Terör Belası Denen Vahşet…

43

Son yüzyılın en büyük belası,

Vatanımızın bitmeyen çilesi,

Milletimizi sırtından vuran ihanet hançeri,

Nice kınalı kuzuların hayallerine son veren,

Ana yüreklerini kavurup dağlayan vahşet.

Bitmedi, bitirilemedi, 33 yıldan beri.

Ülkemin dağlarında yakılan ağıtların sesi de dinmedi.

Neden, nedendir diye soruyor?

Sesi sesime karışan yanık yürekler…

Ben, sen, o değil miyiz hepimiz?

Anlatmaz mı bu seslerin dili barışa, kardeşliğe olan hasre­timizi.

Unutulur mu hiç?

Beni, seni biz yapan Türk milletinin o muhteşem tarihi.

Şehitlerimizi, Gazilerimizi ‘Önce Vatan’ deyip de, kendini feda eden nice yiğitleri unutmak ne mümkün?

Ya onların ardında kalanların acıyla kavrulan yürekleri?

Ülkemizi özellikle 2000’li yılların ilk çeyreğinde yeniden sarmalına alan terör belaları,

Belalıları;

PKK’SI, DEAŞ’I, FETÖ’SÜ; ardındaki işbirlikçileri…

Pek çok kınalı kuzuyu elimizden çekip aldı,

O yiğitlerin hayallerini de, hayatlarını da söndürdü…

Pek çok ailenin ocağını yakıp kül etti.

Anaların, babaların eşlerin yürekleri yandı,

Nice sevdalıların kalpleri kavruldu,

Ço­cukların boynu bükük kaldı.

Neden?

Ne uğrunaydı bu yakıp yıkılan yıllarımız?

Niçin kazıldı si­lah, patlayıcı dolu hendekler?

Hâlbuki o vatan parçamıza, o bereketli topraklara sevgi tohumu ekilsey­di, ekilebilseydi;

O verimli ovalarda silahların patlayıcıların yerini, sapsarı buğday başakları alsaydı; ne de güzel olacaktı…

Olmadı bırakmadılar; hep kargaşaya, hep teröre çalıştılar.

Devlet çözüm adına elini uzattı; uzatılan eli kesmek istedi­ler!

Dağları, taşları bile kana boyadılar,

Binlerce askerimizin, po­lisimizin acımadan canına kıydılar.

Yetmedi kendilerinden olana dahi silah sıktılar!

Bebek, kadın, yaşlı, genç demediler;

Binlerce sivil yurttaşı­mızı da katlettiler.

Dedik ya, adı terör belası.

Sadece ülkemizin değil,

Dünyanın en ölümcül hastalığı, ve­bası…

Adeta binlerce insanımızın enkazı kaldı o süreçten geriye,

Hala devam ediyor bu mücadele.

Vatan için, birlik ve beraberliğimiz için.

Nicelerimiz vatan uğruna can verdi,

Şehit oldular.

Nicelerimiz vatan için feda etti her bir uzvunu hiç tereddüt etmedi,

Gazi oldular,

Ama vatan topraklarımızı asla parçalatma­dılar.

Kimi zaman görürüz onları!

Yüreklerimizi dağlar,

Şehitliklerde bayrak olmuş, nice kınalı kuzular.

Her birinin başında Ay ile Yıldız;

Dualar mırıldanan analar,

Babalar, eşler, çocuklar,

Kardeşler, bacılar.

Türk milletinin onlara minnet borcu var.

An olur,

Onları da görürüz;

Kimilerinin görmez gözleri,

Kimilerine ayak olmuş tekerlekli sandalyeler;

Kimilerinin kopmuş elleri…

Geride kalan;

Sadece o dimdik bedeni…

Göğsünde bir madalya,

Onur onun, şan onun.

Çünkü O bir terör gazisi…

Hala devam edecek bu mücadele,

Son terörist kalmayıncaya kadar da sürecek besbelli.

Çünkü devletimizi yönetenler,

Her de­fasında bu yönde kararlılık mesajları verdi.

Ama şu sözler var ya şu sözler;

Bir ok gibi saplanır yüreklerimize

Hiçbir zaman unutulmaz, unutulamaz ki…

”Fakat biliyoruz ki, görmeden ümit ettiğimiz bu vatan için ölür­sek; yazılsın kabrimize vatan mahzun, biz mahzun…” (Emekli Jan­darma Binbaşı Gazi Mehmet Bedri Aluçlu – 19 Eylül 2014 Gaziler Günü konuşmasından)

 

 

Önceki İçerikYolların Sonu
Sonraki İçerikHüsn ü Aşk
Avatar photo
1967 yılında Teğmen rütbesiyle T.S.K da göreve başladığı zaman, Kıbrıs olayları adada tüm hızıyla devam ediyor, Yunanistan’ın da desteğini alan Rum’lar; adada yaşayan Kıbrıs Türk’üne her türlü mezalimi yapıyor, gerçekleştirdikleri toplu katliamlar, uyguladıkları ekonomik ambargolarla Kıbrıs Türk Halkını adadan göçe zorluyorlardı… O dönemde Türkiye Cumhuriyeti Devletinin 1960 yılında imzalamış olduğu, BM’ler tarafından da onaylanmış garantörlük anlaşması gereğince, ada da bulunan ‘Şanlı Kıbrıs Türk Kuvvetleri Alayında’ görev almak için defalarca dilekçe veren Teğmen Çilingir; 1974 yılının 20 Temmuz Cumartesi sabahı kendisini Kıbrıs’ta savaşın içinde buldu. Bölük komutanı olarak Kıbrıs Savaşlarının her iki safhasında da bu görevini başarıyla sürdürdü, ‘Gazi‘ unvanı ile onurlandırılarak Türkiye’ye döndü. 1974–1975, 1985–1987 yıllarında Kıbrıs’ta görevli olduğu yıllardan sonra da, adada yaşanan olayları yakinen takip eden Çilingir; 2004-2011 yılları arasında Kıbrıs Türk Kültür Derneğinin İstanbul Şubesi yönetim kurulunda da görev yaptı. Bu uzun süreçte ’mili davamız’ olarak bilinen Kıbrıs konusuna sahip çıkarak, Kıbrıs Türk Halkının kazanılmış tarihsel ve hukuksal haklarını savunmak adına değişik platformlarda görev aldı. Sempozyumlara, panellere, televizyon programlarına konuşmacı olarak katıldı, makaleler yayınladı. Yakinen takip ettiği Kıbrıs konusu başta olmak üzere, ülke meseleleriyle ilgili güncel yazılarına, konferanslarına devam etmektedir. T.S.K.’dan 1990 yılında, kendi isteği ile emekli olduktan sonra; Kıbrıs konusuyla ilgili kaleme almış olduğu; ’’Özgürlük Nefesi (K.K.T.C Cumhurbaşkanlığı yayını 1995)’’, ‘’Girne’den Doğan Güneş (1997)‘’, ‘’Unutanlar Unutturulanlar ya da Hatırlayamadıklarımız (2004)’’, ‘’Elveda Kıbrıs Ama Bir Gün Mutlaka (2006)’’, ‘’Andımız Olsun ki Bu Topraklar Bizim (2007)‘’,’’Tarihten Gelen Çığlık (2010)’’, Kıbrıs ‘’Yes Be Annem’’ 2002-2016 (Eylül-2016) isimli kitaplarıyla; Ülkemizin son 65 yılında öne çıkan, yaşanmış önemli olayları anlatan: ‘’10’ların İzleriyle Türkiye (2014)’’,’’Kırılmadık Ne Kaldı?-Zaman Asla Kaybolmaz (2015)’’, ‘’Önce Vatan (Eylül 2017) isimli kitapları da bulunmaktadır… Sivil iş hayatına ‘Türkiye Sigorta Sektöründe’’başlayan Atilla Çilingir Koç YKS bünyesinde uzun yıllar görev yaptıktan sonra, halen dünyanın 18 ülkesinde hizmet veren, sağlık bilişim şirketlerinden birisi olarak ülkemizde de faaliyet gösteren; ‘’CompuGroup Medical Bilgi Sistemleri A.Ş’’ bünyesinde, görevine devam etmektedir. Pek çok üniversitenin ‘Bankacılık-Sigortacılık Fakültelerinde, Yüksek Okullarında, vermiş olduğu seminerler, konferanslar ile sektöre bu yönde de hizmet vermeye devam eden Çilingir’in: Sigorta sektöründe 27 yıldan beri vermiş olduğu hizmetlerini anlatan; ‘’Sigortalı Hayatın Gerçekleri’’ (2012) isimli bir kitabı daha bulunmaktadır. Atilla Çilingir; bugüne değin kitaplarından elde etmiş olduğu telif gelirleriyle; Sosyal sorumluluk projeleri kapsamında: 2010 yılında ‘K.K.T.C Lefkoşa Şehit Aileleri ve Malul Gazileri Derneğine’ ‘Tarihten Gelen Çığlık’ isimli kitabının telif gelirini bağışlamış, 19 Şubat 2012’de Van’da yaşanan büyük depremden sonra Van’ın Muradiye İlçesi Akbulak Köyü İ.M.K.B. (İstanbul Menkul Kıymetler Borsası) Yatılı Bölge İlk Öğretim Okulunda içinde 20 adet bilgisayarı bulunan ve kendi adını taşıyan bir BT (bilgi teknolojisi) sınıfı açmış. 02 Haziran 2017 tarihinde de Samsun’un Tekkeköy ilçesi Büyüklü İlköğretim okulunda da adını taşıyan, içinde 2500 kitabı, 2 adet bilgisayarı bulunan bir kütüphanenin açılışını sağlamıştır.