllısıyla)  hep onların anılarında kaldığı ve aktardıkları kadarıyla biliriz.

Eski bayram hazırlıklarını, bayramları, bayram yerlerini, bayram sohbetlerini ve yemeklerini onlardan iyi kim bilir ve anlatabilir?

Artık pek rastlanmayan mesire yerleri ve eğlencelerini, yazlık kışlık sinemaları ve spor olaylarını, meşhur pehlivanları ve sahne sanatçılarını ancak onlar anlatırsa öğrenebiliriz.

İhtiyarlarımız, bilgelik dönemindeki bu insanlarımız ömürlerinin en güzel ve verimli çağını ülkelerinin ve ailelerinin selâmeti, refahı ve esenliği için hizmet vererek geride bırakmışlardır.

İleri yaşa ulaşan insanların, herhangi bir hastalıkları olmasa da, biyolojik, psikolojik, sosyolojik ve ekonomik yönden az veya çok kayıpları olması doğaldır.

Yaşlılık döneminin kaçınılmaz anatomik ve fizyolojik değişiklikleri olacaktır. Bunları önlemek mümkün değildir.

Ancak ihtiyarlar, hayattan kopmamalıdırlar. Dinç kalmanın en iyi yönü öğrenmeye devam etmektir.  Dünya ve ülke olaylarını, yeni gelişmeleri takip etmeye ve ilgi sahalarını canlı tutmaya gayret sarf etmelidirler.

İleri yaşlılara sahip çıkmak tarihimizden gelen geleneksel ve en güzel hasletlerimizden biridir.

Yaşlılar Haftası hayırlı olsun…