Yasaklayın, Susturun, Kapatın, Hapse Tıkın

36

Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, TÜİK’in Enflasyon Araştırma Grubu (ENAG) hakkında, “suç duyurusunda” bulunduğunu açıkladı.

Bağımsız
ekonomistlerden oluşan ENAG (Enflasyon
Araştırma Grubu) Eylül 2020 tarihinden bu yana enflasyon hesaplaması yapıyor ve
sonuçlarını kamuoyu ile paylaşıyor.

Bu bilim adamlarının suçu, TÜİK 2020 yıl sonu enflasyonunu yüzde 14,60 olarak açıklarken,
bu oranın gerçekte yüzde 36,72 olduğunu açıklamak.

Son
yıllarda TÜİK’in açıkladığı rakamlar inandırıcı olmaktan çok uzak. Nitekim Avrasya
şirketinin yaptığı ankete göre TÜİK’in
enflasyon rakamlarına inanan vatandaşların oranı yüzde 8 olmuş.

Hayatın
içinden bakınca, bırakın TÜİK’in rakamını, ENAG’ın yüzde 36,72’lik oranından
bile çok daha ağır bir enflasyon olduğunu hissediyoruz.

Ancak
ENAG isimli bağımsız grup 7 milyondan fazla fiyat verisiyle çalıştığı için,
verdiği enflasyon rakamı bütün toplumun tüketimlerini yansıtmak bakımından daha
gerçekçi olmalı.

Benim
burada esas önemsediğim konu, TÜİK’in ve Bakan Elvan’ın toplumda güven sağlamak için farklı
çalışmaları yasaklatmayı çare olarak görmesi.

İktidarın
küçük ortağı MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli de işine gelmeyen kararlar veren “Anayasa
Mahkemesi’ni kapatın” dememiş miydi? “Hukuka
uyalım” diyeceğine, “AYM’yi kapatalım” zihniyetinin TÜİK’e yansıması galiba böyle oluyor.

Oysaki
TÜİK, vatandaşın güvenini
kazanmak istiyorsa, yapması gereken şey
verilerinin güvenilir olmasını sağlamaktan ibaret.

Kendinize
çok güveniyorsanız bağımsız grup temsilcisi ile çıkar TV’lerde tartışır, kendi
verilerinizin doğruluğunu ispatlar, karşı görüşü çürütürsünüz.

*****************************

Süleyman Soylu’nun Hukuk Bilinci

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu görevi icabı artık bir siyasi değil. Çünkü “tek
kişilik hükümet modeli” denilen Cumhurbaşkanlığı Sisteminde Bakanlar
atanmış birer sekreterdir.

Bu
bakımdan Bakanın açıklamalarının siyasetçi gibi değil, devlet kurumunu temsil
eden bir bürokrat gibi olması gerekir. Yani diğer siyasi parti
liderlerini hedef alan açıklamalar yapamaz.
Açıklamaları hukuk çerçevesinde, sorunların çözümü için devlet aklı ve
tecrübesini yansıtan icraatları anlatarak güven tesis etmek maksatlı olmalıdır.

Oysaki
Süleyman Soylu sürekli muhalefet
liderlerini hedef alan, kaba siyasi polemikler içeren
konuşmalarla öne çıkmaya çalışıyor. Yaptığı işleri “devletin bekası
için” yapılmış işler olduğuna, bu uğurda “hiçbir
hukuk kuralı ile bağlı olmadığına” inanmış
gibi gözüküyor.

“Uyuşturucu
satıcısının ayağını kırmayan polis görevini yapmamış demektir. Uyuşturucu satıcısını gören güvenlik görevlisi
ne yaparsa yapsın sorumluluğu bana ait.” (03.01.2018)

Böyle bir cümleyi hiçbir demokratik
ülkenin bakanı telaffuz edemez.

Devlet zor kullanır. Fakat mafyadan
farklı olarak hukuk kuralları çerçevesinde kullanır. Uyuşturucu satıcısı da olsa polisin ayak kırmak gibi bir yetkisi
yoktur. Böyle bir yetki verirseniz yarın diğer vatandaşlara da, mesela Bakan’ın
“terörist” ilan ettiği Boğaziçili
öğrenciler için de, aynı yetkiyi kullanma riski vardır.

Süleyman
Soylu’ya bağlı Emniyet Genel Müdürlüğü bir
genelgeyle, vatandaşların polisin hukuka aykırı müdahalelerinin görüntü kaydını
yasakladı.

Bir hukuk devletinde, hukuka ve
kanunlara göre yasak olmayan bir eylem genelge ile yasaklanamaz. Anayasamıza göre, temel hak ve özgürlükler
ancak kanunla sınırlanabilir. 

Ama
Bakan Soylu bu genelgenin Anayasaya uygun olduğunu, vatandaşın polisin haksız müdahalesini
tespit eden görüntü kayıtlarını “kişisel verileri koruma ve özel hayatın
gizliliğine” dair yasalara aykırı olduğunu
söyledi.

Bence
bu gerekçelerin hukuk bilinci olan biri
tarafından söylenemeyeceğini bilmemesi mümkün değil. Polis, evinde veya özel
alanda değil, kamu görevi yaparken konusu suç teşkil eden eylem yapıyorsa
elbette kamera ile tespit yapılabilir.

ABD’de
bir zenci gencin boynuna basarak ölümüne yol açan polisin yargılanması bir
vatandaşın cep telefonuyla yaptığı kayıt sayesinde mümkün olabildi. Büyük
sosyal olaylara sebep olan bu habere rağmen FBI yetkililerinin bir genelge çıkarıp, polisin hukuka aykırı
müdahalelerini kameraya çekmesini yasaklamak aklına gelmedi.

*****************************

Bana Göre Suç

Ülkemizde
olması akla hayale gelmeyen tuhaflıklar oluyor. İstanbul Büyükşehir Belediye
Başkanı Ekrem İmamoğlu hakkında, Fatih’in
eşi Gülbahar Hatun’un türbesi’nin
dışında ellerini arkadan bağladığı için, inceleme başlatıldı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, incelemeye dair konuşmasında hukukumuza yeni
bir kavram getirdi: “Bana göre suç.”

“Bunun
hem Gülbahar Hatun’a, hem Fatih Sultan
Mehmet’e saygısızlık olduğunu düşünüyorum.
Bana göre suçtur.” Ancak “ben
buna soruşturma izni vermem” dedi.

Bu
ifadelerin hepsi sorunlu.

·        
“Kolları arkada
bağlamak” bir saygısızlık olsa anıtkabirde “hazırol”da duran askerlerimiz
elleri arkada bağlı durmaz.

·        
Gülbahar Hatun
Fatih’in Hıristiyan olarak büyüyen ve
bu şekilde ölen eşi. Müslüman olmayan birinin kabrinin dışında “el pençe divan”
durmak gerekir mi? Gülbahar Hatun Müslüman olsa bile böyle bir saygı tarzı
zorunlu olabilir mi?

·        
En önemlisi bir
İçişleri Bakanı “bana göre suçtur” diyebilir mi?
Hukuk devletinde “kanunilik” ilkesi
gereğince bir eylem Ceza Kanununda suç sayılan fiillerden değilse suç
değildir.

·        
Eğer İBB
Başkanı İmamoğlu’nun eylemi suçsa, İçişleri Bakanı soruşturma izni
vermek zorundadır. Aksi taktirde “suçluyu
korumakla” suçlanabilir.

Devleti yöneten zihniyetin hukuk
bilincinden mahrum olduğunu gösteren bu ve
benzeri davranışlar endişe vericidir. Ülkemizin dünyada saygınlığını azaltan ve
gittikçe yalnızlaştıran bu zihniyetin yönetimde hâkim olması en büyük
talihsizliğimizdir.

Önceki İçerikZulmet ki Sonun Gelsin –II
Sonraki İçerikKudüs’teki Vatan
Avatar photo
Doğum 20.07.1956 BUCAK-BURDUR Eğitim Cumhuriyet İlk Okulu, Bucak Lisesi (Mezuniyet 1973) İstanbul Üniversitesi Kimya Fakültesi - Kimya Yüksek Mühendisliği (Mezuniyet 1978) İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi (Mezuniyet 1995) Çok sayıda şirket içi ve şirket dışı eğitim programlarına iştirak. (ISO 9000, Toplam Kalite Yönetimi, Verimlilik, İş İdaresi, Pazarlama, İstatistiksel Proses Kontrol, Kişisel Gelişim, Kişisel İmaj ve diğer konularda onlarca eğitim programı) 1978-1980 Akyazı/Sakarya Yonca Süt Fabrikası İşletme ve Laboratuar Şefi 1980-1995 Petkim A.Ş. Yarımca Kompleksi (İşletme Mühendisi, İşletme Şefi, Başmühendis.) 1995-2001 Satış Müdür Muavini 2001-2004 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdür Yrd. 2004 - 01.02.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi Ticaret Müdürü. 01.02.2007 - 30.09.2007 Tüpraş Körfez Petrokimya ve Rafinerisi İnsan Kaynakları Müdürü. 01.01.2008 - 30.10.2008 Yantaş Yavuzlar Plastik A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı. 8. Beş Yıllık Kalkınma Planı Kauçuk Ürünleri Sanayii Özel İhtisas Komisyonu Başkanlığı yaptı. (2001) 03.03.2010- Serbest Avukat Medeni Hal :Evli ve İki Çocuklu Lisan : İngilizce (İntermedite level) Sosyal Faaliyetler :İstanbul Üniversitesi Korosu, Kubbealtı Musiki Cemiyeti ve halen Tüpraş Türk Sanat Müziği Grubunda korist. 250 mühendis üyesi bulunan Petkim Mühendisler Derneği'nde 4 yıl başkanlık yaptı. Kocaeli Aydınlar Ocağı'nda Başkan Yardımcısı, Yönetim Kurulu Üyesi olarak görev yaptı. Halen Yönetim Kurulu Başkanı. 2001-2002 yıllarında Kocaeli TV' de, "Geniş Açı" adlı siyasi, sosyal, kültürel tartışmaların yapıldığı programın yapımcılığı ve sunuculuğunu yaptı. Halen Kocaeli Gazetesinde haftada bir köşe yazısı yayınlanmaktadır. Bu yazıların tamamı kocaeliaydinlarocagi.org.tr sitesinde yer almaktadır.