Ramazan-ı Şerif (I)

23

 

 

Ramazan-ı Şerifin var, pek çok hikmetleri
Saymakla biter mi hiç, o güzel nimetleri?

Ramazan-ı Şerifteki, o dört gözle beklenen savm
Yani, orucu her kıt’ada bekliyor, hemen her kavm

Oruç ki, İslamiyetin beş temel esasının birincisi.
İslâm şiar, düstûr ve prensiplerinin en büyük incisi.

İşaret eder ki, yegâne mürebbî Rab ve terbiye edici
İnsan sosyal hayâtında, başına gelen binbir sorun, gidici

Hem oruç işaret eder, nefsin terbiyesine
Kulak tıkar nefsin, hep isteyen azgın sesine

Geldi yine, çok şükür mübarek Ramazan
Teskîn olup, rahat bulacak nefsi azan

İmsakla yemekten kesilir, iftarla döneriz yemeye
İlahî nimetler için başlarız, “Şükür Ya Rab.” Demeye

O Ramazan ay’ı ki, o ayda indi Kur’an
O ayda rûh, cûş u hurûşa gelir, an be an

Bu ayda indirildi, Hak ile Bâtılı ayıran
Doğru yolu ap açık gösteren, o muhteşem Kur’an

Tüm varlıkları kuşatan, Allahın Rahmâniyeti
Bu ayda anlaşılır, o yüce Rabbin merhameti

Özellikle, insanların geleceği olan, Âhireti
Anlarız, neymiş Allahın, o gün olacak Rahîmiyeti

Göstermiyor gaflet perdesi, bu gerçeği insana
Hakîkat oluyor nasîb, bu mübarek Ramazana

Sebepler arasında, sebeplerin sebebini unutan gence
Ancak Ramazan anlatıyor ki, sebepler, sadece bir eğlence

Her nimet, her rızık sanılırken, oluyor kendi kendine
Getiriyor Ramazan insanı, işte bu ayda kendine

Yiyip içmesi, yapıp etmesine gerekiyorsa emir
Anlıyor ki insan, her şey, Hak limanından alıyor demir

2305

Ramazan-ı Şerifte müminler olur, sanki muntazam bir ordu
Davet etmiş Ezel Sultanı ziyafetine, emir bekliyordu

İşte bu duruş, bu görünüş ve bu kullukça bir tavır
Kuşatıcı Rahmâniyete karşı, topluca yapılır

Acaba böyle ulvî / yüce bir kulluk ve şerefli göreve
İştirakla katılmayan insan, benzemez mi hiç azgın dev’e?

Satıcılara, tezgâhtarlara verirken birer ücret
Nasıl unutursun Tanrıyı, asıl o sâhib-i millet

Tablacı hükmündeki satıcılara, verirken bahşiş
Çok kıymetli nîmet sahibi, unutulur mu, bu ne iş?

Cenâb-ı Hak sermişken, bütün nîmetini arza
El kaldırması gerekmez mi insanın, niyâza?

Çok zamân tablacılara, çok aşırı fiyat öderken
Sâdece, anılmayı bekleyen Zâtı unutmak neden?

Minnettâr olurken fânilere, yaptıklarından dolayı
Niçin unuturuz, harekete geçiren asıl olayı?

Kuldan istenen, sâdece, mücerret / soyut kuru bir teşekkür
Ama bu sonuca, ulaşır insan, ancak yapmakla tefekkür

Postacıya teşekkür edip, asıl göndereni unutmak
Nasıl oluyorsa, sâdece sebeplerin elini tutmak

Oysa hakîkî Mün’im / Nîmet verendir, gerçek şükre lâyık
Ancak, her şeyi Allah’tan bilmek, işte budur oluş ayık

Ramazandaki oruç, genel bir şükrün altın anahtarı
Sanki her müslüman kalbinin, hayat veren atar damarı

Çünkü anlamaz hiçbir zaman, tok acın hâlinden
Ne zaman ki tutar oruç, vazgeçer muhâlinden

Kuru bir parça ekmek bile, artık değer kazanır gözünde
Başkaları için bir şeyler başlar kıpırdanmaya, özünde

Maddî nîmetler, nasıl isterse şükr-ü an’anevî

Nîmet değerini anlamak, olur şükr-ü mânevî

2306 – 2307

 

 

 

 

Önceki İçerikTürk(iyeli) Müslümanlar
Sonraki İçerikHeybeliada Ruhban Okulu
Avatar photo
1944 yılında İstanbul'da doğdu. 1955'de Ordu ili, Mesudiye kazasının Çardaklı köyü ilkokulunu bitirdi. 1965'de Bakırköy Lisesi, 1972'de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünden mezun oldu. 1974-75 Burdur'da Topçu Asteğmeni olarak vatani vazifesini yaptı. 22 Eylül 1975'de Diyarbakır'ın Ergani ilçesindeki Dicle Öğretmen Lisesi Tarih öğretmenliğine tayin olundu. 15 Mart 1977, Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Osmanlıca Okutmanlığına başladı. 23 Ekim 1989 tarihinden beri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümünde Yakınçağ Anabilim Dalı'nda Öğretim Görevlisi olarak bulundu. 1999'da emekli oldu. Üniversite talebeliğinden itibaren; "Bugün", "Babıalide Sabah", "Tercüman", "Zaman", "Türkiye", "Ortadoğu", "Yeni Asya", "İkinisan", "Ordu Mesudiye" ve "Ayrıntılı Haber" gazetelerinde ve "Türkçesi", "Yeni İstiklal", "İslami Edebiyat", "Zafer", "Sızıntı", "Erciyes", "Milli Kültür", "İlkadım" ve "Sur" adlı dergilerde yazıları çıktı. Halen de yazmaya devam etmektedir. Ahmed Cevdet Paşa'nın Kısas-ı Enbiya ve Tevarih-i Hulefası'nı sadeleştirmiş ve 1981'de basılmıştır. Metin Muhsin müstear ismiyle, gençler için yazdığı "Irmakların Dili" adlı eseri 1984'te yayınlanmıştır. Ayrıca Yüzüncü Yıl Üniversitesi'nce hazırlattırılan "Van Kütüğü" için, "Van Kronolojisini" hazırlamıştır. 1993'te; Doğu ile ilgili olarak yazıp neşrettiği makaleleri "Doğu Gerçeği" adlı kitabda bir araya getirilerek yayınlandı. Bu arada, bazı eserleri baskıya hazırlamıştır. Bir kısmı yayınlanmış "hikaye" dalında kaleme aldığı edebi yazıları da vardır. 2009 yılında GESİAD tarafından "Gebze'de Yılın İletişimcisi " ödülü kendisine verilmiştir.