Vefatının 100. Yılında Ziya Gökalp – (23 Mart 1876 – 25 Ekim 1924)

119

– 3 –

                Lakin yine de siyasi davranışlar sürdürmeye devam etmiştir. Zamanın padişahı 2. Abdülhamid’e:

“Tarlada, tezgâhta çalışan biziz. Bu devlet, bu millet, bu vatan biziz… Sevmiyoruz seni, ortadan çekil, Hükümran millettir hükümdar değil.”

                Cümlesiyle II. Abdülhamid’i eleştirir ve ondan “Kara Padişah” diye söz eder.

                Ziya Gökalp’ı, hürriyet için direnişe iten şey II. Abdülhamid’in baskıcı, jurnalci, otoriter bir yapıya sahip olması yüzündendir. Baskı rejiminden kurtulmanın, bir devrim yapmanın ancak Türk toplumunu iyi tanıyarak, onun sosyal yapısını ve psikolojisini iyi bilmekle mümkün olabileceği düşüncesindeydi.

                Güneydoğu Bölgesi, Diyarbakır ve kendisi hakkında yazılan iddialar hakkında Gökalp yine bir yazısında: “…Bu işaret ve belirtiler Diyarbakırlıların Türk olduğunu gösterdiği gibi, babamın iki dedesi de, iki kuşak önce Çermik’ten yani bir Türk çevresinden geldiğine göre, benim de Türk soyundan olduğumu anladım. Bununla beraber, dedelerimin bir Kürt ya da Arap çevresinden geldiğini anlasaydım, gene de Türk olduğuma karar vermekte duraksamayacaktım. Çünkü milliyetin yalnızca eğitime dayandığını toplumsal incelemelerimle anlamıştım. Sanırım bu incelemelerimle ve araştırmalarımla yalnız kendim için değil, bütün Doğu ve Güney illerinin kentleri ve şimdiye dek Türk kalan köyleri için son derece önemli bir konuyu çözmüş oldum.”

                Gökalp, verdiği siyasi mücadele sonucunda yine tutuklanıp Malta’ya sürgüne gönderilmiştir. Sürgünde iken beraber olduğu insanlara felsefe dersi vermiştir.

                Yakınları ve arkadaşlarına yazdığı mektuplarda: “Benim gibi bir ilim adamını esir edenler, elbette bu hareketin hem anlamsız hem de uygarlığa aykırı olduğunu anlayacaklardır. Fikir sahasından başka hiçbir alanda yaşamamış bir adamdan ne sorabilirler? Düşündüklerini mi? Benim düşündüklerim bütün insanlar ve bütün milletler için eşit özgürlük ve adalettir. Eğer böyle düşünmek suç ise ben bunun cezasına razıyım. Bugün Dünya bu eşit özgürlük ve adalete doğru gidiyor. Bu hareketi hiçbir kuvvet durduramıyor. O halde bu türlü düşünüşü de hiçbir kuvvet tevkif edemez. İnsanın hayvandan tek farkının ülküsünün olmasıdır. Bütün insanlar ve bütün milletler için eşit özgürlük ve adalet istemek bir ülküdür. Bu ülkü geleceğin hâkimi olacaktır. Zalimler, diktatörlükler ve emperyalistler hep bu ülkünün karşısında eriyeceklerdir.”

                Ziya Gökalp, Fransız sosyolog ve düşünürü Emile Durkheim’ın fikirlerinden etkilenmiştir. Ziya Gökalp’e göre: “Toplumlar aşiret, kavim, ümmet aşamalarından geçtikten sonra millet aşamasına gelmişlerdir. Bir toplumsal aşamadan bir üst toplumsal aşamaya birdenbire geçilmez. Bireysel ve toplumsal değişimin bilimsel temelleri sosyolojinin rehberliğinde gerçekleştirilecektir. Ulusların düzen ve ilerleme açısından hangi yasalara tabi olduğu konusu sosyolojinin alanına girmektedir. Türkler de aşiret, kavim, ümmet aşamalarından sonra şimdi millet aşamasına geçmektedir. Sosyolojinin yol göstericiliği olmadan toplumsal ve bireysel anlamda kimlik değiştirmek ve ulusal bir devlet kurmak mümkün değildir.”

                Osmanlı Devleti’nin parçalanma sürecinde yeni bir milli kimlik arayışına girdi. Düşüncesinin temelinde, Türk toplumunun kendine özgü ahlâkî ve kültürel değerleriyle, Batı’dan aldığı bazı değerleri kaynaştırarak bir senteze ulaşma çabası yatıyordu. Bu sebepten zaman zaman batı edebiyatı ve düşüncesinin tesirinde kalmıştır “Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak” diye özetlediği bu yaklaşımın kültürel öğesi Türkçülük, ahlâkî öğesi de İslâm’dı. Uluslararası kültürün yapıcı öğesinin ulusal kültürler olduğunu savundu. Saray edebiyatının karşısına halk edebiyatını koydu. Milli edebiyatın kurulup gelişmesinde büyük rol oynayan değerli isim Oğuzculuk ve Turancılık fikirlerinin de destekçisi oldu. Bu yönde şiirleri ve sözleriyle örnek oldu.

 “Düşmanın ülkesi viran olacak

Türkiye büyüyüp Turan olacak” gibi.     

                Batı’nın teknolojik ve bilimsel gelişmesini sağlayan pozitif bilim anlayışını benimsedi. Dini, toplumsal birliğin sağlanmasında yardımcı bir öğe olarak değerlendirdi.   

                Ziya Gökalp, 2 yıllık sürgün döneminden sonra İstanbul’a döndüğünde üniversitede ders vermeye devam etmek istediyse de bu isteği kabul edilmedi. Bir ay kadar Ankara’da yaşadıktan sonra ailesiyle Diyarbakır’a gitti, Küçük Mecmua’yı çıkardı. Yazılarıyla Kurtuluş Savaşı’nı destekledi.

                1923’te Maarif Vekâleti Telif ve Tercüme Heyeti Başkanlığı’na atandığında Ankara’ya gitti ve oraya yerleşti. Aynı yıl “Türkçülüğün Esasları” isimli ünlü eserini yayımladı. Ağustos’ta İkinci Dönem Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Atatürk tarafından Diyarbakır mebusu olarak seçildi. Ankara’ya yerleşen Ziya Gökalp, kültürel ve ilmi çalışmalarına hiç ara vermedi; dünya klasiklerinin birçoğunu Türkçeye çevirip yayınlattı.

                Ziya Gökalp için kültür doğuda, uygarlık batıdadır. Onun amacı, kendi kültürümüzü koruyarak Batı uygarlığıyla yeni bir sentezle Batı tipi bir toplum oluşturmaktır. Onun için kültür ulusaldır, yerele aittir. Kültürü oluşturan şeyler: hisler, değerler, ülküler, gelenekler, töreler, güzel sanatlar, ahlak, sözlü ve yazılı edebiyat, din, dil, hukuk, iktisattır. Kültür sübjektiftir der. Kültürü oluşturan şeylerin uygarlığı da oluşturduğunu söyler onun için kültür ve uygarlık ayrılmaz bir bütündür. Uygarlık uluslararasıdır, herkese aittir. Uygarlık objektif olup akıl, bilim, bilgi, yöntem ve teknoloji gibi unsurlardan oluşur.

                1924’te kısa süren bir hastalığın ardından dinlenmek için gittiği İstanbul’da 25 Ekim 1924 günü hayatını kaybetti. Cenazesi, Divanyolu’ndaki 2. Mahmut Türbesinin yanına defnedildi.

Eserleri

Şaki İbrahim Destanı (Şiir)

Kızıl Elma (1914)

Türkleşmek, İslâmlaşmak, Muasırlaşmak (1918)

Yeni Hayat (1919)

Altın Işık (1927)

Türk Töresi (1923)

Doğru Yol (1923)

Türkçülüğün Esasları (1923)

Türk Medeniyet Tarihi (1926, ölümünden sonra)

Kürt Aşiretleri Hakkında Sosyolojik Tetkikler (ölümünden sonra)

Altın Destan

Üç Cereyan

Hars ve Medeniyet

Kuğular

Felsefe Dersleri (2006), Çizgi Kitabevi, Konya

Limni ve Malta Mektupları

Son

Faydalanılan Kaynaklar:

*Medium: Ziya Gökalp (1876–1924) Hayatı ve Sosyolojisi – Furkan AĞCA

*Vikipedi (Özgür Ansiklopedi)

*İslâm Düşünce Atlası

*Biyografya

Önceki İçerikVefat İlanı
Sonraki İçerik“SOYAĞACI” – 4
İdris Türkten 1 12 1949 tarihinde Tokat/Artova da doğdu. İlkokulu Artova Gaziosmanpaşa ilkokulunda, Ortaokul ve Liseyi Turhal da okudu. Berlin Teknik Üniversitesi Makine Mühendisliği bölümünün 2. Sınıfından ayrıldı. Kocaeli Petkim Petro Kimya Fabrikasından emekli oldu. Ülkü Ocakları ve Milliyetçi Hareket Partisi teşkilatlarının her kademesinde görev yaptı. İYİ Parti Kocaeli İl kurucuları arasında bulundu ve İYİ Parti yönetim kurulunda bir dönem görev yaptı. Halen Kocaeli Aydınlar Ocağı İdari Sekreterliği görevini yürütmektedir. Editörlük ve güncel Köşe Yazarlığı yapmaktadır. Biri kız, iki erkek evladı var.