Prof. Dr. Sâdık Kemal Tural’dan Değerli 2 eser

48

Yüzyıla
Damgasını Vuran Önder:

A t a t ü r k

14,5 X 21,5
santim ölçülerindeki eser, sert kapaklı cilt içerisinde 448 sayfadır. Eğitim
Dostları Vakfı’nın 5 numaralı yayını olan kitabın editörlüğünü Prof. Dr. Serap
Taşdemir üstlenmiştir.

Kitaptaki ana
bölümlerin ve ara bölümlerden bâzılarının başlıkları: Unutulmaması Gerekenler Adına: *Durum Bilgisi. *Siyâsî ve Sosyal
Durum. *Osmanlı Devletine Karşı Oluşan Cepheler.*Türk Askerinin Savaştığı 6
Cephe. Düşünmek ve Paylaşmak Adına: *Atatürk’ün
Liderliği ve Kazandırdıkları. *Emperyalizmin Açık ve Örtülü Yöntemleri. *Türklüğün
Rûhu / Mustafa Kemal Paşa. *Atatürk’ü Anlamak İçin. Medyanın Bilinçli Yayınlarından: *Gençliğe Hitâbeyi Kim Yazdı? Târihten Gelen Uyarılar: *Mustafa Kemal
Paşa’nın Sivas Kongresini Açış Konuşması. *Atatürk’ün Gençliğe Hitâbesi.

Eserin son
bölümünde bu tür eserlerin ‘olmazsa olmaz
mesâbesindeki mütemmim cüz’ü ‘Kişi Adları
Dizini
’ yer alıyor.

Eserden tadımlık bir bölüm:

Osmanlı
Devleti’nin orduları terhis edilmiş, silâhlarına el konulmuş, ülke toprakları
Birinci Dünyâ Savaşı’nın galip devletleri tarafından paylaşılmıştır. Osmanlı
zihniyetindekiler; ‘İngiliz himâyesini
istemek
’, ‘Amerikan Mandasını
kabullenmek
’ gibi çürük çözümleri konuşurken Atatürk aydınlığa çıkışın
plânını açıklıyordu:  

Efendiler, ben bu
düşüncelerin hiçbirinde isâbet görmedim. Çünkü bu düşüncelerin dayandığı bütün
deliller ve mantıklar çürüktü, temelsizdi. Gerçekte içinde bulunduğumuz o
târihte, Osmanlı Devleti’nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı. Osmanlı
memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata
yurdu kalmıştı. Son mesele bunun da taksimini sağlamaya çalışmaktan ibâretti.
Osmanlı Devleti, onun istiklâli, padişah, halife, hükümet, bunların hepsi anlamı
kalmamış birtakım boş sözlerden ibâretti.

Neyin ve kimin
dokunulmazlığı için, kimden ne gibi yardım sağlanmak isteniyordu?

O hâlde ciddî ve
gerçek karar ne olabilirdi?

İşte, daha
İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak
basar basmaz uygulanmasına başladığımız karar, bu karar olmuştur.

Ya İstiklâl, Ya Ölüm!

Bu kararın dayandığı
en güçlü muhakeme ve mantık şuydu:

Temel ilke, Türk
milletinin haysiyetli ve şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak
tam istiklâle sâhip olmakla gerçekleştirilebilir. Ne kadar zengin ve bolluk
içinde olursa olsun istiklâlden yoksun bir millet, medenî insanlık dünyası
karşısında uşak olmak mevkiinden yüksek bir muameleye lâyık görülemez.

Yabancı bir devletin
koruyup kollayıcılığını kabul etmek insanlık vasıflarından mahrûmiyeti,
güçsüzlük ve miskinliği itiraftan başka bir şey değildir. Gerçekten de bu
seviyesizliğe düşmemiş olanların, isteyerek başlarına bir yabancı efendi
getirmelerine asla ihtimal verilemez.

Hâlbuki Türk’ün
haysiyeti, gururu ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür. Böyle bir millet esir
yaşamaktansa yok olsun daha iyidir!

O hâlde, ya istiklâl, ya ölüm!

İşte gerçek kurtuluş
isteyenlerin parolası bu olacaktır. Bir an için, bu kararın uygulanmasında
başarısızlığa uğranacağını farz edelim. Ne olacaktı? Esirlik!

Peki efendim. Öteki
kararlara boyun eğme durumunda sonuç bunun aynı değil miydi?

Şu farkla ki,
istiklâli için ölümü göze alan bir millet, insanlık haysiyet ve şerefinin
gereği olan bütün fedâkârlığı yapmakla teselli bulur ve hiç şüphesiz, esirlik
zincirini kendi elleriyle boynuna geçiren miskin, haysiyetsiz bir millete
bakarak dost ve düşman gözündeki yeri bambaşka olur.

Sonra, Osmanlı Hânedan
ve Saltanatının devam ettirilmesine çalışmak, elbette Türk milletine karşı en
büyük kötülüğü işlemekti. Çünkü millet her türlü fedakârlığı göze alarak
istiklâlini kazanmış olsa da, saltanat sürüp gittiği takdirde, bu istiklâle
kazanılmış gözüyle bakılamazdı. Artık, vatan ve milletle hiçbir vicdan ve fikir
bağlantısı kalmamış bir sürü delinin, devlet ve milletin istiklâl ve
haysiyetinin koruyucusu mevkiinde bulundurulmasına nasıl göz yumulabilirdi?

Halifeliğin durumuna
gelince, ilim ve tekniğin nurlara boğduğu gerçek medeniyet dünyasında gülünç
sayılmaktan başka bir yanı kalmış mıydı?

Görülüyor ki, verdiğimiz
kararın uygulanmasını sağlayabilmek için daha milletin alışkın olmadığı bazı
konulara dokunmak gerekiyordu. Ortaya atılmasında, kamuoyu bakımından büyük
mahsurlar doğuracağı sanılan hususların dile getirilmesinde kaçınılmaz bir zarûret
vardı.

……….

Son sözlerimi özetlemek
gerekirse, diyebilirim ki ben, milletin vicdanında ve geleceğinde hissettiğim
büyük gelişme kabiliyetini, bir millî sır gibi vicdanımda taşıyarak, yavaş
yavaş bütün bir topluma uygulatmak mecburiyetinde idim.’

Prof. Tural,
eserinin sonraki sayfalarında Atatürk’ün bu mecburiyetinin gereklerini nasıl
tek tek yerine getirdiğini üstat kimliğiyle okuyucuya sunuyor.

Aziz ve necip
milletimiz, günümüzde kültür saldırılarına mâruz bulunmaktadır. Üstat Tural,
heyecanla ve veciz sözlerle milletimize, özellikle gençliğimize; Türkiye
Cumhuriyeti’nin bağımsızlığının ilelebet devamı için şuur, heyecan ve güç
takviyesi sunuyor.

Okumak gerek…

EĞİTİM
DOSTLARI VAKFI.

 Konur
2. Sokak Nu: 36/11 Kızılay, Çankaya ANKARA bilgi@eğitimvakfi.org.tr

********************************************************************

Şiir İkliminde Birkaç Saat

Berceste
satırlarla dolu eserde ele alınan konular:

*Şiir
Bahçesine Girmeyi Denemek. *Bedrettin Keleştimur Diyor ki. *Bu Yayına İlişkin
Birkaç Cümle. *Edipler de Bilgelerdendir.  *Şiir Konulu Sohbet. *Nazmı Var Eden Yapı
Malzemesi. *Şiirle İlgili Bir Mülâkat (Lütfti Parlak) *Ezelî Tartışma veya
Mazmun, Şiir, Şiirde Ses ve Ölçü Üzerine Bir Söyleşi (Ayşe Öztekin). *Yayımlanmamış
Kitaptan. *Şiir ve Mûsikinin Yoldaşlığı Üzerine Sorular (Özgen Gürbüz). *Senin
Sırrını Anlayabilseydim. *Yayımlanmamış Kitaptan. *Kitaptaki Bazı Kavram ve
Terimler İçin Sözlük. *Sâdık Tural’ın Yayınları. *Kişi Adları Dizini.

Kitap, aynı
zamanda bir bilgi hazinesidir: ‘Edipler
ve bilginler
’, ‘Zevk değişimlerinin
kültür tabakalarındaki çeşitli değişimlerin şiir adlı çok özel dünyâda da
farklı yapılanmalara yol açışı
’, ‘İç
aynanın, öz-ben’in aracılığıyla duyarlılığa bağlı yansımaları
’, ‘Zekâ, akıl, duygu, hayal, hâfıza, iman, ilham, zevk, sezgi, tefekker
ve beyan (ifâde) adlı ana merkezlerin işlerliği
’, ‘İnsan adlı özel varlık’,
İnsan zekâsının bir fakültesi olan inanmak…’,  ‘Âdem
ve Havvâ’nın çocuklarını çevreleyen etik, epik, ve etnopolitik kodlar
’, ‘Bediî tefekkür’, ‘Muhammed Şehriyar ve Heydar Baba’ya Selâm isimli şiiri, ’, ‘Fuzûlî ve şiirleri’, ‘Kanûnî Sultan Süleyman’ın Fuzûlî’ye
hayranlığı ve ihsanı
…’, ‘Leylâ ile
Mecnun edebiyatı
…’, ‘Newton’dan yüz
yıl önce yer çekimi kanunundan söz eden Karacaoğlan
… Ve… İbdülemin Mahmud
Kemal İnal’dan bir berceste: ‘Klasik
edebiyatımızın bir şiirini, bir gazelini, bir kasidesini aldığınız zaman,
bilmelisiniz ki o biraz da süslenmiş-püslenmiş bir hanıma benzer. Birçok
yanlışı / eksiği kapatılmıştır. Halbuki halk şiiri ve mûsikîsi sâdedir; ondaki
sâde ve tabîi güzelliğin farkına varıp onu anlıyorsanız, doyumsuz hazzına
varırsınız
.’  

Başka
kaynaklarda bulunamayacak benzeri bilgiler, sebil pınarından hâfızalara,
gönüllere ve ruhlara coşkun ırmaklar gibi akıyor… akıyor…

Lütfü Parlak,
Ayşe Öztekin ve Özgen Gürbüz ile yapılan röportajlar, aynı birer bilgi / kültür
pınarıdır. Husûsen Özgen Gürbüz, sorduğu sorularla, Prof. Tural ise verdiği
cevaplarla Türk müziğini, yıllar öncesindeki sultanlar tahtına yerleştirmenin
yollarını, imkânlarını araştırıyorlar. Okuyanlar, başarılacağına inanıyor.

Mûsikîmizle,
şiirimizle, kültürümüzle ilgilenen herkesin, özellikle gençlerimizin zevkle
okuyacakları, okumaları gereken eser; 13,5 X 21 santim ölçülerinde, 172
sayfadır. Editörlüğünü Hatice Ayan deruhte etmiştir.

İM
AJANS:

 Cinnah
Caddesi, Kırkpınar Sokak No:8/4 Çankaya, Ankara. Telefon: 0.312 465 00 90
Belgegeçer 

0.312 465 00 91 e-posta: info@imajans.com.tr // www.imajans.com.tr     

Önceki İçerikMeral Akşener Ne Yapmak İstiyor?
Sonraki İçerik2023’te Cumhurbaşkanı Seçmek İçin Bir Daha Düşünmek!
Avatar photo
28 Kasım 1938 tarihinde Bafra’da doğdu. İlk ve ortaokulu doğduğu şehirde bitirdikten sonra Ankara Ticaret Lisesi ve Ankara İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi’nde okudu. İş hayatına Ankara’da muhasebeci olarak başladı. Ankara ve Karabük’te; muhasebeci, mali müşavir ve profesyonel yönetici olarak devam etti. İstanbul’da, demir ticareti ile meşgul oldu. SSCB’nin dağılmasından sonra Türk Cumhuriyetlerinde sanayi yatırımları gerçekleştirmek üzere çok ortaklı şirket kurdu. Şirketin murahhas azası olarak Azerbaycan’da ve Kırım’da tesis kurup çalıştırdı. 2000 yılında işlerini tasfiye etti. İş hayatı ile birlikte yazı hayatı da devam etti. İlk yazısı 1954 yılında Bafra’da yayımlanmakta olan Bafra Haber Gazetesi’nde başmakale olarak yer aldı. Sonraki yıllarda İlhan Egemen Darendelioğlu’nun Toprak Dergisi’nde, Son Havadis ve Tercüman gazetelerinde yazıları yayımlandı. Türk Ocakları Genel Merkezinin yayımladığı Türk Yurdu dergisinde yazdı. İslâm, Kadın ve Aile, Yörünge, Ufuk, Emelimiz Kırım, Papatya, Tarih ve Düşünce, Yeni Düşünce, Yeni Hafta, Sağduyu, Orkun, Kalgay, Bahçesaray, Türk Dünyâsı Târih ve Kültür, Antalya’da yayımlanan Nevzuhur, Kayseri’de yayımlanan Erciyes ve Yeniden Diriliş, Tokat’ta yayımlanan Kümbet, Kahramanmaraş’ta yayımlanan Alkış dergilerinde, Dünyâ ve Kırım’da yayımlanan Kırım Sadâsı gibi gazetelerde de imzasına rastlanmaktadır. Akra FM radyosunda haftanın olayları üzerine yorumları oldu. 1990 – 2000 yılları arasında (haftada bir gün) Zaman Gazetesi’nde köşe yazıları yazdı. Hâlen; Önce Vatan Gazetesi’nde, yazmaktadır. Oğuz Çetinoğlu; Türk Ocağı, Aydınlar Ocağı, ESKADER / Edebiyat, Sanat ve Kültür Araştırmacıları Derneği ve İLESAM / Türkiye İlim ve Edebiyat Eseri Sâhipleri Meslek Birliği Üyesidir. Yayımlanmış Kitapları: 1- Kültür Zenginliklerimiz: (2006) 2- Dört ciltte 4.000 sayfalık Kronolojik Tarih Ansiklopedisi: (2008 ve 2012), 3- Tarih Sözlüğü: (2009), 4- Okyanusa Açılan Kapılar / Tefekkür Mayası Röportajlar: (2009). 5- Altaylardan Hira’ya Türk-İslâm Dostluğu: (2012 ve 2013), 6- Bilenlerin Dilinden Irak Türkleri: (2012), 7- Türkler Nasıl ve Niçin Müslüman Oldu: (2013), 8- Türkmennâme / Irak Türkleri Hakkında Bilmek İstediğiniz Her Şey: (2013). 9- Türklerin Muhteşem Tarihi: (Nisan 2014 ve Nisan 2015) 10- 115 Soruda Türk İslâm-Âlimi Mâtüridî (Röportaj): 2015) 11- Cihad – Gazi – Şehid: Kasım 2015. 12-Yavuz Bülent Bâkiler Kitabı (2016 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 13-Her Yönüyle Kâzım Karabekir (2017 Mehmet Şadi Polat ile birlikte) 14-Dil ve Edebiyat Dergisi / İlk 100 Sayı Bibliygorafyası (2017 Mehmet Şâdi Polat ile birlikte) 15-Büyük Türk İslâm Âlimi Serahsî (2018), 16-Âyetler ve Hadisler Rehberliğinde Kutadgu Bilig’den Seçmeler (2018), 17-Edib Ahmet Yüknekî ve Atebetü’l-Hakayık (2018), 18- Büyük Türk İslâm Âlimi Mâtürîdî (2019), 19-Kâşgarlı Mahmud ve Dîvânu Lugati’t-Türk (2019). 20-Duâ / Huzura Açılan Kapılar. (2019) 10-Yesevi Yayıncılık, 12-Yakın Plan Yayınları, 13-Boğaziçi Yayınları, 14-Dil ve Edebiyat Dergisi, diğer kitaplar Bilgeoğuz Yayınları tarafından yayımlanmıştır.