Popüler Kültürünüz Ne İse Siz O sunuz -3

66

 

Türkiye’nin popüler kültürle ilgilenmesi ve popüler kültür üretmesi hayati derecede önemlidir. En azından kendi insanının bin bir emek ve beklentiyle açtığı işyerine ‘Rain Kuaför’,’Cafe House’, ‘Centır’ gibi isimler vermesini anlayıp yönlendirebilir.

Gençler kahvehaneye gitmiyor ama cafeye gidiyor. Çünkü orada onun beklentilerine ve hayat algısına uygun bir ortam var.

İşyerinin adı ‘Yağmur Berber’ iken ‘Rain Kuaför’ yapan arkadaş şimdi işlerim açıldı, müşterim fazlalaştı diyorsa; sokaklar, mahalleler, şehirler yabancı tabeladan geçilmiyorsa ve hatta anne babalar çocuklarının ismini yabancı isimler arasından seçmeye başlamışlarsa buna hiç kimsenin nemelazım deme lüksü olamaz

Şunu kabul edelim; bizim ciddi ve kronik manada popüler kültür sorunumuz var. Çünkü medeniyetimizle aramızda hafıza sorunu var, çağdaş hafızayla günümüz insanı arasında sorun var.

Maalesef Osmanlı ile Cumhuriyetin bağlarını kesme çabası bizi kültürsüz bir toplum yaptı. Bu nedenle toplum kültürsüz ve bu nedenle kültür bu toplumun çatışma alanlarından biri oldu. Siyaset bile bu çatışma üzerinden sürdürülüyor ve toplumu ortak bir kültür paydasında buluşturmak her geçen gün biraz daha zorlaşıyor.

Bu topraklar kendi kültürünü yeniden üretemez, yeniden insanına tanıtamaz ve yaşatamazsa bu toprakların insanlarının başka popüler kültürlerin insanı olduklarını görürüz.

Batı kendi kültürünü çok daha fazla üretiyor ve hatta bütün dünyaya dayatıyor. Biz kendi popüler kültürümüzü üretmekten aciz bir toplum olduk. Bu yüzden medeniyetimizi yeniden inşa etmenin yolunu bulamıyoruz.

Ülkenin geleceği üzerine kafa yoran insanlar, sivil kurumlar, belediyeler ve devlet toplumun kültüre olan ihtiyacını görmeli ve onu karşılayacak tedbirleri almalıdır. Sanata takılıp kalıyoruz, sanat kültürü taşımak için gereklidir ama sanatın milli kültür kaygısı olmaması ne acı!

Bir zamanlar tekke ve zaviyeler vardı ve bu kurumlar dini bilgilerin yanında birer kültür kurumu olarak işlev görürlerdi. Bu gün dini hassasiyeti başat unsur yapan sivil oluşumlar günümüz insanının ihtiyacı olan popüler kültürü üretmeyi esas almıyorlar, kuru bilgi ve rükünler ile dar görüşlü, hoş görüsüz ve hatta mütecaviz yapıda insanlar yetiştirerek hayatın pratiği olan dinden kitleleri uzaklaştırıyorlar.

Mevlana, Yunus Emre, Nabi, Itri, Evliya Çelebi yılları ilan ediliyor, 2013 yılı Piri Reis yılı ilan edildi. Muhtelif anma günleri ve haftalar düzenleniyor. Bu yıllarda, gün ve haftalarda kim ne yapıyor? Bu vesilelerle yeni nesle yüksek kültürden kim hangi popüler kültürü üretiyor ve üretti? Her şey bir törenle başlar ve bir başka törenle biter. Biten törenle birlikte gün biter, hafta biter, yıl biter ve bütün sorumluluklar biter, her şey rahmetliyi anmak üzeredir, o cevherden yaşama katılacak bir değer üretilmez, sonra da nesil bozuluyor, toplum yozlaşıyor diye en önde feryat figan eder.

Benim asıl söylemek istediğimi sanırım şu örnek daha iyi açıklar; ‘Gülnihal’ Itri’nin bestesiydi, besteyi orijinal haliyle gençlere benimsetmek imkânsızdı ama rahmetli Barış Manço’nun esere kattığı yorum onu gençlerin diline ve gönlüne yerleştirmeye yetip artmıştı.

Mevlana yılını kutladık. Bu kutlamaların öneminin idrakinde olsaydık bir yıl boyunca onun hayat felsefesinden günümüz gençlerinin sorunlarına ne çözümler ürettirdik… 20 senedir Ahilik kutlamaları yapılıyor, bu kutlamalarda günümüz esnafının sorunlarına hangi çözümleri üretebildik, ilmi yönü dahi olmayan nostaljilerle günü kurtarıyoruz.

Mevlana yılında Mesneviyi okutabildik mi, Şemsi ve Makalatını tanıtabildik mi? Bu bir ilim ve inanmışlık meselesi. Milletinin geleceğinden kaygısı olmayanların anlayabilecekleri bir şey değil, çocuklarının yabancılaşıp yok olmasına alkış tutanların umursayacağı bir şey değil. Çünkü onlar binmişler bir alamete gidiyorlar ama akıl ve izan sahipleri siz ne yapmayı düşünüyorsunuz

Elbette bu işler bireysel düşüncelerle olmaz, bireysel düşünce, endişe ve arayış ve üretimlerin birikip iktidarı, siyasileri, sivil toplumu ve devleti etkilemesiyle olur. (bitti)