T e f e k k ü r

37

Cansız beden neyse, tefekkürsüz can ve rûh da öyledir.

     Tefekkür, can kuşunun bedenden ayrılıp,

     Çok uzaklarda cereyan, sereyan etmesi;

     Heyecan ve halecanlar içinde çırpınıp durarak,

     Durduğu yerden, nice mesafeleri kat’ ederek;

     Ânı vahitte, mânen ve rûhen gezip tozmasıdır.

     Hattâ felekten feleğe, göz açıp kapama esnasında,

     Yeni mekânlara, farklı simalara doğru kanat açması;

     Kısa zamanda tayeran ve ufûl ederek,

     Ufuktan ufuğa yükselişlere ermesi;

     Âlemlerden âlemlere rûhun sefer etmesidir.

                                        x

   “Tefekkürün hayatımızda büyük yeri vardır.

     İç dünyamızın canlılığıdır tefekkür.

     Âdeta ölü kalbleri canlandıran bir ruh, bir iksirdir.

     Tefekkürsüz hayatın tadı, tuzu kalmaz.

     Ona dünyasında yer vermeyen insan,

     Her ne kadar neşeli gözükse de,

     Hiçbir şeyden habersizce oyuncaklarıyla,

     Avunmaya çalışan çocuktan farksız hâle gelir.”

                                        x

   “Dinimiz düşünmeye büyük önem verir.

     Aklı kullanmayı her vesileyle tavsiye eder…

     Kur’an’ın bütününde düşünmeden övgüyle söz edilmekte

     Ve aklı çalıştırmaya teşvikler yapılmaktadır.

     İslâmın teşvik ettiği düşünmekten maksat,

     Öncelikle Yüce Allah’ı tanımaktır.

     Bir adı da, âlem olan kâinata, bu ismin verilmesinin sebebi;

     Allah’ın varlığına, birliğine, kudret ve büyüklüğüne alâmet olması

     Ve akıl sahipleri için, delillerle dolu bulunmasıdır.

     Şu güzelim dünyamızı bir saray gibi yaratıp;

     Her şeyiyle emrimize veren Rabbimiz,

     Bu sarayın her taş ve nakşına da,

     Mührünü vurmayı ihmal etmemiştir.

     Her şeyde kendi marifet ışığını almamıza

     Ve iman meltemini teneffüs etmemize yarayan

     Pencereler açmıştır.

     Zaten insanın bu dünyada bulunuşunun

     En önemli gayesi de Allah’ı tanımak,

     Eserlerinde onun isim ve sıfatlarını okuyabilmek,

     Herşeyde ona açılan pencerelerden, tefekkürle bakabilmek değil midir?

     Tefekkürün sahası da, başta insanın kendi vücudu olmak üzere

     Bütün kâinat ve kâinatta yer alan varlıklardır.

     İslam âlimlerinin kâinat için ‘kitap’ deyimini kullanmaları,

     Zerrelerden kürelere kadar, onda ince hakikatleri;

     Kitap okur gibi, satır satır okumak içindir.

     Âlemdeki her varlık, İlahî kudret kalemiyle yazılmış

     Ve mesajlarla yüklü İlahî bir mektup mahiyetindedir.”  

     (Abdülaziz Hatip)

Önceki İçerikHangi Siyasi Parti Başarılı Olur?
Sonraki İçerikAllah ile Aldatanlar!
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.