T ü r k m e n l e r

35

Batı Türkmenler için giderek kuruyor oyun içinde oyun

Türkmenlerden isteniyor desinler “Artık bizi toprağa koyun”

 

Yemediği darbe kalmadı kimseden çünkü sahipsiz Türkmen

Sessiz kalıyor Türkiye olanlar karşısında bilmem neden

 

Yetmedi mi Türkmenimin çektiği bunca bitmez çile

Açılmalı engeller Türkmenim için sınır geçile

 

Bugün ona gelen felaketlerin benzeri yarın sana

Hâlâ mı gaflet içindesin dur da etrafa bir baksana

 

Geliyorum diyen katliamın alıklaştırılmışız eşiğinde

Bırakın halkı bebeler uğrayacak kıyıma belki beşiğinde

 

Ey Türkiye kaldır da başını nicedir hâli gör Türkmen kardeşi

Korunamaz Türkmen halkı vurulmadıkça hainlerin dağı taşı

 

Diyorlar bana ısrarla “Türk” değil “Türkmen”sin sen

Yine söylüyorlar doğruyu evet men yani ben “Türkmen”

 

El uzatacak sizden gayrı nem kaldı nem

Ben “Türküm demektir” diyor isem Türkmenem

 

Geliyorum diyen katliamın sesine kulak verelim

Türkmenime sahip çıkarak onunla murada erelim

 

Bırak kalsın şimdilik Kerkük-Musul uğrunda savaşmayı

Hele bir siyaset arenasında olun başarsın güçlükleri aşmayı

 

Siyasî yardım da mı gelmiyor elinden ey Resmiyet

Demezler mi böylesi dış tutuma tam bir teslimiyet

 

Kerkük’te varken iç savaş ve çatışma endişesi

Kahrediyor Türkmenleri Peşmergelerin neşesi

 

Kerkük’te büro açması gerekirken Birleşmiş Milletlerin

İnadına Erbil’de açması düşündürüyor derin derin

 

Petrol Kerkük’te ama sorulmuyor ona fikri hiç

Altın kupada sunulan zehr için deniyor iç

Kerkük şehri nice asırlar var ki Türklerin iken

Kerküklünün oturduğu yerin altı bugün tiken

 

Günden güne artıyor Türkmenlere yapılan çeşit çeşit baskılar

Silinmedi henüz hafızalardan cesetlerin sarktığı askılar

Kaç defa kaldı Türkmen sahipsiz uğrarken binbir cefaya

Hiç kıpırdamamış kılımız nasıl da dalmışız sefaya

Gerçi etti zamanın iktidarını çok rahatsız bu elîm hâl

Gizli eller geçti harekete Türkiye olmasın diye medhal

 

 

Önceki İçerikAnayasa Mahkemesi Kararına Nasıl Uydular?
Sonraki İçerikÖmer Seyfeddin’in Milliyetçiliği
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.